VAKUMLU ŞİİR

külüm için biriktirdim dünyanın onca ateşini
ciğer delen soluğuyla kelimelerimin
sönmesin diye üfleyip durdum

yıkılmadan hayatın köprüsü içimin rüzgarıyla
geçmek istedim sarsak adım çabucak
hayat evcil bense yalnız bir kurttum

sızlıyor derimde günün yanıkları şimdi
savrulup gitmiş dört yana gecenin uyanıkları
birinin çığlığını ötekinin yankısında duydum

işte orada duruyor haşlanmış kurbağalar
masalın çıkış kapısında olandan habersiz öküz
ah kitap okurken içi geçen çocuklara uydum

alfabem için biriktirdim ıslanmış harfleri
elif kederden nun neşeden bir başkası utançtan
parmak uçlarımın harlı sobasında tek tek kuruttum

cıva buharına dönüştüm kısa bahardan kışa
arka bahçelerini aydınlattım anlaşılmazlığın
sonra bir kil oldum bir su bir kum

yıkık surlar kök–hüzne boyar büyük resmi
boşluğun azalışı yarım kalır kırılmış çekiçle
bak sen öyle bir anda usulca gözünü yum

çıkıp gelmişliğe yordum hayrı bunca zaman
daradan düşün beni, araf’a atın beni
veyl! o güzelim hiçliği böyle niçin yordum

soruyorum sana ey tatlı ve haklı ölüm
gözlerime kandil olmuşken nedir bu şimdi
etrafını ışıtmaktan aciz titrek mum

isterdim akıl terketsin beni su koysun gönül
bir dünyaya bir ben ne kadar çoksa o kadar çok
büyümeyi kurdum

(*) müzik: jan garbarek, anouar brahem, shaukat hussain, “sebika”, madar.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: