SONE MONE YAHUT SONNET MONET

tımbır icat oldu mertlik bozuldu! ff ve tw görgüsüzlüğünden sıkılıp blogistana dönüş hazırlıklarına geçerken tımbır’ın kapısından içeri süzülmek benim için hiç iyi olmadı. çağımızın en temel hastalığı olan hız, blog dünyasının cazibesini öldürdü. kimsenin ne doğru dürüst blog yazdığı var artık, ne okuduğu, hele ne de yorum yazdığı. bundan ben de nasibimi bolca aldım, alıyorum. cesur değilim maalesef, yoksa çoktan “sosyal medyanıza da size de!” deyip iz toz bırakmazdım. ne yaptım böyle yapacağıma: tımbırdayıp duruyorum, kırk yılın başında bloglarımdan birine uğruyorum, blogistan ahalisinden bir iki kişinin kapısını çalıyorum nadiren, ff’yi hepten boşladım, tw’da da kör topal ses ediyorum. sonuç: bloglarımda in cin top oynuyor.

bilgisayarımda da esaslı bir temizliğe giriştim, ne var ne yok bütün eski püsküleri atıyorum çöpe. temizlik harekâtı esnasında az önce shakespeare amcamın bir sonesine rastladım. 139’uncu sone. kıyamadım, buraya alayım dedim. nasılsa kimse okumaz benden başka, onun için münasebetsiz  anlamlara da yorulmaz. sevgiymiş aşkmış, hadi canım sen de deyip geçen biriyim ben artık. yeterince kan revan içinde kalmışım. shakespeare gibi amcalara havale etmişim böyle fani mevzuatı. aşmışım öyle tuzakları 🙂

139. SONE
ah, sen kalbimi ezdin geçtin gaddarlığınla;
şimdi üstüme atma tüm kötülüklerini!
beni gözünle değil, şu dilinle yarala,
hileyle değil, gerçek gücünle öldür beni.
gözüme baka baka, “sevdiğim başkası,” de;
canım, başka bir yana çevirme o bakışı;
türlü aldatmalarla yaralamak da niye,
zaten savunma gücü nedir ki sana karşı?
seni bağışlasam mı? ah, sevgilim bilir ki
güzelim bakışları olmuştur bana düşman.
düşmanları hep benden öteye çevirir ki
başkaları devrilsin o amansız oklardan.
vazgeç, işte ben artık yarı ölüyüm ama,
bak da büsbütün öldür beni, son ver acıma…

Reklamlar

9 Yanıt to “SONE MONE YAHUT SONNET MONET”

  1. TubaTunçoktay (@HayalAdasi_) Says:

    tumblr’daki blogda son günlerdeki kuru kalabalıktan şikayetçiydim ben de hatta tazelenmek belki de biraz format değişikliği yapmak için kapattım accountumu. ne yazmalı diye düşündüm denizi çok yazmıştım, yelkeni, belki biraz özeli derinleri… bu paylaşımlar her yere çekilebiliyor saydamlaşıyorsun ister istemez… hayaladası tekrar yayında 1 hafta aradan sonra daha çok müzik ve seyahat içerikli temelin yine hayaller üzerine kurgulanmış. sanal ortamda dileyen dilediği kadarını paylaşır elbet. dilerim birbirimize esin vermeye ilham kaynaklarını paylaşmaya her daim devam ederiz. bunların formatları değişebilir ki değişmeyen tek şey de değişimdir klişesiyle selam olsun hafifabi 🙂 takipteyim.

  2. Passive Apathetic Says:

    “beni gözünle değil, şu dilinle yarala,
    hileyle değil, gerçek gücünle öldür beni.”

    En yaralayan da bu sanırım, sevdiğinin seni gerçek gücüyle öldürmeye dahi tenezzül etmemesi, illa öldürecekse çıplak elleriyle değil de, ne bileyim, suyuna arsenik katıp öldürmesi.. Ne diyeyim. İnsan böyle işte.

  3. gregorumsamsam Says:

    ben okudum merkez. stop.

  4. metin Says:

    sevgili tuba,

    tımbır ergen ağırlıklı bir ortam sanırım, bilmiyorum, sadece bir tahmin. tımbır sayfamı iki nedenle açmıştım: 1) görsel kullanımına bs ve wp gibi bloglara göre çok daha uygun olduğu için, 2) ismiyle müsemma nedenle.

    ama sonradan başlangıçtaki amacım yoldan biraz da olsa saptı. tımbır sayfam gittikçe bloglarımın yerini alır oldu. bloglarımı diriltme isteğimse pek kalmadı açıkçası. gittiği yere kadar gidecek artık sosyal ortamdaki varlığım.

    zaten bu arada başlangıçta asla ve kat’a istemediğim birşey oldu: birkaç kişi kazara, iki kişi malum nedenle, bir kişi sonradan patronum olarak, birkaç kişi de gönül rızamla “gerçek” kimliğimle tanıştı. ben en başından bugüne, her ne kadar gerçek adımı da kullandıysam, yapboz parçacıkları halinde de olsa sayısız kez “gerçek” hayatımdan kesitler, ipuçları, parçalar sergilediysem, asla olduğumdan farklı biri olarak kendimi lanse etmediysem bile, bu, gündelik ya da değil, hayatımın yalnızca bana ait olan, kamuya açmamın manâsız olduğu vechelerini sosyal medyadaki kimliğimin izdüşümleri haline getirmemi gerektirmezdi, gerektirmedi ve yapmadım da bunu. üç kişiyle olan iletişim kazalarım dışında. ama bu kazalar beni epeyce yaraladı ve hayattan soğuttu. hem “gerçek” hem siber hayattan. ayaktayım gerçi. ama tadı kaçtı epeyce.

    biraz da bu nedenle eski tadım yok. yine de yılmak yok, yola devam 🙂

    bu sosyal medya sosyalliğinden sıtkım sıyrılana kadar 🙂

  5. metin Says:

    ah sevgili pa hanımcığım, “aynen öyle” diyorum başka şey demiyorum 🙂

    olanla ölene çare yok derdi annem. yok hakikaten.

  6. metin Says:

    gregorum, sağolasın. seni burada görmek de güzel yav 🙂

  7. metin Says:

    ilk yorumuma ek:

    hayatın cilvesi işte, bir yıl sonra falan, hiç istemediğim şey, bu kez tümüyle gerçekleşecek. en azından bazılarınızla bir pansiyonun bahçesinde karşılaşacağız 🙂

  8. Arzu Says:

    Sessiz sesiz duruyorum ama yazılarınızı elimden geldiğince okuyorum, bu hoş müzikleri daima dinliyorum. Evet eskiden buralar dutluktu; şimdi öyle değil..
    Ama o kadar hızlı koşuyoruz ki; zaman zaman yavaşlayıp, ruhunu beklemek istiyor insan.. Bu blog öyle bir yer işte benim için..

  9. metin Says:

    Sözlerinizin başı da sonu da beni çok mutlu etti Arzu. Çok sağolun.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: