Archive for Temmuz 2011

AYNA AYNA, SÖYLE BANA, EN GÖRÜNMEZ KİM ŞU DÜNYADA?

Temmuz 15, 2011

“kırık bir aynada baktınız mı kendinize hiç, ne gördünüz?” diye sormuşumdur bir kitabımda. bunu hep, hep sorarım, ayna bazen kırık olur bazen olmaz. ayna mı kırıktır sahi, yoksa aynaya yansıyanlar mı, aynanın dışındaki dünyanın kırılgan bütünlüğü mü yoksa? yoruma açıktır bu soru, belki de hepten kapalıdır.

bir metnimdeyse “bekler ki hiçbir ayna kendinden başka şey göstermesin ona, hatta kendini bile.” dediğim olmuştur. olur mu olur.

bir vakit, borges’in “ayna ve maske”sine paralel bir hikâye yazmaya koyulmuştum, yarım kaldı: “maske ve ayna”. lâkin bir de dehliz vardır değil mi? dere tepe düz gidin, bir arpa boyu yol tepin, varacağınız yerde tıpkı yola revan olduğunuz yerdeki gibi sizi bu üçlünün hakikati karşılayacaktır: suretle içiçe geçmiş maske, gözlerinizin içine bakan ayna, çıka çıka bir tatar çölünün ilk kum taneciklerine çıkan bir dehliz. alan parker’ın “angel heart”taki repliğine tam katılmıyorum; gözlerinizin içine bakan, yansımanız değildir, bizatihi aynanın kendisidir bana kalırsa çünkü.

slavoj žižek, lacan’dan nakleder: “aşılamayan şeydir ayna. ve iştirak ettiği tek düzenleme, nesnenin ulaşılamazlığının örgütlenmesidir.” ve ekler: “(…) bu yüzey, bir nevi gerçeklikteki ‘kara delik’ olarak, ötesine ulaşmanın imkansız olduğu bir sınır olarak işlev görür.”*

yine kendime vereyim sözü: “içoğlanı değil miydik nazarsız sarayın cümlemiz / aynalar içre sedasız bir güruhtu kellelerimiz”

***
aslında bu metni hafif abi lugatimin bir maddesi olarak yazmalıydım. neyse, yazarım onu da, “ayna”sız bir lugat eksik bir lugattir çünkü.

şimdi şerefe! soğuk yemek’in bu üçüncü döneminin ilk yazısının şerefine! hadi bakalım!

(*) slavoj žižek, “kırılgan temas”, metis, 2006, s. 118.

Reklamlar