Archive for Ağustos 2010

S’AĞ TABAKASI

Ağustos 9, 2010

en çok yaralandığı yerden yaralanır bir adam
en çok içtiğinde en ayık oluşu gibi
neyse ki uzaklık bir acı ilaçtır bazen
ve yüzler bütün kareleri kara birer bulmaca
ve insanlar konuşur gibi yapar –ne gam

bir kış uyur gibi yapar ki kar üşütmesin kalbi
bir kışın kalbi bütün üşüyenlerindir matruşka!
sarhoşken çatmıştım bu bulmacayı ben
en iri baktığımda en yaralandığımdı
neyse ki yoktur kadınlar gözümü yumduğumda

o adam bendim bütün gecikmiş saatlerde
yarı-doğrunun yok-uzaya bükülmüşü
varsayılmıştım hipotezdim ispatlanamamıştım
gölgemi sızmıştım bir hopper resmine
neyse ki boş adımlarla gezerler galerileri

onca aşk tek bir uçurum adımı içinmiş
al çarp başına şimdi bu katır kutur şiiri
en çok kanadığı yerden ayılır bir adam
en sevişken olduğunda ayrıldığı gibi ikiye
neyse ki kırılmıştır bütün bunların kalemi

şimdi dört işlemin dördünde de boş bir toplam

(*) müzik: bob dylan, “like a rolling stone”, highway 61 revisited.

TEĞET (2)

Ağustos 9, 2010

(…)

kime aitsin sen?
gerçek misin?
çiçekleri, hayvanları, kuşları düşünüyorum
hepsi de göründüklerinden daha iyi
o kadar da gerçekler ki.

bir kadın olmaktan başka birşey
gelmiyor elinden. hepimiz birşeyler
olmak üzere seçilmişiz. örümcek, aşçı.
fil. herbirimiz bir sergiye
asılacak birer tabloyuz sanki.

— şimdi ise tablo, sırtı üzerinde döner,
dirsek üzerinde bir tur atar
yarım bir ağız, bir göz ve galiba
bir burun görebiliyorum
gerin görünmüyor, saklanmış durumda
ama senin çağdaş, yaşamakta olan modern
bir çalışma olduğunu biliyorum
belki ölümsüz değilsin
ama biz sevmiştik.

lütfen horlamana
devam et.*

(*) bukowski, “günler tepelerden aşağı koşan vahşi atlar misali”, ss.63-64, parantez yayınları, 1994.
(**) arianna savall, “mester d’amor”, bella terra.

TEĞET

Ağustos 9, 2010

içimizdeki yaşama ve ölme imkânsızlığının boğduğu melodinin yanında bütün melodiler nedir ki!*

(*) cioran, “burukluk”, metis yayınları, 1993.