ABSÜRD’E ÖVGÜ

ne kadar yorucudur başkasında ölmek… aynı gökyüzünün esirleri olmak daha da yorucu. “söylediğin sözcükler bu göğün yalın hüznüyle örtüşmüyor.”  diyen pavese de gördü sonunda: insanın yarattığı gökyüzü, insanın yarattığı yeryüzünün basit bir içbükey aynasıdır epi topu. ve kelimeler, hangisinin görüntü alanına gireceğini bilemeden, kararsız, öyle uçuşurlar havada. ağızdan çıkar çıkmaz öksüzleşen bütün kelimeler.

nasıl da çoğulluğun nötr erdemine övgüdür başkasında ölmek. özverinin ağırbaşlı gözüken ama taşkın bir sevinçle hoplayıp zıplayan fener alayı korteji gibidir. bir de ne anladığına bağlıdır yoruculuktan. bazıları ancak tatlı bir yorgunluğun bedenini ve ruhunu dinlendirebildiğini bilir, tecrübeyle sabittir. kimileri içinse ölümcüldür bu. ölümcül bir çabayla ölmek –ne ironi ama!

başkasında öldüğün zamanlarda kelimelerin nereye saklandığını biliyor musun? hangi kuytu köşene? oradan nasıl çıkarlar tekrar günyüzüne peki? sahipsiz midirler? başıboş mudurlar? serseri midirler? yoksa efendi zaten onlar mıydı? köpekleri mi zincirden boşandı? zincir her seferinde kopuyor mu, o kadar mı çürük?

adını koyduğunda insan, kirlendi gökyüzü. insan yapısı isimlere sığmayan o varlığından hayli değer kaybetti. manâ kazandırdıklarını zannederken değer kaybettirdikleri için insanların aklına düşmüş müdür hiç yas tutmak? bir de yerçekimi olmasa, hepten ihanet edeceğiz toprağa. adını “yeryüzü” koyduğumuz, ama yüzüne tenezzül edip de bakmadığımız, baksak da görmediğimiz toprağa. başımızı çevirdiğimizde “yukarı”ya, gördüğümüz o işte bir aynadan. bizim mavimiz toprak rengi. “mavi” kelimesinde mavi yok. yeşil kelimesinde yeşilin hiçbir tonunu göremeyeceğiniz gibi tıpkı.

başkasında ölürken renkleri de vaktiyle yanlış okumuş olduğumuzun resmidir bu. farkındayım, aklınız karıştı. karışsın diye yazdım böyle zaten. kimde öldüğünüz, ölüp ölmediğiniz, hangi rengi öldürdüğünüz, hangi renkte öldüğünüz, yukarısı, aşağısı, yorgunluk, kelimeler, isimler, boşanmış zincirleriniz, bu saçmalık, bu otomatikmiş taklidi yapan yazı… hepsinin farkındayım.

aklınız daha da karışsın. dileğim bu.

“toprağın üzerinde boyanmış bir güneş”. aragon’un bu mısraını da araya sokayım. aklınız karmakarışık olsun.

yorulun. daha iyi yorulun.

(*) chris rea, “road the hell (part 1)”, the road to hell.

Reklamlar

3 Yanıt to “ABSÜRD’E ÖVGÜ”

  1. metin Says:

    Cano Hanımcığımın ve sevgili Azad yoldaşımın şerefine…

  2. çuvaldız Says:

    Maviyi bir tutam güneşle harmanlarsanız , yeşil,
    Günbatımını bir tutam gökyüzü ile harmanlarsanız, gece,
    Ben’i sen’le şefkatle harmanlarsanız, biz,
    Biz ise harmanlanmaz, ancak aşk ile ölür…
    Aşk ile ölünce her şey tek renk, gökkuşağı.

    Kirlenen İnsan.

    Absürd bu ya..donanı kar’la ovarlar!

  3. azade Says:

    absürd değil, ezeli paradoks bu. çünkü absürd, kelimelerle oynayabileceğini zannedenin oyundan atılmasıdır; varlığa değmez bile. oysa kelimeler ayartır bizi, tuzağa düşürür, avcı iken av olursun; bir kelime olarak, “metin” yahut “azade” olarak kabul ederler seni.

    evet paradoks. bir dostumun “kıyı yoksa deniz iyidir” dediği. ama deniz var ve kıyı/dil hep olacak. anlam, her zaman “arada”, oyunda değil oynayışta olduğu için; sonu hep “mat” olduğu için; isimlendirdiğimizde “son ânı avucumuzda kalan” bir ölüm olduğu için belki. tam da o yüzden, ne yanlış bir okuma ne de yanlış bir ölüm olur; deniz yine dalgalanır, renkler değişir ve yeniden ölebileceğimiz kişiler/isimler kıyı-lır sadece.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: