KAPI

oradasın. biliyorum. oradasın. bir de orasının neresi olduğunu bilsem. “insanlar ölümden korktuklarından fazla korkuyorlar aşktan” dermiş james baldwin. oysa nilgün marmara diliyle, “artık yükselemez ay, dönmüyorum çünkü / en uzun sürenden”. yaşamak için fazlaca ışıdım, karanlık koruyamaz oldu karanlık yanımı, aşk dedilerdi buna, inandım, çok inandım, eksildim, öyle eksildim ki kalmadım bile. idris küçükömer gibi kargaların seslerinin altına gömülmek mi tek istediğim, evet öyle. yankısız kelimelerin şövalyesi, dünya hayat bulalı beri devinip duran rüzgarın sesiyle sevişen yeldeğirmenlerinin gönülsüz sözcüsü, kitap kokusuyla sarhoş olup da yön iz bilmeden gittiği halde kendine kılavuz olduğunu zanneden kendine serserilerin şahı, mezarlık bekçisi olmayı bütün gün kurt yenikli tahtında pinekleyip durmayı tanrı’nın vekilliği sanan aptal krallardan herhangi biri olmaya yeğleyen bir yenilmiş mi idim? oradaysan bil bakalım hangisiydim? hepsi miydim? bir de orasının neresi olduğunu bilsen. bir de yol iz bilsem. bilsen. “insanların aşktan korkusu, onlara yaşamamayı öğretti” deyiverdim bir gün usulca. buna hazırlanıyormuşum hep. bunu demeye. oram buram diken yarası oldu. yetmediği gibi cam kırıkları da döşemişler. en uzun süren böylelikle yolda belde geçiverdi. göz açıp kapayana. oysa yükselen ay sadece kelimelerimde idi, sağa doğru gittikçe kıvrılarak yükselen satırlarımın okunaksızlığında.
bir kuşun kanatlarından girdim, bir kışın sadece benim gibilerine bahşettiği ayazdan çıkamadım.
kapanabilmesi için, bir kapının önce adı gerekir.
öğreninceye kadar ay yükselmişti bile.
(*) müzikler, sırasıyla: jan garbarek, “one goes there alone”, in praise of dreams;
radiohead, “videotape”, in rainbows.
Reklamlar

4 Yanıt to “KAPI”

  1. JoA Says:

    defalarca okudum. sol şakağımdaki ağrının eşliğinde. ayın yükselmesinin de batmasının da nihayetinde yanılsama olduğunu yazacak kadar zalim bir insanım. ama asıl yazma nedenim size bir selam vermek. alıp cebinize koyunuz metin beyciğim:)

  2. azade Says:

    bu kez ben de, bir kaç kere… öyle yazıyorsunuz ki son zamanlarda, -hani, derrida’nın kirpisi gibi- öylece, yolda, tehlikelere açık ve ama kendi üzerine kapanmış, umarsız. kapatıp kaçıyorum hemen, nefessiz kalmışcasına.
    kirpi deyince; aşk zaten, biribirimize yaklaştıkça dikenlerimiz battığı halde, kumru olmaya çalışmak değil mi. İlk hilalle son hilal, imkansızla imkan “arasında” ve sadece “rağmen” olarak.
    umarım ki “siz dönersiniz, gökler döner ve benzinizde güller açar” yine. umarım.

  3. çuvaldız Says:

    Hiç aklıma gelmemişti:” kapanabilmesi için, bir kapının önce adı gerekir.”
    Açılabilmesi için de.
    Ne için olduğu, adının karşılığının ne anlama bilinmeden bir kapının olması da mümkün değil(miş)!

    Mithat Sancar’ın bugünkü yazısı sizin için gibi..:)

  4. metin Says:

    https://loverisloser.wordpress.com/2010/06/11/susunca-olur-mu-insan/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: