VOIX (SES)

şurada bir bulmacamız vardı, hatırlarsanız. sayınız eskiye göre hayli azaldığı için pek de ilgi olmadı –tahmin etmiyor değildim. neyse, n’apalım. bugün, böyle güzel, güneşli bir mayıs günü, evde koliler düzmekle meşgul olan bir salak sıfatıyla bari arada bir internete gireyim de canımın sıkıntısı geçsin dedim, girmişken de aklıma geldi bulmaca, sonuçlansın o halde.

parıltısı gecede / yelkenlerin, atlas. / bir korkuyu söyler / karşı kıyılardan / palmiyelerin hurmaların bambuların sesleri. // parıltısı gecede / kürek çeken tutsak çıplakların şimdi / bir özgürlüğü söyler / karşı kıyılardan / develerin fillerin kaplanların sesleri.

bu şiirin çevirisiydi o. şairi fazıl hüsnü dağlarca, çevirmeni tahsin saraç’tı! müzik ise, “telvin” adlı albümden (erkan oğur, ilkin deniz, turgut alp bekoğlu) “denizin dalgaları” idi.

sonuç: gabii, müziği bildi sayılır (albümü bildi ama parçanın ismini söylemedi), ecem joa da şiirde çözüme yaklaştı (türkçe bir şiirin çevirisi olduğunu sezerek). ben de her ikisinin de çeyrek cevaplarını tam cevap kabul ederek hediyelerini zevkle kendilerine iletmek isterim. ama önce hediye ne olacak, onu bi düşüneyim, daha düşünmedim. aşağıdaki şiiri de çözen olursa ikinci bir şans bakidir.

ça se voyait pourtant qu’il y avait
des gens restés sous les avalanches détachées.

et que là quelque part
une femme sanglotait quelque chose;
qu’elle adressait des paroles
a quelqu’un, quelqu’un d’invisible
ça se voyait quand même.

mais ça ne s’entendait pas. –de la voix!
sans la voix on drait que tout ça ne se produirait pas.

hadi bakalım. bu kez işiniz çok da zor değil. şiirde de, müzikte de. müziğin yunanca olduğunu anlamamanız mümkün olmadığına göre, kimin söylediğini de kolayca bulabilirsiniz –tek mesele parçanın ismi. yirmilerime yaklaşırken kısa dalga atina radyosunu çok dinlerdim. o zamanlardan sempatim vardır ege’nin karşı yakasındaki kaliteli müzisyenlere. bakmayın arabeskleştiklerine, vaktiyle dinlenebilir kalitedeydi müzikleri. özellikle hacıdakis, en sevdiğim bestecilerindendir onların.

bir parça daha koyacağım. bu şarkının adı “don’t get angry, my love”. çok sevdiğim birisi için:

_________________________________________________

GÜNCELLEME

alın bu da türkçesi (teşekkürler zeynepe ve sevgili ecem):

Reklamlar

13 Yanıt to “VOIX (SES)”

  1. metin Says:

    Bulmacadaki şiirin adını vermeyi unutmuşum: “Akdeniz VIII (Mediterranee VIII)” idi.

  2. ekmekcikiz Says:

    Her zaman kazık sorarsınız hocam, her zaman…
    :))

  3. metin Says:

    Ama iyi de, bu sefer birkaç ipucu da serpiştirdim yazıya yav!

  4. ekmekcikiz Says:

    Siz ipucunu hep bol tutarsınız da ben şimdiye dek hiç başarı gösteremedim. N’apalım!? 😦

  5. metin Says:

    Onur ödülünüz her zaman baki sevgili Ekmekçikız Hanımcığım.

  6. metin Says:

    Ha bi de size en yakın zamanda kırmızı kurdelalı Vefakâr Okurcuk Ödülü takdim ediciim.

  7. ekmekcikiz Says:

    Aliim bakiiim ödülümü, neymiş?
    🙂

  8. metin Says:

    Azıcık bekleteceğim sizi ama…

  9. azade Says:

    sessizce kenardan okuyordum/dinliyordum sizi ama, bu kadar kopyaya can dayanmaz diyerek 🙂 behçet necatigil ve “ses” efenim. şarkıyı söyleyeni bilmiyorum tabi..

  10. metin Says:

    Hoşgeldiniz Azade. Ecemin bahçesinden geliyorsunuz yanılmıyorsam. Ne güzel! Ve hımmm… bildiniz, bravissimo! Musiki kısmını bilememişsiniz, ne gam! Olsun, yarım da olsa hediyeyi hakettiniz. Ama ben daha hediyelerin neler olacağına karar veremedim. Sizi de biraz bekleticiim!

  11. azade Says:

    hoşbulduk. ecenin bahçesini bilmiyorum malesef, blogistana yabancıyım epeyce, bir yerde “şiir” görürsem “destur” diyerek dalıyorum sadece. şiir, devam edenin, umudun kendisi gibi geliyor bana, her dem taze.
    -şimdi farkettim kullanmadığım bir adresten log in olmuşum, gerçi bizim bahçede pek birşey yok zaten-
    bir de, “beklemek, beklenileninin kendisine dairdir, siz yazmaya devam edin, bahçenin kapısı açık olsun” demek isterim. selam ve sevgiyle…

  12. metin Says:

    azade, siz benim derin kazancım oldunuz yahu. uğradım kapınıza, içinizin içini gördüğümü düşündüm bir an, göremedim de, gördüğüm göremediğimdi belki, ya da tersiydi tam da. her ne ise işte, uğradım ve aldım yükümü, oflaya puflaya değil, kuş gibi uzaklaştım oradan sonra. bir patikaya vurdum ki, kendimi unuttum.

  13. azade Says:

    böyle güzel sözlere ne denir ki, eyvallah, sadece. her zaman gelin, kapı açıktır..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: