HASTALANDIM DA DURULDUM

cumartesi akşamı başladı. o gece ve ertesi gün öldüm öldüm dirildim. dün gece hastanede bir saat boyunca yediğim ilaçlı serum olmasaydı bu gece de devam edecekti işkence. tasvir ve tahkiye etmeyeceğim. romanlardan, hikâyelerden çok okumuşsunuzdur öyle sahneleri. benim dilim cılız kalır. söyleyebileceğim şu ki, insan böyle zamanlarda çok tuhaf düşler görüyor. iyileşecekmişim de üstüme üstüme gelen bir trafikte, engebeli bir yolda, kucağımda bir kuzucukla yürüyorum habire. yürüdükçe yürüyorum. yorulmak yok. kuzucuk “beni nereye götürüyorsun?” diye soruyor. “bilmiyorum” diyorum, “bildiğim sadece yürümemiz gerektiği.” insan bir de şunu anlıyor ki, herşey gerçekten de boş. bomboş. biz zorla içini doldurmaya çabalıyoruz. yalan yanlış dolduruyoruz. güya. dibi delik. biz doldurmaya çalıştıkça o boşalıyor. prometeus’un sonuçsuz uğraşının bir türevi. varoluş nedenimiz belki de bu sonuçsuz uğraş. belki de sadece bu nedenle varız şu gezegende. devamlı boşalan birşeyi doldurmaya çalışmak. insan hasta olunca parttime filozof da oluyor canım işte!

evdeyim. bugün biraz daha iyiyim. yata yata kavun oldum. başım acıdı yastıklardan. gözüm daha yeni açılabildi. evin her tarafı koli dolu, adım atacak yer yok. hayatta en nefret ettiğim şey, dağınıklık, dizboyu. öyle kaldı günlerdir ev. üç beş kitap var açıkta sadece. ben ölünce kitaplarım ne olacak, bilmiyorum. kim okşayacak sırtlarını. kim hatırlayacak beni. neyimi hatırlayacak. düşlerimi, düşkırıklıklarımı kim bilecek. hatırlayacak da ne olacak. benim haberim olacak mı.

açıkta kalan üç beş kitaptan birini açıyorum. rastgele. sayfa 109. ahah, ilkokul numaram! okuyorum üç beş satır, daha doğrusu üç beş mısra:

tüm o nankör kedilerin
ve zarif bir hançerle gelmiştin.
bazı insanlara yağmur yağıyordu.
ben zaten yıllardır seni bekliyordum.

tüm o çizgi-dışı çingenelerin
ve ağzında bir gülle gelmiştin.
bir masalda kar yağıyordu.
yüzyıl sürecek bir oyunda karşılaştık.

tüm o çözümsüz graffitilerin
ve elinde ametist yaşamla gelmiştin.
kadife yeraltında yapraklar soğuyordu.
uzak bir huzurun çok uzağında tanıştık.

lâle müldür. vallahi billahi kitap da rastgeleydi, sayfası da! hayat nasıl da şakacı. bazen eşek şakası yapmayı da ihmal etmez.

parttime filozofunuzdan son laforizmadır: başkasının geçmişi olmak, işte en acısı…

(*) bach, “partita n.2, bwv 1”, bach and de visee.

Reklamlar

16 Yanıt to “HASTALANDIM DA DURULDUM”

  1. ekmekcikiz Says:

    Geçmişler olsun efendim!
    Nedir bu böyle? Hay Allah!

  2. JoA Says:

    siz dememiş miydiniz “anlamak yoldur” diye. kuzucukla birlikte yürüyorsunuz demek? ne güzel.

    içinde lale müldür’ün olduğu rastlantı ne güzel rastlantıdır metin beyciğim.

    tez zamanda iyileşirsiniz umarım. lütfen daha fazla ilgileniniz kendinizle.

  3. Bir kadın Says:

    Geçmiş olsun.
    Kitap sırtı okşamak için birine ihtiyacınız olursa bana bir haber uçurun yeter. Gönüllü annesi olabilirim hepsinin.
    Biraz kötüyüm, evet. 🙂

  4. sule Says:

    hay allah, çok geçmiş olsun…

  5. metin Says:

    Hay Allah, çıkamadım evden bi türlü. Hepinize tek tek teşekkür edecektim ama sessiz kalmak istemedim şu an, çok sağolun. “İnsan insana dokunmak gerek” laforizması ne kadar isabetlidir, ne kadar önemlidir. Çok teşekkür ederim. Gerçi iki ucu keskin bıçak bu, bazen de dokunuyor insana ama biz iyi tarafından bakalım, iyileşelim, di mi ya!

    Ha bu arada, Bir Kadın, sanırım biraz beklemek zorunda kalacaksınız. Yirmibeş yıldır içimdeki ses bana “oğlum, senin daha 131113’e kadar vaktin var diyor. Bu hesaba göre daha bir üç yılım falan var yani! Ama ben tedbirimi alayım gene de derseniz, en yakın noter nerede diye sorayım!

  6. JoA Says:

    ben anlamam, kasım olmaz demiştik. sözünüz vardı, “Biraz zor ama buluruz elbet bi çaresini” demiştiniz. hatırlatayım da…

  7. metin Says:

    Sevgili ecem, elbet bir çaresi vardır. Vardır da demeyeyim, var. Ama şöyle açıklayayım bunu: Masada bir bardak buz gibi su var. Susuzsunuz ama eliniz kolunuz bağlı. E ama masada su var!

  8. JoA Says:

    buna çare değil, çaresizlik denir a gözümün nuru! ya da birinin o suyu alıp size vermesi gerekir ki çare olsun. ben anlamam.

  9. ekmekcikiz Says:

    Nedir bu Kasım meselesi yahu?
    “Ben de anlamam!” diyeceğim de önce bir meseleyi anlayayım hele, di mi? 🙂

  10. JoA Says:

    sen de biliyorsun ekmekçikızcım. maskeli balo olacaktı hani. sen anlamış da bana anlatmamıştın hani:) belgeyle geliyorum bak, işte kanıtı:
    https://loverisloser.wordpress.com/2009/12/16/sifiralti/

  11. ekmekcikiz Says:

    Okudum tekrar ve hatırladım. Acı acı gülümsedim, diyeyim.
    Kendime de kızdım unutkanlığım için, bir yandan…

  12. JoA Says:

    kızma kendine ekmekçikızcım, kızacak ne var? ben de yazıdan kopya çektim zaten. ama sen hala anlatmadın:) kişisel bir 11 eylül yaratacak kadar, yani ki on bin kaplan gücünde gergin bir insanım gün itibarıyla, dağıtırım bak ortalığı.

  13. ekmekcikiz Says:

    Hoppalaa!
    Sana ne oldu JoA’cım?
    Bu ne şiddet, ne celal?

  14. JoA Says:

    aman bıktım kifayetsiz muhterislerden ekmekçikızcım. neyse, metin bey’in mekanını kirletmeyeyim de, bir ara benim orada yazarım. ya da sadece küfrederim, bilemiciim.

  15. metin Says:

    Tarihte yanılmışım galiba sevgili ecem. Başkalarının geçmişi olmak, sanırım hata payı üretebiliyor.

  16. JoA Says:

    tarih konusunun farkındayım metin beyciğim, ama gerçekten ne fark eder ki? ve başkalarının geçmişi olmak, sadece ve sadece kendinizin bugünü olduğunuz zaman anlamını yitirmez mi? ve anlamlar değil midir canı yakan a gözümün nuru? onun için diyorum ki kendinizin bugününe başkalarının geçmişlerinden bakmadan koysanız kafanızı yastığa bugün? umutla söylemiyorum bunları, biliyorsunuz. umut bugün için değil. hiç olmaz zaten. hep sonra için. ister nisan, ister aralık, ister ölüm, ister yeniden doğuş. ama kasım olmasın. lütfen.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: