YARIDOĞRU, BİR UCU AÇIK DOĞRU PARÇASIDIR

gitmek istiyorum. bir fincan kahve daha içtikten sonra. paul klee’nin “çıkış yolu bulundu”sunun yöresinden dolanarak. “şarapla, şiirle ya da erdemle sarhoş olmak”tan* istifamı verip. omuzlarımı ezen zamanın korkunç ağırlığını duymamak için sarhoş olmaktan bıktım. sarhoş olamamaktan da. ben sadece gitmek istiyorum. gittiğim hiçbir yeri durak bellemeksizin, gitmeyi sürekli kılmak üzere gitmek istiyorum. ne kediler, ne kitaplar, ne kadınlar, ne hayatın hendesesi, geometrisi, çarpma, bölme ve çıkarmadan ibaret basit aritmetiği, ne gerekli gereksiz duygular, ne fikir ateşleri, ne benliğin doymak bilmez açlığı… gitmek, sadece gitmek. nereyesini düşünmeden gitmek. hiçbir yere gitmek. bugüne kadar hiçbir yere gitmemek mi vardı, o halde değiştir bunu, sil, imha et. saul bellow yanılıyor olmasın, “radyasyondan çok birbirlerinin kalplerini kırmaktan ölüyor insanlar” derken? birbirlerinin kalplerini kırabilmek için bile önce birbirlerinin kalplerine ulaşabilmeleri gerekmez mi? oysa nasıl da engebeli, nasıl da tuzaklar, hendekler, altı akrep yuvası kayalarla dolu bir yol o. tepede kemiklerini eriten güneş, ayakların yara bere içinde, mataran çoktan boşalmış. “manevi üniformalar”, “mekanik bir mütekabiliyet”, içi boşaltılmış kavramlar, anlatının olguya başatlığı, kurumsallaşmış jestüel, kutsal mülkiyet yönelimi… faşizm için iki kişinin yetmesi…

gitmek istiyorum. elimi eteğimi çekmek istiyorum. elimi eteğimi geri istiyorum. bir fincan kahve yeter. son yudum bir selam. dipteki telve kurumasın. kurumuş bir anı olmaya tahammülüm yok. fincan yıkansın, raftaki yerine kaldırılsın. kapının önündeki bisikletimi de hırsız çalsa isabet olur. duvar, kapı, pencere, dam, hepsi boş şeyler. göğün sonsuz soru işaretini beynimin ve kalbimin imlâ kılavuzundan esirgeyen müfredat yanlışları. akan bir yola eşlik eden bir gökyüzünden başka ne isterim ki. sonu drogo’nun çölü bile olsa. susuzluktan kötüsü, susuzluğa varamayan bir susuzluk, bunu biliyorum artık. hayat fazla kalabalık, bunu da. yalnızlığın da en az o kadar kalabalıksa kısa devre yapıyor. bütün kalabalıkları saudade silgisiyle silmeli, bütün duyguları tek potada eritmekle parçalarının toplamını aşan o kadim bütünlüğün,  o duygular duygusunun silgisiyle. düğün ve cenaze bilgisiyle. parantezler parantezi bilgeliğinin alçakgönüllü haddiyle.

gitmek istiyorum. hiçbir şey istemezdim. şimdi istiyorum.

bunu kendimden istiyorum.

(*) gündüz vassaf, “cehenneme övgü”, iletişim yayınları, 2009.
(**) müzikler, sırasıyla: bob dylan, “one more cup of coffee”, desire;
eleni karaindrou, “on the road”, the weeping meadow.

Reklamlar

9 Yanıt to “YARIDOĞRU, BİR UCU AÇIK DOĞRU PARÇASIDIR”

  1. JoA Says:

    bir fincan kahve daha içerken, kahve bittiğinde de gitmiş olmayacağımı bilerek yazıyorum sevgili metin bey. hatta dünyanın bütün kahvelerini içsem de gitmeyeceğimi bilerek. çünkü huzur gitmekte de değil. o kalabalık yalnızlıktan dolayı. sırf ondan bence. yani bütünlenememekten. yani bence taaa ilk gençlikten gelen kabul etmeme/edememe hissiyatından. ne fena di mi? bence fena.

  2. ekmekcikiz Says:

    “gitmek istiyorum. hiçbir şey istemezdim. şimdi istiyorum.”

    Gitmenin fiziksel bir kaçış olduğunu düşünmüyorum. Kendinden kaçmak da değildir, gitmek.
    Kendinden gitmek, kendisinden bunu istemek, değişmektir, sıçramaktır belki, ya da kanatlanmak.

    İstiyorsanız yapmaya başlamışsınızdır. Gidin hadi!

  3. metin Says:

    Sevgili ecem,

    Huzur gitmekte de değil -elbette. Huzur aramaktan da vazgeçtiğim için, gitmek ediminin içeriğinde huzur bulma çabası içinde değilim. Kalabalıktaki yalnızlık ve yalnızlıkta kaynayan kalabalık, her ikisi de huzur denen şeyi asit gibi eritmekte yarışan şeyler. Ama bakınız dikkatinizi çekerim; “gitmek”ten değil, asıl olarak “hiçbir yere gitmek”ten bahsettim yazıda. Bu bir oksimoron mudur, bir çelişkinlik midir, mantıksal ilkelere uymayan bi durum mudur, sorun değil. Hiçbir yere gitmek, bence üzerinde hem tek kelime edilmeyecek kadar sarih bir hal, hem de üzerine cilt cilt kitap yazılabilecek kadar derin mesele. Filan işte, ne bileyim.

  4. metin Says:

    Kıymetli Ekmekçikız Hanım,

    Şahane bi yorum bu. Onun için de şöyle uzaktan, gıptayla bakakaldım şimdi. Yaklaşmaya cesaret edemiyorum! Heh heh!

  5. JoA Says:

    hiç anlamadım. anlamamışım. sanırım. anlamaya çalışırım sonra. bilmiyorum ki. sanırım bilmiyor olmanın mutluluğunu yaşıyorum an itibarıyla. böyle kalsın bir süre:)

  6. metin Says:

    Hayııııııııır! Ne anlamaması efenim, ne anlamaması!

  7. metin Says:

    …Anlamamanız diye bişey sözkonusu bile değil. Sadece bi açılım yapmaya çalıştım yazıya, odur. Koskoca hökümat açılım yapıyor, benim neyim eksik, di mi sevgili ecem?

  8. JoA Says:

    aaaa, nayııııııııır nolamaz gibi bir hayıııııır gelmiş:) kötü bir şey değil ki a canım efendim. ay şimdi ne yazsam yazınızdan kopmuş olacağım. yazıktır, günahtır. ben sonra yazarım size yine.

  9. metin Says:

    Olur, peki. Merak ve sabırla bekleyebilirim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: