JAZZETTACI GELDİ HANIM!

2006’nın 9 haziran’ı hayatımın önemli bir dönüm noktasıdır. o gün, öznesi insan olan “gerçek” dünyadan esasında hiçbir farkı olmayan siber dünyanın blogistan bölgesine blog yazarı sıfatıyla adım attım. benim atasım yoktu da dostlar sağolsun, attırdılar. sonra bir sürü şey oldu. sayıp dökemem şimdi, gerek de yok, lâkin iki önemli olay bende derin izler bıraktı. ikisinin ortak özelliği, siber göğümden iki parlak, gözalıcı yıldızın kayıp gidişidir. birincisi (: bir kadın), ilk blogum olan jazzetta’nın kapanışında, ikincisi (: bir adam, sık sık müstear değiştirmesiyle ve üstün zekâsıyla ünlü bir adam) ise yeniden açılmayışında başrolü oynadılar. amacım asla eski defterleri filan karıştırmak değil, sakın yanlış anlaşılmasın. çok eskilerde bir arkadaşım vardı, zaman zaman mezarlığa gidip köpeköldüren zıkkımlanırdık –ben sadece birkaç yudum alırdım, sevmem. mezarlıkta zihnim beni öyle şahane bir geziye çıkarırdı ki anlatması uzun sürer. ve bunu birşeylerden çok daralmışken yapardık. iyi gelirdi. işte şimdi benim yaptığım da bir nevi ona benziyor. uzun süredir kapılarını kilitli tuttuğum ve ne zaman yeniden açacağımı bilmediğim ilk bloğumun kapısını gizlice aralayarak, yabanotlarının sardığı bahçede azıcık bağdaş kurup vakit öldürmek. şunu anladım ki “öldürülen” vakit bazen tam aksine, daha da canlanıyor! diriliyor, silkiniyor, kendine geliyor –hiç değilse bir an.

birkaç gündür, daha doğrusu yeni yıla girdik gireli bombok haldeyim. yine üstüste gelen şeyler işte. n’apıyoruz böyle blog mlog yazmakla? nedir, bunun bir manâsı var mıdır? tartıyorum, bi bir eksik geliyor, bi bir fazla. bilmiyorum, bilemiyorum. belki bir süre mezarlıkta gezinirim. jazzetta mezarlığında. oradayken çektiğim fotoğrafları size gösteririm. eskileriniz hatırlar belki. yenileriniz de “ulan bu herif de mi çetin altan gibi ‘bundan 41 yıl önce yazılmış yazı’ moduna girdi!” der. amaaan, ne derseniz deyin, nasılsa çok azaldınız. jazzetta’nın altın günlerindeki müdavimlerin sayıca onda biri bile etmiyorsunuz. belki bu arada da keyfim yerine gelir. gelmezse de kendi bilir.

benimle birlikte hafif abi ile floransalı bey’in de suratı sirke satmakta. ütopyacı bey’se bir türlü çenesini açamadı. siz de yardımcı olmuyorsunuz ki birader. dağıldınız gittiniz. doğaldır. ben bu haltı yemeye başladığımda veledim ilkokuldaydı, şimdi lisede. hayat durmuyor ki rahat.

neyse işte. bugün yazdığım yazının üzerine yazı girmemeliydim. bir süre öyle kalmalıydı. fakat açmış bulunduk anasını satayım köpeköldürenin tıpasını. pilavdan dönmek de olmadı. yeniler, buyurun, şöyle birşeydi jazzetta (üzerine tıklamayı unutmayın) ve eskiler, hatırladınız mı, ne güzel eğleniyorduk kendi çapımızda. ha pardon, müziksiz olmaz elbette! hadi jazzetta’nın ilk döneminin kapanış parçasını dinleteyim size.

(*) mircan, “tears”, sâlâ.

Reklamlar

11 Yanıt to “JAZZETTACI GELDİ HANIM!”

  1. Penti Mento Says:

    Yahu bir şey yaptığımız yok,
    ne blog yazmakla ne başka bir şeyle.
    Ölmeyi bekliyoruz işte,
    sanki yapacak
    başka şey mi var?
    —şiirin sonu—

    Hiç böyle siber-varoluşçu bunalımlara girmeye, blog yazsam mı, yazmasam mı, bir anlamı var mı… diye kendi meme uçlarını kendin tutup sıkmaya (bu işkence türünü de hep Amerikan filmlerinde filan görüyorum, garibime gidiyor, bize böylesini öğretmediler, biz, öhöm, hayalardan sıkıp istiklâl marşı söyletmesini biliriz, ama demin kendi üzerimde denedim, memeyi sıkıp çevirmek de fena acı vermiyormuş meğer)… neyse, ne diyorduk, hah, bloglar. Yani işte, içinden geliyorsa yaz, yoksa bırak, nedir allahaşkına, değil mi?

    Burayı gençler de okuyor, benim böylesi derin mülâhazalarımı, girift mantık silsilelerimi takipte zorlanıyor olabilirler diye burada keseyim diyorum. Keratalar 10 dakikayı aşınca en güzel filmlerden bile sıkılıyor, gözleriyle etrafı taramaya, koltuklarında oflayıp puflamaya başlıyorlar zaten; işbu yukarıdaki gibi felsefî sorgulamaları anlamayı bırak, okuduklarını bile düşünemiyorum. Gençliğin hali fena; ama bunda bizim de suçumuz var azîzim. İnternet ilk çıktığında sokaklara dökülüp reddetmeliydik —artık iş işten geçti.

  2. metin Says:

    Gülümsedim. Teşekkür ederim valla.

    Bırakabilseydim elli kere bırakırdım! Olmuyor, bu meret alışkanlık yapıyor sigara gibi. Zararlı bi madde ama n’apacaksınız. Fakat arada bir tiryakilerin yalandan sızlandığı gibi, “bırakayım ulan şunu!” diye -kendinize hiç inanmaksızın- dırlanıyorsunuz işte. Benimkisi de o hesap. Ama yanılıyor da olabilirim hani bu kez. (Son iki cümlenizde de diğer bütün cümlelerinizde oldugu üzere sonuna kadar haklısınız efenim.)

    Ben sizi nereden tanıyordum bu arada? Yaşlılık işte, n’eylersiniz, gidip gidip geliyor hafıza Şiraz’a.

  3. Penti Mento Says:

    Sizin hafifabi gibi benim de bir farukahmet var arada beraber takıldığım, oradan herhalde.

  4. metin Says:

    A evet evet… Ne iyi ettiniz de uğradınız yahu.

  5. ekmekcikiz Says:

    Hay Allah!
    Üstüne tıkladım ve büyüyen sayfayı okurken gülümsediğim farkettim.
    Çok yaşayın siz!

    Blog yazmamızın da okumamızın da vardır bir hikmeti, birgün anlayacağız nasılsa, şimdi anlamak şart değil.

  6. elektra Says:

    evet evet, bu yazınızı da hatırladım. jazzetta’da geziniyorsunuz demek. ama mezarlık benzetmesini sevmedim. sabah olduğundandır belki. akşam belki benzetmenize bayılabilirim. ama bir şey itiraf edeyim, jazzetta’da daha soğuk, blogunu proje gibi ele alan bir metin bey vardı kanımca. ben okur okur giderdim çok beğenerek, pek yorum butonuna tıklayamazdım. cüret edemezdim ya da. yine de ,kapalı olması kayıp bence jazztetta’nın.

  7. neolitik hanim Says:

    nispeten eskilerden sayılırım ben diy mi? candan vardı ne güzel, hayırsız “teknik direktör” (o kadar kışkırtmaya bi ses vermedi, gercekten okumuyor olmalı artık bizi), everfever ve daha bir sürü isim. güzel günlerdi, ya da artık geçip gittiği için mi güzel geliyor? blues brothers’da olduğu gibi ekibi yine toplamaya kalksak nasıl olur acaba? 🙂

    neden blog? sorusuna benim de net bir cevabım yok, yazıyla, okumayla kurulan ilişkiyle alakalı belki, onlarsız bir hayat sürdüremiyoruz, küçük bir parçasını da biz oluşturmak istiyoruz belki…

    jazzetta’yı anımsatmanız iyi oldu metin bey, gercekten de ne güzel eğleniyorduk.

  8. zihni Says:

    çok duygusal olmuş Metin Hocam:)
    ben de dağıldım inan ki bu hatırlayışın adrdından!

  9. metin Says:

    (Hepinizin isminin başına içimden gelen en güzel nitelemeleri koyduğumu bilerek okuyunuz lütfen:)

    Ekmekçikız Hanım,

    Evet, birgün anlayacağız. Şimdi anlamasak da olur!

    Elektra Hanım,

    Gözleminiz ilginç. Öyle mi görünüyordu diye sormayayım, tahmin ediyordum biraz öyle göründüğünü. İleride açacağım sanırım Jazzetta’yı, ama vaktini bekleyecek biraz.

    Neolitik Hanım,

    Evet, Cano Hanım ile hayırsız teknik direktörüm, ikisi de çekildiler er meydanından. Bizim canımızı çok sıktılar yokluklarıyla, zıkmaya da ısrar ve inatla devam ediyorlar. Kulakları çın çın çınlasın. Efervesan Tablet Beyciğimiz askere mi gitti ne?

    Dağılan ekip kolay toplanmaz. Hatta hiç toplanmaz, hep eksik kalır toplansa da. Hayat böyle galiba. N’apalım, çare yok.

    Zihni Bey,

    Evet, bu aralar yine dağılmış vaziyetteyim. Parçalarım toplayacağım ama elektronikten hiç anlamıyorum ki ben.

  10. madafaka Says:

    Evvelen selam, saniyen hürmet.

    Kötü durumları bildirmekteki acziyetiniz bazen can sıkıyor Metin Bey, “Yakın görmüyor demek ki.” dedirtiyor. Hani “Çözülmeyecek sorun yoktur.” falan. Bloglara da pek bakamıyorum, kusuruma bakamayın.

    Onun dışında, bu şarkıyı tekrardan dinlemek çok iyi geldi.

    Evvelen selam, saniyen hürmet.

  11. metin Says:

    Hoşgeldiniz efenim. Valla sorunlar ve ben altalta üstüste halvet durumundayız! Bakalım sonu nereye varır…

    Kusurunuza niye bakayım, valla ben de aynı şekilde blog gezileri yapamıyorum pek artık… Ne zaman var, ne enerji kaldı…

    Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: