[S]ES

şizukasa ya / iwa ni şimiiru / semi no koe
ne dinginlik ya / kayayı deliyor / çekirge sesi*

yosunlanmış kocaman kayaların çevrelediği bir tapınak… bir yaz akşamüstü… başo ve çekirgeler…

kayayı delen çekirge sesleri mi, dinginlik mi? çekirge ötüşü dünyevi arzularımızın eğretilemesiymiş, oruç aruoba hocam öyle diyor.

yoksa kayayı delen, incir** mi? incirse, iyi.

bizsek, arzularımızsa?

yok hayır, dinginlik olsun. öyle bir dinginlik ki, “gömülmüş sözüm ben dirilmiş”*** dinginliği. ve “oysa ölümsüzlük şuracıkta, kar / güneşi gibi doldurmuş odayı, basit, / anlamsız ve tek başına.”***

öyle delen bir dinginlik ki kayayı, damarlarına “dolu bir boşluğu doldurup boşaltmak işimiz / ölülerle, gecelerle, sümbüllerle.”***

göçebe denizin üstünde*** rotasını yitirmiş gemiyiz ki dinginlik bizim bir zamanlarki ağır işçiliğimiz. dinginlik ki bize susmayı öğretmişti, önce duyabilmeyi, sonra da dinleyebilmeyi becerebilmek için. sussun çekirgeler, kaya konuşsun. yosun konuşsun. kim bir beethoven kulağı isterse bir adım öne çıksın. ryuşakuji tapınağına tırmanalım, oflaya puflaya. susalım. önce işitmek, sonra dinlemek üzere. ben bunları içimden düşünürken çocuğum gitar egzersizleri yapmakta. asi rock ezgileriyle içimin sesini terbiye ediyor. kedim balkon keyfinde, bir yandan bizi dinliyor.

“benim nasıl yaşadığıma gelince; ben, sizin hayatta yarıda bıraktığınız şeyleri sonuna değin götürdüm. üstelik sizler bu ödlekliğinizi ölçülü davranış sayarak kendi kendinizi aldatıp avunuyorsunuz. işte bu duruma göre ben sizden daha canlı bir insan olmuyor muyum?”**** sizin yarıda bıraktığınız demek bile fazla. hiç başlamadığınız, bunun için gerekli olan sözdizimine, anlam örgüsüne, sesbilgisine ve sözlüğe sahip olmadığınız susma-işitme-dinleme özneliğinden yoksunluğunuza bakılırsa… ne göçebe deniz, ne kaya, ne dinginlik birşeyler söyleyebilir size. yoksunuz. yeraltında değilsiniz, çünkü yerüstünde de değilsiniz. boşlukta olduğunuz bile söylenemez. ki boşluk, değillediğinin dolayımında çok şey anlatır –sesini duyup dinlemeyi becerebilseniz. size sefil çekirgeler diyebilmeyi ne çok isterdim, oysa yok çekirge mekirge. ne ki yokum ben de. kim adlandıracak şimdi dinginliği, kayayı, inciri, göçebe denizi… ortada kalakaldı yerin altı, üstü. başo çoktan teslim etmiş olmalı ruhunu, tapınak bütün gölgesiyle ayakta öylece. gerindi kedim, havayı kokladı. pencereyi açtım, atladı içeriye. patisinin halıya bıraktığı adım sesleri… bakışındaki, dile çevrilmeyi bekleyen sessiz ses…

“bütün balıklar öyle derler” dedin; “dibini göremedikleri şey dipsizdir onlarca.”***** dipsiz, sessiz, göçebe deniz. sesini duyamadığımız altın göl. dibini göremediğimiz hayat. sakin uçurumda yankılanan ses. ne arıyor orada küçük, zehir yeşili, şaşkın çekirge? sürüsünü kaybetmiş, yankısına şaşıran, ince, kesik, kırık bir ses. “genellikle tehlikenin ne olduğunu öğreninceye kadar, insan onun önünde tiksinti duyacağı yerde bir çeşit cezbeye kapılır.”****** çekirge ve uçurum… incir ve kaya… gemi ve göçebe deniz… dinginlik ve yosunlu kaya… çekirge ve sürüsü… başo ve kılıçtan keskin zaman… ben ve sekiz kitap… “(…) bir dünyaya sağır, ötekine kulak kesiliyorum. anlayacağınız, iki kulağımdan biri, kesinkes eşek kulağı.”*******

ama bilin bakalım, hangi kulak? hangi kulağım? kral nerde? neredeydi kral? sese kim “sen ses olacaksın” dedi? susmanın bir adım ötesi duymak, onun bir adım ötesi dinlemek diyorsam, onun da bir adım ötesi nedir? yeraltında hangi iç-uçurumlar pusuya yatmıştır kimbilir, hangi sesler işitilmeyi ve dinlenmeyi bekleye bekleye yosunlanmıştır. göçebe bir deniz, yaşlanıp duruyordur biryerlerde gemisiz gemisiz. kıyısız kıyısız ölmeye yatmıştır, yankılanamayan seslerle.

kedim rüyada. kedim horulduyor. uykunun peluş kucağında. kızım yoruldu. yazım bitti. kitaplar kapandı, üstüste dizildi.

ses, sessizliğin başka kulaklarda, başka kulaklarla devamıdır.

“sessizlik! yeni bir sessizliğe kadar.”********


(*) başo, “kelebek düşleri”, der. ve çev.: oruç aruoba, metis yayınları, 2008.
(**) turgut uyar, “kayayı delen incir”, can yayınları, 2002.
(***) melih cevdet anday, “göçebe denizin üstünde”, cem yayınları, 1970.
(****) dostoyevski, “yeraltından notlar”, çev.: ahmet ekeş, cem yayınları, 1973.
(*****) nietzsche, “böyle buyurdu zerdüşt”, çev.: turan oflazoğlu, meb yayınları, 1989.
(******) clausewitz, “savaş üzerine”, çev.: şiar yalçın, may yayınları, 1975.
(*******) enis batur, “kulak”, sel yayınları, 2009.
(********) henüz yayımlanmamış bir kitaptan, 2010.
(*********) bu konuda başka bir yazı için bkz: şurası.
(**********) müzik, sırasıyla: sade, “the sweetest gift” ve “by your side”, sade lovers live.

Reklamlar

Bir Yanıt to “[S]ES”

  1. Hafif Abi Says:

    […] lhasa de sela, “what kind of heart”, lhasa. (**) okuma parçası ödevi veriyorum size bu konuyla […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: