BUGÜN SALI. NE YAPMALI? (İMZA: Владимир Ильич Ульянов Ленин)

pek sayın günlüğüm,

kendimle löpoltaç yapmak istiyom bugün. nasılsa kimsecikler yok, duyan olmaz. hadi başlayalım:

– pek sayın metin bey, biliyoz, ücretli kölesiniz. ama neyse parası verelim desek, müteşebbis ruhunuza davul tozuyla minare gölgesi kataraktan ve de bade süzerekten ne işler çevirmek isterdiniz? meselâ dedik.

– yanyana üç tükkan açmak isterdim pek sayın günlük. gizli kapılarla birbirine bağlı üç tükkan. gizli kapı da ne ayak dersen hiç derim. maksat eğlence olsun, gizem olsun, macera olsun derim. herneyse işte. biri elyapımı sabunlarla dolu rengârenk, mis kokulu bir sabuncu tükkanı, ikincisi insanın ossaat kazdağları’na çıkası geldiği zeytinyağı tükkanı, üçüncüsü envai çeşit çayın  astronomik paralara satıldığı, masif marküterili hint el oyması antika bi masanın etrafında özel degüstasyonların yapıldığı bir çay tükkanı.

– çay diyonuz, fekat bana geçenlerde söylediğinizle çelişen bişi var.

– n’evet. top ten listemde ilk üçe hatta dörde giremiyor çay maalesef. bir numeroyu karpuz işgal ediyor. ikincilik kürsüsünde kavun var. dondurma bile ancak üçüncü sırayı kapabilmiş durumda. dört numero ise yayık ayranı. tabii bulursan.

– çay deyince aklınıza ne geliyor pek sayın metin bey?

– ne geldiğini bilmem de kim geliyor dersen lale müldür derim. niyesini sen bul pek sayın günlük.

– en böyük hayalinizin sayısalı tutturmak olduğunu biliyoz. bu uğurda ihtimaliyat hesabında doktora tezi verdiğinizin de farkında değiliz sanmayın. bunu dışarıda bırakırsak, diğer böyük hayallerinizden bir demet yapıp bana sunar mısınız?

– enis batur bey nasıl ki hep bir önsözler kitabı yazmak ister, ben de bir sonsözler kitabı yazmak istiyom. şöyle ki. sevdiğim yazarların çizerlerin bir listesini çıkarıciğim. sonra diyeceğim ki kendime, lan oğlum, varsay ki x adlı yazar yazabileceği herşeyi yazıp tükettiğini hissediyor ama içindeki ses ona “aga, bir sonsöz yazacan bak. yoksa külahları değişiriz. bir nevi jübile konuşması gibi olsun. hadi bakalım naş.” diye kükrüyor. hah işte, ben x adlı yazarın bu sonsözünü onun namına yazıvericiğim. x, y, z… derken sevdiğim ne kadar yazar çizer varsa hepsinin tarafımdan yazılmış sonsözlerini altın varaksız bir ciltte toplayıvericiğim. yayıncım “lan sayır metin bey, n’aptın? [sayır: dizgi yanlışı] beni iflas masasına doğru telaşlı adımlarla sürüklemek mi niyetin?” derse, eh, bir iki yazarın sonsözünün özetini çıkarabilitem olabilir. hayal bir.

ikinci olaraktan, çocuk doğuracaklara çocuk başına elli ağaç dikme, ömür boyu onların bakımıyla bizzat ilgilenme ve bir düzine hayvan edinme şartı koyiciğim. bir düzinenin yarısı kedi, kalanlar da birer çift köpek, kurbağa, anadolu parsı olacek.

üçüncü hayalimse dünyanın bütün caddelerini sokaklarını yürüyen bant haline getirmek. motorlu taşıt zulmüne son. yürüyen bantlaştıramadığım yollar kalırsa orada da yayalarla bisikletliler dışındakilere hayat hakkı tanımiyciğim.

– pek güselmiş hayalleriniz pek sayın metin bey. peki, bi de sayısalda altı tutturursanız ne halt edeceğinize bakalım mı?

– bakalım anasını satiyim. herkeşler gibi ben de öncelikle soğanın cücüğünü yiyiciğim. soğan da mideme dokunur ya neyse, bi defalık bişeycik olmaz sanırsam. olursa da bütün doktorlar kölem olsun. sonracığıma, nesin vakfı’nı ihya ediciğim. ali nesin bey eğer hergelekoncu-solcu yani alla turca nazi olsaydı zırnık koparamazdı benden, o ayrı. ha bi de tarihi hamam sefası yapmak istiyom. spa spa dediklerine on basar sanırsam. amanin unuttum, taraf gazetesini çarşaf çarşaf  destekleme ilanlarıyla doldurmak da boynumun borcu elbet. tabii bütün bunları yapabilmek içün beş altı hafta kimsenin altıyı tutturamamış olması ve de bana da ortak çıkmamaları iktiza ediyor.

– hepsi bu kadarcık mı? düşkırıklığına uğrattınız beni pek sayın metin bey. muhayyilenizin yarıçapına kurban olayım demek isterdim halbuysa.

– olur mu canım. bunlar kamusal alanda paylaşabileceklerim sadece. bi de kendime sakladıklarım var.

– meselâ?

– meselâ slavoj žižek bey’e her gün konferans verdirmek. tek izleyici ben olcam ama. sonra ikimiz birlikte geçmişe yolculuk yapiciğiz. bak bana söylettin bunu, bütün kamu duydu pek sayın günlük. allah cezanı vermesin.

– lütfen bir hayalinizi daha kamuya malediniz pek sayın metin bey. hatırım için.

– beyaz faşistlerin ilhan abi’sine günde yirmi saat tertil-tedvir-hadr egzersizi yaptırtmak, mümtaz soysal’a “yüz soruda türkiye’de tedip-tenkil-imha” kitabı yazdırmak, serdar turgut’un çükünü ertuğrul’um kaptanım’a koparttırmak, ertuğrul’um kaptanım’a günde beş vakit köpeköldüren lıkırdatmak, etyen mahçupyan’ı chp genel başkanı, sevan nişanyan’ı da genelkurmay başkanı yapmak.

– ohhş. ne güselmiş pek sayın metin bey.

– daha torbamda ne hayallerim var. duysanız dudağınız uçuklar pek sayın günlük. ha bi de ali taran bey’e günde üç kitap okutup beş film seyrettirmek.

– bu kadar ifşa ettiniz. bir ikisini daha esirgemeyin bizden bari.

– dur yav. hepsini şimdi söylersek ileride yazı konusu kalmaz. yine de hatırınız kalmasın, söyleyeyim. bekirciğim çoşkun’um ile yılmaz’ım datlıdillim’e ömür boyu göbek kaşıma cezası vermek ve göbeklerini mineciğim kırıkkanat’ıma kaşıttırmak.

– coşkun diyecektiniz herhal?

– n’ayır. bu ülkede herkes türgtür ama yine herkes türkçenin ağzına yestehler. onunçün ben de çoşkun diyerek aziz hâlkıma ters düşmemiş olayım.

– herkes türg mü?! bi kısmı dağtürgü değil miydi onların?

– dağtürgü mağtürgü. türg ya, hepsi bir.

– löpoltacımız giderek siyasi bi mahiyet arzetmeye başladı pek sayın metin bey. burada keselim dilerseniz.

– dilemezsem n’olucak?

– sözün gelişi o. sıka sıka dileyeceksiniz.

– pekü. diliyorum o halde.

Reklamlar

4 Yanıt to “BUGÜN SALI. NE YAPMALI? (İMZA: Владимир Ильич Ульянов Ленин)”

  1. JoA Says:

    sabun ve zeytinyağı dükkanınızda tezgahtarlığa talibim efenim. çay dükkanına lale müldür’ün geleceğini garanti ediyorsanız, ona da varım. yoksa hiç bana göre değil. (kaprisli tezgahtar.)

    yürüyen bant hayaliniz beni derinden yaraladı, yürümek gibisi var mı? bütün dünya kocaman bir metro/havaalanı/spor salonu vs. mi olacak yani? nayır diyorum.

    madem konferans verdirtebileceeniz, zizek beyden bir konferans da ben istesem? uslu uslu otururum, çekirdek çitlemem, söz.

    “beyaz faşistlerin” diye başlayan cümlenizi okkalı bir küfürle devam ettirmek de mümkündü, cuk otururdu yani. ama gülmekten yerlere düşeyazdığımdan yorum yapamıyorum. serdar’ın şeysini sonra sergilettirmek üzere mi koparttıracaaanız acaba? hani ibret-i alem manasında dedim.

    çok yaşayın.

  2. metin Says:

    Sevgili JoA,

    Lale Müldür beni sevecektir, gelir. Ben onu kandırırım, merak etmeyin.

    Yürüyen bant olayı yanlış anlaşılmış tarafınızdan. Elbette yürümekten yana oyum. ama yürümekle ulaşılamayacak yerler de olacak, onu n’apcez? İşte bu yüzden yürüyen bant.

    Çekirdek çitlemek selbes.

    Sergilenmeye değmez Serdar’ın çükü. İşlevi olmayan nesneye aşina değiliz.

    Siz benden çok yaşayın. Öyle olacak zaten.

  3. seyyarat Says:

    Çok eskiden bir şey dinlemiştim “dilemek” ifadesine dair bir dilbilimciden. Dilemek çok hoş bir eda ile söylense de “Dilerseniz yemeğe geçelim” gibi dilenmenin kendisinden türemesinden de anlayacağımız üzere insanın gururunu ayaklar altına sermesi, yerlere atması, üzerine çıkıp zıplaması demekmiş. O sebepten hoş karşılamıyordu konuşan kişi ve yıllarca TRT radyolarında bizi ne hale getirdiler diye veryansın ediyordu.
    Siz “dilemezsem n’olucak?” deyince hatırladım tabi bunları.

  4. metin Says:

    TRT türkçesine illet olurdum ben zaten efenim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: