YARALI YÜREK

burada biri yatıyor. sessiz. kımıltısız. sinek bile uçmuyor. ve “ah diken batmış yürek / ah aşk nasıl acıtıyor”

Reklamlar

6 Yanıt to “YARALI YÜREK”

  1. JoA Says:

    sessiz, kımıltısız. ama ceset değil.

  2. Talisman Says:

    Ya bir de diken batmasa?
    At sonra o yüreği çöpe..

  3. metin Says:

    Evet, ceset değil sevgili JoAcan.

    Ve yine evet, diken batmayan yüreği n’eyleyelim, Talisman Aplacım.

  4. çuvaldız Says:

    merhaba Metin bey,

    Yazılanları takip etmeye çalıştığım site sayısı 3-4 tanedir. Siz ara vermeden önce yazdıklarınızı mümkün olabildiğince takip etmeye çalışırdım. Sonra bu mümkün olan anların bir özelliği olduğunu fark ettim.Ne zaman sebepli yada sebepsiz “kaçma” duygusu hissetsem soğuk yemeğin kapısını tıklarken yakaladım kendimi.

    Kaçacak bir mekan olarak burayı açık tutabilecek kadar da olsa iyi olmanıza sevindim.Soğuk yemek Loveisloser’ın açık olma hali, aslında sizin iyi olmadığınıza da yorulabilir mi bilemiyorum doğrusu.

    Ne demek istediğimi anlatabildiğimi umuyorum.

    Yazdıklarınızı okuduktan sonra diken, bülbülü,bülbül de ne hikmetse serçeyi, serçe de Kafka’nın Sevgili Milena’sına yazdığı mektupları hatırlattı.

    ***
    Bir deneme yapıyorum:Ekmek kırıntısı bekleyen bir serçe var balkonda, masadan aldığım ekmek kırıntısını balkona değil de odanın ortasına atıyorum. Serçe görüyor içersini, yaşamını sağlayacak yem içeride,yarı karanlık bir yerde;bu ekmek kırıntısı mıknatıs gibi çekiyor onu…Silkiniyor…Dışarıdan çok içerde sanki; ama içerisi karanlık, sonra ekmeğin yanı başında ben varım, bir insan, o bilinmeyen bir güç!Gene de sıçrıyor eşiği,birkaç kez daha sekiyor, sonra birden ödü patlamışçasına uçup gidiyor..Bu küçük kuşta nice güçlü bir itki olmalı ki yeniden geliyor, çevresine br göz atıyor; yılgınlığı gitsin diye bira daha ekmek serpiştiriyorum yere-elimde olmadan- kımıldamasaydım (işte bilinmeyen güçlerin böyle bir etkisi vardır!) kaçmayacaktı, gelip alacaktı ekmeği.

    Milena’nın Kafkayı anlatırken kaleme aldığı satırlar:

    İnsan olarak yaşam karşısında duyduğu entelektüel korkuyu hastalığının sırtına yüklemişti……Yaşamını sürdürebilmek için fazla önsezili, fazla bilgeydi, soylu ve güzel insanların zaaflarıyla savaşabilmek için fazla zayıftı; anlaşılmamaktan, sevgisizlikten ve düşünsel yalanlardan ürktükleri için değil, başından beri güçsüz olduklarını, yenik düştüklerinde kazanan kişi utandıracaklarını bildikleri için kavgadan kaçınanlardı.

    O serçe,diken hayatın bizatihi kendisi gibi de okunabilir elbette.O serçenin karşısında hep kırıntı yada hep kırıntıyı ufalayan olarak yazılmaz değişmez bir kitap satırı gibi mi yaşıyoruz bilemiyorum.

    ***

    “kaçmak için neden benim mekanım” diye sorarsanız eğer cevabım;“çağrışım manyaklığına”* imkan veren, çok renk barındırabilen zengin satırlarınız derim. İyi ki varsınız 🙂

  5. metin Says:

    Çuvaldız Hanım,

    Öncelikle sizi aylar sonra yeniden gördüğüme, sonra da yazdıklarınıza ne kadar sevindim bilemezsiniz… Çok ama çok teşekkür ederim. Bu “sanal” denip geçilen ortamı bunun için seviyorum işte… Birbirimizin “insan” olduğu bilincine varıyoruz.

  6. metin Says:

    Çuvaldız Hanım, sizi de özledim. Nerdesiniz? Bi ses verin de gün aydınlansın. Lütfen…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: