TARİH YAŞAMAK BÖYLE BİRŞEYDİR İŞTE

“statükocuların, tiranların, buyurgan totaliterlerin, oligarkların türkiye’si artık bitti.” diyor bir köşeyazarı. “tabii, ‘iyi saatte olsunlar’ın son dakika sürprizi ve ‘türkiye türklerindir’ medyasının ‘mevzun’ bir çalımıyla karşılaşmazsak.” diye de ekliyor. enerji ve güvenlik konseptlerinden dolayı ortadoğu-kafkasya ekseninde konjonktürel koşullar artık barıştan yana bence de. yandan yemiş roninler şaşkın, bir anlam veremiyor olup bitenlere. neymiş, demek ki değişen bir dünyada enver hoca’nın beton koruganları gibi kalmak mümkün değilmiş. çatlasanız da patlasanız da, dillere destan korku imparatorluğunuzun sonu gelirmiş eninde sonunda. (allah allah, kırk yıllık ben kötümsere ne oluyor böyle yav, iyimserlik açılımı mı yapıyorum kendi çapımda nedir!) faşist cephenin işi zor. ama demokratlarınki daha da zor. yaralı bir yırtıcı, en tehlikelisidir çünkü. bir de bütün bir yakın tarih boyunca babalarının çiftliğinde her türlü pisliği yapanların, ülkeyi ingiliz sömürge valisi zihniyetiyle iliklerine kadar sömürüp topluma kan kusturanların bir anda “eh ne yapalım, kaderimize razı oluyoruz, artık uslandık” demelerini bekleyemeyiz. ama yine de tarihin dalgası onların boyunu çoktan aştı bile. milliyetçisi, sosyaldemokrat geçineni, hergelekoncusu, ulusalcısı, t”k”p’lisi, ip’sizi sapsızı, şucusu bucusuyla her türden ırkçı-faşist, her boydan ve soydan vesayet oğlanı, durup bi düşünsün “sam amcamız efendimiz bizi niye yarı yolda bıraktı” diye. “bu kahpe dünya bizsiz nereye gidiyor” diye. “bütün kirli çamaşırlarımız ortaya dökülüyor, bütün yalan dolanlarımız ayağımıza dolanıyor” diye. bunların siyaset sahnesindeki çifte kumrusu olan iki habis ihtiyar da iyice gülünçleştiler artık, vah ki vah. hatta birinin tahtı da tehlikede, yoel marcus adaylığını koymuş bile chf genel başkanlığına. şimdi bütün mesele, dünya ahvali yön değiştirmeden bu demokratikleşme, normale dönme, self-kolonizasyondan ve bürokratik despotizmden kurtulma sürecine hız kazandırmaktır artık. deli gömleği amayasayı tarihin çöp tenekesine fırlatıp atmak, derin yaraları sarmanın yollarını aramak, rejimin efendilerince ezilegelmiş tüm toplum kesimlerinin sesi olacak ve ülkeyi bu tarihsel dönemeçten geçirmeyi tek başına üstlenmiş olan ve bugüne kadar bu süreci yetersiz olmakla birlikte oldukça başarılı biçimde yürütmüş/yürütmekte olan akp’ye karşılık terazinin sol kefesini dolduracak hakiki bir özgürlükçü sol gücü ortaya çıkarmaktır bir de. gelgelelim bu çok zor gözüküyor bugünkü durumda. çünkü bu ülkede sol ne yazık ki modernist-elitist-pozitivist-kemalist bir ruh ve stalinist bir kafayla yürüyegelmiş bir siyasi gelenek, despotik şark zihniyetinden sıyrılıvermesi o kadar kolay değil. zaten şu son yıllarda ülkemiz solunun ne menem bir “sol” olduğunu ayan beyan gördük, ırkçı-milliyetçi aslına rücu ediverdi kolayca. türkiye’nin sağı ve solu faşolardan arınıp temizlenirse, bakın işte o zaman siyaset kurumu düzgün işlemeye ve ezilen sınıfsal ve etnik toplum kesimlerini layıkıyla temsil etmeye başlayacaktır.

…şeklinde devam eder bu yazı. fazla geldi bu kadar iyimserlik benim gibi bir adama. oy, şimdiden yoruldum!

hadi türkü söyleyelim. erkan oğur ve ismail hakkı demircioğlu ile birlikte:

Reklamlar

6 Yanıt to “TARİH YAŞAMAK BÖYLE BİRŞEYDİR İŞTE”

  1. JoA Says:

    benimse içimde bir korku var. sanki işler çığrından çıkacak korkusu. ama negatifimdir, fazla takılmamak lazım belki de. sol? anahtarını kaybetmiş birileri bence. bulunası da yok herhalde.

  2. metin Says:

    İşler çığrından çıkmayacak bence, tam tersine herşey rayına oturacak, öyle gözüküyor. Çünkü ABD, Rusya, AB ve dünyanın bütün efendileri kararı verdiler, İttihat Terakki torunu faşistlerimize geçmiş olsun (geçmiş oldu!); Türkiye artık küresel çarkın kırık dişlisi olmayacak; huzursuz, kavgalı gürültülü, tekinsiz bir ülke olmaktan hızla çıkarılacak. Çünkü artık dünyalı efendilerimizin yüce çıkarları, Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslar’da Türkiye’nin medeni, çıngar çıkmayan ve dolayısıyla güvenli bir ülke olmasını gerektiriyor. O yüzden çetelere dokunulabildi, o yüzden malum örgüt tasfiye ediliyor, o yüzden açılımlar filan yapılabiliyor, o yüzden komşularla düşmanlıklar sona erdiriliyor. Eskiden bunların sözünü bile edenlerin yedi sülalesi sinemaya götürülürdü.

  3. metin Says:

    Gelgelelim, Türkiye’deki sahte “sol”, dünyayı, tarihi, bugünü, yaşananları, geleceği okuyamıyor. Okuyabilmekten aciz. Zavallı. Zombi. Yaşayan ölü. Şu satırların sefilliğine bakınız:

    “… Peki yürürlükteki şok terapinin asli bileşeni ‘değişim’ midir ‘change’ midir? Sorunun cevabı mesela R. T. Erdoğan’ın 29 Ekim’de, ki manidar bir gündür, Obama ile randevulaşmış olması değil midir?
    Tekrar edeyim, olup bitenlerin külliyen berbat olduğunu kimse söyleyemez; bazı yan etkileri iyidir, lakin üzülerek söyleyeyim ki, bunlar demokratikleşme filan değildir.
    Nedir? Ahmet Altanları haklı çıkaran gelişmelerdir.
    Ahmet Altan haklı çıkmıştır: İttihatçıların yerini İtilafçılar almaktadır! Değişim dedikleri, müesses nizamın, sınıfsal ve ideolojik bakımdan küreselleşme (ve ABD ve neo-liberalizm ekseninde, özellikle geçen haftaki IMF toplantısında altı çizilmiş olan ekonomik eksende de) yeniden inşasıdır. İttihatçılara geçmiş olsun deme vaktidir. Çünkü gün, hakikaten Ahmet Altanların günüdür. Eteklerinin zil çalması boşuna değildir.
    Demokratikleştirme diye yutturdukları ilacın yan tesiriyle, mülayim İslamcıların yandaşları mülayim liberaller, mülayim solcular (ki sert olsalar ne yazar) mayışmış vaziyetteler. Ahir zaman yalvaçları gibi “hürriyet, meşveret, uhuvvet” üzerine ahkâm kesmedeler…”

  4. metin Says:

    Tarihsel TKP’nin ismini bir nevi yankesicilik usulüyle aşıran bugünkü TKP’nin trajikomik sefaletine de dokunan şu blog yazısı aslında Türkiye’deki solun ne kadar sahte olduğunu gayet net gösteriyor.

  5. metin Says:

    İki önceki yorumumda alıntıladığım satırlarda doğrular yok mu? Var. Ama çürük zemine kurulu düzgün inşaat gibi… Değişim dış dinamiklerin zorlamasıyla oluyor evet (ve bu bizim açımızdan biraz da utanılası bir durum). Değişim, kurulu düzenin restorasyonu bir nevi, ona da evet, evet de, ziktiğimin kurulu düzeni başka türlü değişemezdi, papağan ezberlerinizle değişmiyor dünya maalesef sözümona sosyalist bey arkadaşlar.

  6. metin Says:

    İkinci yorumla son yorumda biraz kastımı aşmışım; elbette sadece dış dinamiklerin rolü yok bu gelişmelerde… İçerdeki dönüşüm arzusunu ve toplumsal dinamikleri gözardı edemeyiz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: