VARDIR

bizim bir ormanımız vardı kuzguni bakışlarımız

işte onu ben yakalıyorum

zamanın yaygısını serip yerleştiriyorum bir bir

şuraya bir akçaağaç şuraya bir kuşuçuşu şuraya ince nağme

eğilip öpmeli yokluğundan, su olursun sen

dökülürsün akarken usul yatağında, uçurum aşağı

bizim nelerimiz nelerimiz vardır

bizim bir susuşumuz vardı evlere şenlik

kelimeler uçuşurdu, havadaki tozun güneşe tutulmuşu

“sen böyle kederden taştığın akşam”

ay olurum ben, bizim bir gecemiz vardır

işte ben onu yakalıyorum

hayatın kervan geçmez bir uzun köprüsünde

farkedilmeyecek bir mühendislik hatası oluyorum

bizim hiçbir şeyimiz eksik değildi eksik kalmazdı

kelimelerden taşan suskunluk sesimiz bile

işte yakalıyorum hepsini bir bir

tutup okşuyorum elimde

kuşsuz zarflara gösterdiğim şefkatin tıpkısı bu

bu bir şu bu bir bu

bizim nelerimiz nelerimiz vardı

ne bir boy aynası ne kaleidoskop ne cam bilyeler

kırılan kırılana kaybolan kaybolana

kıymetini bilmediğimiz oyuncaklarımız vardı bizim

değiştokuş eder miydik yapar mıydık bunu

gece yastığın altına saklamayı ya da

bizim bir ellerimiz vardı bir gözlerimiz

hiç bakmadım aynaya bir yüzüm var mıydı bir boyum

bir yağmur neyi halledebilir tek başına

sicim sicim usul usul ince zarif

bir kar geceyi ne kadar kesebilir beyaza

bizim bir sorumuz vardı hiç sorulmamış gözüken

ve hep altımızı oyaduran

bir soruyu bir yağmur gibi indirmelidir ansızın

işte ben bunu yakalıyorum bir başına

Reklamlar

12 Yanıt to “VARDIR”

  1. hicabi bey’in uzak tanrıçası « Hafif Abi Says:

    […] bahsetmek istiyordum ondan, fırsat bulamadım. şimdilik eteğinin kıyısından geçtim işte şöyle biraz. metnin altından sesleniyor size. daha da […]

  2. Banu Pluie Says:

    Ama bu mevsimde yapılacak şey değildi bu bize… Hazırlıksız gökten iniveren neler neler… Hem nazenin yağmur önden; hem geçmiş, üzülmeyelm diye uydurulmuş baharlar, yazlar ama aslında baştan sona doğuştan mahkum edildiğimiz sonbahar. Bakın, bilmediğimiz kendimiz de var. Yağıyor da yağıyor. Hiç haber vermeden birdenbire iniyor.

  3. metin Says:

    Birdenbire iniveren kendimiz…

    Bilmediğimiz.

    Evet.

  4. kacakkova Says:

    metin usta, actiniz burayi ne güzel…
    altimizi oyan sorulari hatirlatarak, ve kederimizi yeniden duymak icin iki güzel ezgi ile…
    muhabbetle.

  5. Faruk Ahmet Says:

    Vallahi ben ne şarkılara ne şiire hüzünlenemedim. Metin bey bahçesine geri dönmüş, elektrikli teller kaldırılmış, kapıdaki mendebur badigard işten atılmış, piknik masalarının tozu alınmış, çimler yemyeşil parlamakda, üstlerine sarıturuncukırmızı yapraklar düşmüş ayrıca, hem, dışarıda hava da güzel… Ne hüznü allahaşkına?

  6. kacakkova Says:

    ciks, hava buz su an buz!

  7. reşit bey Says:

    akacak kan damarda durmaz derler; ne alaka bilemedim.

  8. joayse Says:

    gırtlak dokuz boğummuş ya hani, söz çıkmadan önce iyice düşünelim diye. bunları okurken kalbim dokuz bin boğum oldu sanki. boşuna yazmaya çalışıyorum yani.

  9. Passive Apathetic Says:

    oh be, en sonunda!

  10. ekmekcikiz Says:

    Hoşgelmişsiniz!
    🙂

  11. metin Says:

    SY’in kapılarını açtığını görüp bahçesine adım atan bütün dost ve ruh-kafa akrabalarına saygı, selam, hürmet vs duyarım/ederim. Burayı açıp açmadığımdan henüz emin değilim desem komik mi kaçar bilmiyorum ama gerçekten öyle biraz. Hayat insanı şekilden şekle sokuyor, orasını burasını yontuyor, acıtıyor, ekliyor, çıkarıyor, çarpıyor, bölüyor, velhasılı özümüz aynı kalsa da bu özü yansıtış biçimimiz, tavrımız, halimiz niteliksel ve niceliksel olarak farklılıklar gösterebiliyor. Burayı tam iyileştiğimde açacağımı söylemiştim, henüz tam olarak sağlığıma kavuştuğumu söyleyemem. Geçen gün bir anlık bir itkiyle açıverdim kapıyı, hiç öyle düşünmeden taşınmadan filan -darısı J ve U’un başına. Neden bilmiyorum, belki üzülüyordum içten içe bahçenin iyice bakımsız düşmesine. Peki yeni şeyler mi söyleyeceğim? Sanmıyorum, doğumumuzdan ölümümüze kadar aynı şarkıyı söyler dururuz bana kalırsa. O şarkı bizim şarkımızdır, ama başkalarının da kulak vermesini isteriz içten içe. Bir tür teşhircilikle bir tür röntgenciliğin örtüşmesidir bu sanırım, ama ikisi de masumanedir, ikisi de insancadır. Sonuçta iletişim belki de böyle birşeydir, ne bileyim. Hafif Abi’leşirsek bir an; öyleyse de aq, değilse de aq. Şşşşt, kulaklarınızı kapayın, duymamış olun bu küfürlü ifadeyi, yoksa geçenlerde olduğu gibi birtakım zarif hanımefendiler sizi link listelerinden çıkarıverirler mazallah. Üzülürsünüz, gerçekten üzülürsünüz, insanların bir kısmı harflerin lekelerinden öte geçemiyorlarmış meğerse diye.

    Böyleyken böyle işte, hoşbulduk diyeyim ve keseyim. Bugünlerde vaktim aşırı derecede sınırlı -neredeyse her zaman olduğu gibi aslında. Yorumlara tek tek cevap vereceğim günlerin bir an önce gelmesini ben de istiyorum da, ücretli kölelik vaziyetleri işte, n’aparsınız.

  12. metin Says:

    Yanlış anlaşılabilecek, eksik bir ifadeyi düzelteyim: “Bir tür teşhircilikle bir tür röntgenciliğin örtüşmesidir bu sanırım, ama ikisi de bu bağlamda masumanedir, ikisi de insancadır.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: