NE ME QUITTE PASPAS

s o n r a d a n   e k l e n e n   n o t   (21.04.09): 

hayatımda bu kadar utandığımı hatırlamıyorum. hem de iki gün boyunca uyanmamışım! hayatta en sevdiğim şarkının yanına utanmadan sıkılmadan yves montand yazmışım, ne hikmetse! jacques brel abimizi benim kadar bilen ve seven olamayacağı halde üstelik… bunu neye vereceksiniz bilmem, rivayeti muhtelif hale de getirmenize birşey demem muhterem andromedalılar, ama bu gafletimi affedin lütfen. saygıdeğer joa, siz de ne kadar kibarsınız efenim, takdir ettim, yüzüme vurmadınız ya bu aymazlığımı, gerçekten minnet duydum yani şimdi.

*** 

kapıyı çarparak ya da usulca -orası zamana, zemine, meşrebine ve bir yandan eksildikçe eksilmişliğin öte yandan dolup taşmanın yıkıcılık düzeyine bağlı- çıkarsın sokağa.

sokak, bildiğin sokağa benzemiyordur. rengi değişmiş, beti benzi atmıştır seni böyle görünce. ürkmüştür, lan bu adam (yahut kadın) böyle değildi, n’oldu buna böyle diye kaşır kafasını.

paspas, üzerinde bu kez çelik çekirdek gibi, cıva gibi yoğun, sıkıştırılmış bir ağırlık taşıdığının farkındadır bal gibi de -paspas deyip geçme, küçümseme, aşkın sesi bağdat’tan duyulur ve bu sesi kendi halindeki bir garip paspas bile işitir rahatça.

paspasın aklı öylesine takılır ki bu işe, her zamankinden bambaşka bir hale bürünmüş olan bu ağırlığın aristo efendi’yle alay edercesine aynı anda hem çelikten hem pamuktan olduğunu, bir yandan da tüy gibi hafiflemiş bir ağırlık olduğunu şıp diye anlayıverir. paspas bu, ne anlar aşktan deme.

kapıyı çarpıp çıkmak, terktir, adı üzerinde. ama dur bakalım, durun bakalım, terk ille de nesnesi olması gerekmeyen, dönüşsüz bir fiil de olabilir pekalâ. ya da insan kendi kendini de terkedebilir, değil mi ama? hadi biraz daha az karmaşık olsun: insan, eski halini de terkedebilir. hal, terkedilince eski hal denir ona zaten. eskimiş hallerinizi çöpe atın. geridönüşümsüz olsun.

tatlı yorgunluklar vardır hani, bir iş yaparsın, geberirsin yorgunluktan, ama keyiflenmişsindir o işin sonunu güzel getirmekle, başarmanın tadı unutturuverir yorgunluğunu, unutturmaz da şerbetlendirir hani. hah işte öyle tatlı bir acı vardır tat halita ve haritasında aşkın. acı deyip geçmeyelim, insanı terbiye eder hani.

aşk bahsi açıldıkta kelimeler idam mangasına da dönüşebilir, ama bu manganın silahları oyuncak değilse bile mermileri plastiktendir, öldürmez, öldürür gibi yapar, kandırır insanı. korkutur, ecel terleri döktürür, lâkin öldürmez, ondurur. adam eder.

jacques brel abimiz dünyanın en şahane şarkısını mükemmelen, kusursuz şakısın varsın*. sen yenil, yenildikçe daha iyi yenil. tadını çıkar. kapıyı çekip çıktığında yenilmişsindir. evet, tadını çıkar. yeni yenilmelere yelken aç, kulaç at. batarsan da batarsın. dünyanın sonu değil. aslında o şarkıyı söyleyen de sensin, o şarkıda seslenilen de. bir bir daha her zaman bir etmeyebiliyordur. bunu herkes bilmiyordur. bilenlerinse bilmeyenlere anlatmaya gücü yetmeyebiliyordur. zaten matematik bu, güven olmaz. baksana pi sayısına, virgülden sonra uzayıp gidiyor ve kimse bilmiyor nereye doğru uzadığını. tıpkı aşk gibi. boşver. bilmek gerekmiyor. sevmek yetiyor pi sayısını, sihirli şeylere merakın varsa. fi tarihinden ve pi tarihinden beri bu böyle. gerisini kurcalama. yok yok, ne sihirdir ne keramet. aşktır işte epi topu. piye benzer. jacques brel abimiz hoş söyler. kapı çarpar. paspas dikkat kesilir. sokağın aklı karışır. hayat sürer. sen denizin dibini boylarsın. orada rengahenk bir başka dünya vardır. pasaport da vize de istemiyorlardır.

başka kapıya! bak ben mavi kapı’yı çalıyorum. turan erol’un resmettiği** bir kapı bu. ruhi su gibi, su gibi söylüyorum: ne güzel bir oyundur canım / taşlara bakan gözün çiçeği görmesi. kapıya bakıyorum ve kapıya bakan gözüm çiçek görüyor. iki gözlü bir çiçek bu. elinde de çiçek. yüreğinde de çiçek. çiçek kesilmiş tepeden tırnağa. tepesi çiçek, tırnağı çiçek. insan bir mavi kapı görmeyegörsün, çiçek görüyor. çiçek gibi görebiliyor. gözü açılıyor. gönlü açılıyor. kapı açılıyor. mavi kapı.

(*) jacques brel, “ne me quitte pas”. abimizin bu şahane şarkıyı en güzel yorumladığı halini bulmuş ve jazzetta’da yayımlamıştım bir vakitler ama ne yazık ki youtube’da yayından kalkmıştı bir süre sonra o.

(**) ilhan berk, “turan erol”, ada yayınları, 1990, s. 74: “mavi kapı”, tuval üzerine yağlıboya, 100 x 80, 1978.

(***) janis joplin, “me and bobby mcgee”. bu ablamızın günün manâ ve ehemmiyetine uygun birbirinden güzel[im] başka şarkıları da vardı. günlerin suyu çıkmadığı için geleceğiz onlara da ve ablamızın kıymetli müzikal varlığına da. neyse, bu başka mevzu.

Reklamlar

20 Yanıt to “NE ME QUITTE PASPAS”

  1. JoA Says:

    hala hatırladığımız hiçbir şeyi/kimseyi terk etmemişizdir gibi geliyor bana. oraya buraya yazdığımız notlar, sakladığımız resimler, öykücüklerimiz, masalcıklarımız, anıcıklarımız, acıcıklarımız, hepsi de aslında unutmamak için kendi kendimize yaptığımız işkenceler değil mi aslında? başımıza ne gelirse de bu terk edememe halinden geliyor belki de. uyduruyor da olabilirim, boşverin. zaten iflah olmaz bir jacques brel hayranıyım ben.

  2. metin Says:

    Sevgili JoA,

    Size ne kadar teşekkür etsem azdır, hem utancımı* iki günle sınırlandırmış oldunuz, hem de anlayışlılıkla karışık nezaketinizle daha da ağırlaştırmadınız. Yorumunuzda söylediklerinize cevap verecek hal bırakmadı bu utanç bende, o yüzden biraz nefes alayım izninizle…

    (*) Bkz: Yazının başına koyduğum not.

  3. ekmekçikız Says:

    Metin Bey,
    Yves Montand nerde yazılı ki veya yazılıydı ki?
    Hiç dikkatimi çekmemiş, merak etmeyin kimse sizi kınamamıştır.
    Ooo! Ona gelene kadar “herkes” ne hatalar yapıyor, siz de biliyorsunuz.
    🙂

  4. JoA Says:

    sevgili metin bey,

    hiç düşündüğünüz gibi değil vallahi. yazıyı okuyunca sadece şunu düşünmüştüm: “allah allah, ben bu şarkının tonlarca farklı versiyonunu dinlemiştim. yves montand’ınkine rastlamamışım. bir ara bakayım.” dolayısıyla benim tarafımda bir anlayışlılıktan ziyade anlayış kıtlığı söz konusu:) lütfen utanmayın ya da beraber utanalım. ve ne olur girişteki yazıyı kaldırınız kuzum, hak etmediğim iltifatlar bunlar.

    hem ben bazen kardeşimin adını unutuyorum:)

  5. metin Says:

    Sevgili Gezgincikız ve JoA,

    İkinize de teşekkür ederim. Hatamın vahametini ve üzüntümü hafiletmeye çalışıyorsunuz ki ne güzel… Tamam, ben de insanım, hata yapabilirim elbette, ama bu hata benim için sıradan bir hata değildi yahu! KENDİME CEZA VERMELİYİM. ŞİMDİ SİZDEN RİCAM, BANA BENİM ADIMA BİR CEZA BİÇİN LÜTFEN!
    Hadi lütfen, lütfen!

  6. ekmekçikız Says:

    Peki o zaman…
    Ne me quitte pas’ın Yves Montand tarafından söylenmiş versiyonunu bulup, bize dinletin!
    Yani, bence…

  7. ekmekçikız Says:

    Bakın, işte!
    Sizin o çok bilmiş wordpress bile hata yaptı. Benim harf hatamı göndermeden hemen yakaladığımı sanıp düzeltmemle, onun bu harf hatasından arınmış yazıyı yeni bir yorum sanması üzerine, her zaman yaptığı “siz bu yorumu önceden göndermiştiniz” “flood yapmayın” uyarılarını yapamadı.
    Yaaa!
    🙂

  8. metin Says:

    Efenim ben size Jacques Brel abimizin en şahane videosunu seyrettirmiş ve dinlettirmiştim Jazzetta’da vaktiyle -yani siz Gezgincikız Hanım olaraktan bu fırsatı kaçırdıysanız kabahat bende diil! Bu ceza ağır bir ceza olmuş, çünkü o şahane yorumun videosunu Youtube’a koyan şahıs sonradan kaldırıverdi gösterimden onu ne yazık ki… O kadar aradım taradım bi daha o yorumu bulamadım.

  9. metin Says:

    Bin kunduz! Hala ısrarla aynı hatayı sürdürüyorum. Size cevap verirken de yedim aynı haltı ve düzelttim farkına varır varmaz ama bu sefer de sizin espriniz güme gitti!

  10. ekmekçikız Says:

    Eehem ehem, ne diyorlar buna?
    Takıntı mıydı, neydi?
    Siz şu divana bir uzanıp, gözünüzü kapatın bakalım, Metin Beyciğim.
    Çocukluğunuzdan başlayalım.
    Yves ile Jaques arasındaki korelasyonun tesbiti ve bunun size yansıması için.

  11. ekmekçikız Says:

    Aha!
    Metin Bey, yazımı modere etmisiniz, boş laf konuşup, komik olmuşum böylece.

    Bir de o kadar tezahürat yapmıştınız ama, Taormina’ya gıkınız çıkmadı, bakın yazı sizi bekliyor.

  12. metin Says:

    Tolga Bey’in kulakları çınlasın efenim…

  13. metin Says:

    Hangi yazıyı modere etmişim yav???

  14. ekmekçikız Says:

    Uyy, işler karıştı!
    Şöyle oluyor şimdi; 6. ilmekteki yorumda bir harf hatası yapmıştım. Onu düzeltip göndermek isterken, üst üste iki kez göndermiş oldum. Ve fakat metin tamamen aynı olmadığından, wordpress herzamanki itirazları yapmadı. Bu bana komik geldi, sonraki yoruma onu yazdım. Ve fakat sonradan üst üste gönderdiğim harfi farklı aynı yorumu göremeyince, siz sildiniz sandım. Oysa sizin bu şaşkınlığınızdan anlıyorum ki, bir şey olmuşsa, bunu wordpressin iyi satte olsunları yapmış.
    Aman ya!
    Şimdi de bu saçma yorumlarla, güzelim yazınızı yorum manyağı yapmaya başladım.
    Ona yanarım!
    🙂

  15. metin Says:

    Biraz karışık bi mesele olmuş efenim. Neyse, sorun değil.

    Taormina’ya gelince… Nefesim kesildi o güzelliklerden ve gısganşlık katsayım tavana vurdu da ondandır… Daha fazla ayıp olmasın diye seslenmiyom!

  16. ekmekçikız Says:

    Kıskanacak ne var ki?
    O kadar kaybolduk, madara olduk aleme, vs. vs.

  17. JoA Says:

    bence bu pembepantervari mesaj silsilesi hem metin bey hem de ekmekçikız için bir ceza olmuş bile. sizin cezanız bana da gülümseme halinde ödül olarak döndü. çok yaşayın emi:))

  18. zeynep Says:

    Ben yazıyı ilkin, şaşkınlık ve sevinçle okudum ve aynen şöyle düşündüm; “Aa demek bu şarkıyı ilk Yves Montand okumuş. Metin Bey’den yine yepyeni bir şey öğrendim! Acaba Montand’da, okurken, Jacques Brel gibi ağlayabiliyor mu?”

    🙂

  19. metin Says:

    Özür dilerim sizi düşkırıklığına uğrattığım için Zeynep Hanım… Sadece son günlerde üstüste ve yoğun şekilde yaşadığım şeylerin yarattığı gerilimli şaşkınlıktan dolayı dilim feci halde sürçmüş ve jetonum da iki gün boyunca düşememiş işte, hepsi bu. Yoksa vaktiyle Jazzetta’da Jacquel Brel abimizi göstere göstere öven benden başkası mıydı, değildi. Yves Montand abimiz şapkadan çıkan tavşana benzedi maşallah…

  20. metin Says:

    Siz de görünüz sevgili JoA.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: