CANIMDAN AZİZ GÜNLÜKÇÜĞÜM BENİM,

(te be kıymetli seyircı, arada sırada aha böyle ayşecik’in hatıra defteri kıvamında olsun yani, ne var bunda. ben hayatımda hiç günlük tutmadım, hep üşendim, bi de anlamsız gelmiştir, yaşamak için gerekli vakti yaşamanın taklidi, gölgesi, parodisi vesairesi demek olan yazmaya harcamak* ne iştir olmuştur. gel gör ki kaderin muzipliği, bak, bu saatten sonra selülozik değilse bile netce itibariyle günlük günlüktür diyor ve bir ucundan tutuyorum böyle.)

bu lüzumsuz dibaceden kelli, zihnimdeki ıvırzıvırı tarihe not düşelim gari canımdan aziz, muzlu levrekten leziz günlüğüm… başlıyorum, çaylarınızı bi koşu gidip alın. jazzetta’nın muhteşem mutfağı kapanalı beri size kurabiye kek neyin de yapamıyorum, kusuruma bakmayınız, beni böyle biliniz artık. belki bir gün bir mucize olur da tekrar tezgahın başına geçerim, kimbilir.

***

not bir sayın seyircı: ben filme film demem, bir “mes’ele”si olmayınca. bu derin lakırdımı ister aforizma isterse laforizma tadında şeyttirin, keyfiniz bilir.

not iki: tv kuşu olmadığımı biliyorsunuz. fekat dün gözüm kaydı ekrana, iyi ki de kaymış, bir şarkı çalındı kulağıma, abari o da ne, “san’at musikimiz”in kopenhag kriterlerime göre en şahane, en içli, en derinden vuran şarkısı değil mi meğer… of of. şeytan dedi al eline bi votka-limon, zıkkımlan dedi, iyi bok dedi. ah sadettin öktenay beyim ah. beni mi düşündün de yazdın o zarif besteyi, hı? sene geçti, mevsim geçti, ay geçti… hayat geçti, ömür geçti, yaş geçti… yavşak şarkıları sevmem. bu şarkı içimi titretiyor. samime sanay mı güzel söylerdi bunu, hatırlamıyorum. dün ekrandan çıkan ses, hiç hazzetmediğim zeki müren’in sesiydi -ama yine ve yine o da ne! hiç rahatsız olmadan dinledim. gözümden yaş bile geldi. sesim bile titredi anasını satayım.

not üç (halil berktay hocanın köşeyazısına döndü böyle not not gidince!): bir kavanoz boku kafadan aşşağı boca etmek gibi sofistike ve kreativitesi yüksek eylemler adetim değilse de, ben sevan nişanyan hocamı pek severim. matrak adamdır vesselam. zehir gibi de beyni vardır. evlerini gidip görmeye delik bütçem müsait olmadı yazık ki, ama taraf’taki köşesini kaçırmam. siz de kaçırmayın derim. al meselâ şu. yahut şu. bi tane daha vardı, şahaneydi, bulamadım şimdi hangisiydi. geçenlerde hertaraf’ta yayımlanan yazısına da müsait zamanımda atıfta bulunacam jazzettacığımda. ha bi de kitabını almıştım da bi türlü başlayamadım. okuyunca haber veririm size.

not dört: konstantiniyye’mizde sürünüp de iki çarşıyı sevmeyen ölsün! biri beşiktaş çarşısı, ötekisi kadıköy çarşısı. (ulan niye galatasaray çarşısı yoktur, bu bize yapılır mı!) beşiktaş çarşısının ağzına sıçmış belediye yanlış duymadıysam. bu ülkede belediye tilciği kulağına çarptığında içinin tiksintiyle dolmaması mümkin midir kuzum. kadıköy çarşısını da bok ettiler. xikindirik bi döşeme yaptılar ki sokakların zeminine, evlere şenlik. herneyse. kadıköy çarşısını her arşınlayışımda kendimden geçerim. yirmibir yıllık sokak sebzecimi, onbeş yıllık turşucumu, çiya’cığımı, o kendisini bilir ekmek fırıncığımı hiçbir şeye değişmem. dün de birikim dergisinin son sayısını almak üzere ajanstan çıkınca yolumu düşürdüm. envai çeşit peynir ve zeytin aldım. peynir ve zeytin delisiyimdir söylemesi ayıp. zaten emekli olunca ya sadece peynir ve zeytin satılan bi zihni sinir şarküterisi açacam, ya da zeytinyağı yahut sabun butiği, ya da kuru ve yaş çay tükkanı. çizikli aldım, kalamata aldım, domat zeytini aldım, aldım da aldım. öyle peynir aldım, böyle peynir aldım, şöyle peynir aldım. dayanamadım, meyhoş boza aldım. yanına sarı leblebi aldım. turşu çeşitledim. (siz benim bin yıl evvel jazzetta’nın mutfağında dünya mutfağına armağan ettiğim turşumun tadına bakmış mıydınız kuzum? şimdi üşendim, link mink veremem, kendiniz bulun çok canınız çekerse.) kahvaltı sofrasında en az üçer çeşit zeytin ve peynir bulundurmayan insana insan demem, zatıalisi ne kadındır ne erkek ne de üçüncü cins.

not beş: bi ara fırsat bulursam, kafam da iyi olursa, bizim mahalle bakkalından bahsedecem. elli tane bakkal var da ben sadece ona mahalle bakkalımız diyorum. nadir görülebilen bir canlı türüdür kendisi, tatlı bir cehepelidir -bir nevi oksimoronal vaziyettir kısacası (yani hem cehepeli hem de tatlı, ikisi birden olmak).

yoruldum anacım. bir yandan içinizden öktenay üstadımızın zarif bestesini mırıldanırken, öte yandan günün şarkısı babında louis armstrong ve duke ellington ustaları dinleyiniz ve çavınız. imlâ kontrolü yapmayacam, yanlış bulursanız dört yanlış bir doğruyu götürür demeyip bana haber veriniz.

(*) ooops! haltetmişsin sen metin efendi! yaşamak yazmanın taklidi, parodisi, gölgesidir asıl. otur, sıfır!

Reklamlar

39 Yanıt to “CANIMDAN AZİZ GÜNLÜKÇÜĞÜM BENİM,”

  1. ekmekçikız Says:

    1- Hıı, anladım! Siz dün gece “Canım Ailem”e bakmışsınız.
    Türk dizisi yapma yazılı olmayan kuralları uyarınca, öpüşmenin bile olmaması dışında, naifliği ve hoşluğuyla, arada göz kayabilecek yegâne dizi o bence. Şarkı güzeldi, evet.
    2- İtiraz ediyorum! “Galatasaray Çarşısı” isimli bir yer adı yok, haklısınız da, koca, asırlık, güzelim “Balık Pazarı galatasaray’da değil midir?
    3- Sevan Nişanyan’ı o andığınız eyleminden beri gözüme göstermiyorum ben, sinir oldum, sinir. O kadar!
    4- Bakkalınızdan sözedene dek, peynir, zeytinlerinizi afiyetle yiyiniz, efendim.

  2. metin Says:

    Ekmekçikız Hanım,

    Bugün bizim internette sorun var. Zırt pırt kesiliyor.

    Evet, “Canım Ailem”e gözüm takıldı. Dizi mizi seyretmem ben ama öyle takıldım işte bir süre. Bir de o kadını seviyorum ben, neydi adı, Samim’in gözağrısı hani?

    Tamam, Balıkçılar Çarşısı olabilir, ama GS çarşısı da olsa fena mı olurdu yani? Gerçi Kadıköy deyince de ille kanarya kuşunun akla gelmesi iktiza etmiyor ya…

    Bok meselesi pek bildiğimiz gibi değilmiş. Linklerini bulabilsem verecektim ama bulamıyorum. Yine de çok nahoş bir durum tabii. Ama fırsattan istifade bir kalemde harcamayalım derim.

    Turşumdan haberiniz olmuş muydu? Söylememişsiniz?

  3. zeynep Says:

    Bamya ve kızılcık turşusuydu sanırım di mi? İlk kez sizde duymuştum hatta.

  4. metin Says:

    Bingo efenim.

  5. ekmekçikız Says:

    Ben şu turşu muhabbetini ya kaçırmışım, ya da bunaklık günümdeyim; bilemedim. Zeynep de bilmiş, bamya ve kızılcık mı? Vay vay!
    Meliha’yı diyorsunuz; Şebnem Bozoklu’yu yani. Çok başarılı sahiden. Bir de dün akşam Ali/Ozan Güven iyiydi.
    Balıkçılar Çarşısı deiill, Balık Pazarı! 🙂
    Yok canım, fırsattan istifade neden adam harcayalım, varsa bi durum, dinleriz tabii ki.

  6. metin Says:

    Duyan da kuşsütlü sofra kurarım zannedecek! Sınırlı bütçenin sınırları dahilinde mükellef sofra kurmanın sırrı gayet basit: Miktardan kıs, çeşidi artır! Ben öyle yapmaya gayret sarfediyorum. Azar azar, bol çeşit. Dolayısıyla bunu yoksulluk sınırının biraz üstünde yaşayan herkes yapabilir zannımca. Meğer ki niyet olsun. Ver usta oradan beş zeytin tanesi, bir kibrit kutusu yağlı inek. Buna küfür yiyebilirsiniz eyvallah, ama biraz daha fazlasını samimiyet kurabilirseniz alabilirsiniz pekalâ.

  7. metin Says:

    Balıkçılar çarşısı da nereden çıkmış yav! Aklım başımda değil, yoksa milyon yıllık Balık Pazarı’nı bilmeyecek halim yok yani, di mi ama?

  8. metin Says:

    Muzlu levreği de duymadım demeyin sakın ha Ekmekçikız Hanım! Onca tantana koptu, onca speküle ve spatüle edildiydi!

  9. metin Says:

    Buyurunuz buradan yakınız.

  10. metin Says:

    Buyurunuz bu da Piri Reis böreğimiz.

  11. metin Says:

    Bunlar nedir ki! Siz asıl aşuremin tadına bakmalıydınız. Muhteşem fırsatı kaçırdınız, derdinize yanın. (O yıl aşurem ajans taifesinin damaklarında unutulmaz bir iz bıraktı. Bir sonraki yıl da postmodern aşure yapacaktım ki, ajans kapandı.)

  12. ekmekçikız Says:

    Peki sonra ne olmuştu? Yani, turşular olmuş ve yenmiş miydi? Pek aklım kesmedi de…
    Haa, o yazıda sözü geçen cibilliyetsiz nektarin son senelerde “beyaz nektarin” olarak anılıyor, hani kayısı ile eriğin kırması olan. Ve de ben kendilerini pek severim.

  13. metin Says:

    Yazıya ufak bir parantez ekledim, iyice bastırmak için. Şöyle kine:

    “(…) bir nevi oksimoronal vaziyettir kısacası (yani hem cehepeli hem de tatlı, ikisi birden olmak).”

  14. metin Says:

    Peki sonra ne olmuştu? N’olacak, afiyetle tükettim. Yalnız şunu tecrübe etmiş bulundum ki, kızılcık turşusu pek bekletmeye gelmiyor olduktan sonra.

    O beyaz nektarin dediğinizi kimseler bilmiyor, bilenler de hazzetmiyor pek, ama ben de çok severim sizin gibi.

  15. ekmekçikız Says:

    Muzlu levreği biliyorum, sonradan okumuştum.
    Aşureyi çok iyi biliyorum. Üstelik aşure yemeğe davet edilenler arasında benim de adım geçmişti ve o vakit sizi yeni okumaya başlamıştım da, aa deyip şaşırmıştım, yaaa!

  16. metin Says:

    Hah, Meliha, evet. Onu sevdim ben.

    Diziye gelince, fazla bayık. Hele de o müzikler, düşman başına. Vıy vıy vıyıklıyor. O en küçük kardeşe de uyuz oldum, Ali’ye de, müstakbel kocası sempatik geldi bana, Halim. Ufaklıksa çok şeker.

    Aa, ben sizi de mi davet etmişim aşureye? Allah Allah, halbuki 15-20 kişilik yapmıştım ve ajans ahalisine anca yetiyordu. Siz koşarak gelseniz bile boş tencere bulurdunuz o muhteşem günde.

  17. zeynep Says:

    Peki bamya turşusu n’oldu Metin Bey. Yani malum bamya salgıları olan bir sebze. Onları bırakıp tuhaf bi şeye dönüşmedi mi hı?

  18. metin Says:

    “Pek aklım kesmedi de…”

    Bunu kaçırmışım! Bu Jazzetta’nın mutfağına ağır bir hakarettir! Anladık, iyi bir aşçısınız, ama asla ve kat’a ve hatta zinhar laf ettirmem bamya ve kızılcık turşuma ben!

  19. metin Says:

    Bamya turşusunu çabuk tükettim Zeynep Hanım, yoksa benzeri bir akıbete o da uğrardı sanırım. Zor işe soyunmuşum velhasıl. Ama başardım!

  20. ekmekçikız Says:

    Ben size ne diyorum?
    Bu dizi gene en iyisi içlerinde, yaa!
    Evet, dizi müziklerinin vıy vıy vıyıklaması -aynen öyle valla- bir hastalık adeta bizde. Zaten ne hastalık değil ki diyeceksiniz?
    küçük kardeş ve Ali’nin hali senaristin veya senaristlerin -her neyse- uzakgörüşsüzlüğünden ve ne yapacaklarını bilememelerinden, bence. Hangi tarafa çeksek de macera olsa, bab’ından. Halim çok iyi, ilişkisinde dürüst, kararlı. Ona yamuk yaparlarsa sinir olacağım. Oyuncusu da iyi.

  21. ekmekçikız Says:

    Yahu Metin Bey, çok hoşsunuz valla!
    Tamam, mutfağınıza laf yok. Da… Ne diye turşu ettiniz güzelim bamyayı? Yapsaydınız zeytinyağlı, mis gibi yeseydiniz. Allah allah! 🙂

  22. zeynep Says:

    Ne kadar başardım, iyiydi, güzeldi filan desenizde benim de hala Ekmekçikız’cım gibi aklım kesmiyor:)

    Metin Bey ne tesadüf, ben de tam bir peynir delisiyimdir. italyanların kurtlu peyniri dışında dünyanın her çeşit peynirini zevkle yiyebilirim.

    Ha bir de; ben de Zeki Müren’in yorumuna, sesine hiç katlanamam.

  23. ekmekçikız Says:

    Aa! Aşure yemeğe davetli filan değilmişim, başka bir davetti o anlaşılan karıştımışım. Diyorum ya, bugün bunaklık günüm yine.

  24. metin Says:

    Ortancanın nişanlısını da iyi bi benzetmek lâzım. Anne kuzuluğunun bu kadarı Türk dizi filmine bile fazla gelmiş.

  25. metin Says:

    Zeynep Hanım,

    Madem öyle, gelecek sefere ikisinden bir daha yapıp adreslerinize yollayayım da görün bakın, nasıl oluyormuş! Noter huzurunda kapağını da mühürleteyim de sonra çarşıdan aldı olmasın.

    Siz kurtlu peynir deyince benim aklıma Vehbi Koç’un “gurtlu biiiniri yidim” lafı geliverdi şimdi. Ne yalan söylemeli, İtalyan kurtlu peyniri yemedim ben, bilmiyorum.

    Zeki Müren’i bitim kadar sevmem. İlk ve son defa hayatımda dün akşam hoşuma gitti, ama kesin şarkının güzelliğindendir, değilse o baydıra baydıra şarkıların içine etmesi yok mu, adamı deli eder.

  26. zeynep Says:

    Aman onların olsun, yenir mi o şey allaseniz. O kıvama gelmesi için bilinçli olarak peynirin üzerine sinek larvaları yerleştirdiklerini okumuştum bi yerlerde. Böğğ!

  27. metin Says:

    İğrençmiş… Yemem! Ben tekila da içmem!

  28. ekmekçikız Says:

    Hoppalaaa!
    Tekila neden gürültüye gidiyor, arada?

  29. metin Says:

    E o da kurtlu değil miydi kine?

  30. ekmekçikız Says:

    Aa! Ne kurtlusu? Tekila mı?

  31. ekmekçikız Says:

    Şöyle diyor ekşi:

    büyük meksika yalanları vol.1 :

    tekiladaki kurt sadece meksikalıların amerikalılara ilginç gelmesini sağlamak için yaptığı bir pazarlama hilesidir.
    bir süre yemişler buna mallar. meksikalılar, amerikalıların tekilaya iyice alıştığına kanaat getirdikten sonra maliyeti düşürmek için kurt işi iptal edilmiş.
    belki hala spesifik markalarda vardır ama ben görmedim, duymadım.

    Bir başka yerde de bu kurtlu cinsin özel bir tekila olduğu ve adının mescal olduğu yazılı.

    Demek ki, hepsinde kurtçuk yok!

  32. metin Says:

    I’ıh. Olsun. Beni bozar. Ben almiyim.

  33. metin Says:

    Aforizmam arada kaynadı biz peynire meynire dalınca…

  34. zeynep Says:

    Olur mu, araya filan kaynamadı tabii ki,

    “ben filme film demem, bir “mes’ele”si olmayınca.”

  35. metin Says:

    Teşekkür ederim. Aslında sanatla ilgilenen hemen herkesin bildiği üzere, bu sadece sinema sanatı için değil bütün sanatlar için öyledir. Benim aforizmam da değil tabii ki, ben sadece sanat eserini gözünden tanıyanların yalancısıyım yahut elçisiyim diyeyim!

  36. zeynep Says:

    Ya şiir? Bence şiirin hiçbir mes’elesi olmasına gerek yok.

  37. metin Says:

    Şiir başlıbaşına “mes’ele”dir zaten. Mes’elenin ta kendisidir. Kalbidir. Özüdür. Tözüdür.

  38. lâm elif Says:

    canım ailemdeki Meliha şu an piyasadaki en iyi kadın oyunculara şapka çıkarttıracak kadar iyi. Kız henüz 29 yaşında, dizide 43 yaşı oynuyor ve Adana şivesini kusursuz konuşuyor. Uğur Yücel bile yavan kalıyor yanında.

  39. Gökyüzünde Yalnız Gezen Yıldızlar « Böyleyken, böyle… Says:

    […] Posted Mayıs 8, 2009 Filed under: Müzik | Metin Bey üstadımız Zeki Müren’i pek sevmez ama ben bu şarkının daha iyi bir yorumuna rastlamadım daha. Mazur görsün bu […]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: