ÖLÜ ÖLDÜ YANGIN YANDI ANASINI SATAYIM

efenim yine mimlenmişiz. üstelik ikinci kez aynı hususta: en yakın kitabın bilmemkaçıncı sayfasının bilmemkaçıncı cümlesini yaz bakiym! yazayım bakiym…

ı’ıh! cıkk! yazamam. ayıp bi tümce olmuş bu, utanırım sıkılırım, yüzüm kızarır, ter basar. en yakındaki ikinci kitaba dalayım en iyisi:

“yaşıyordu.”

yazdım işte. ne o, tek kelimelik cümle olamaz mı yani! oldu bile. valla billa 161. sahifenin beşinci tümcesi aynen böyle.

künyeyi veriyom: “zamanın ağızları”, eduardo galeano, çev: bülent kale, çitlembik yayınları, 2004.

aney! bu, benim pek muhabbet beslediğim yazarlardan biri değil midir? öyledir. e madem öyle, hem de mimimizin cevabı ultra kısa oldu, günahı galeano’nun boynuna da olsa, tümcemizin kısalığını telafi edelim:

manuel bir buçuk yaşındayken, suyu neden eliyle tutamadığını bilmek istedi. ve beş yaşındayken, insanların neden öldüğünü bilmek istedi:

– ya ölmek nedir? [ba ba ba! bu merak ve tecessüsten midir, erken dönem filozofisi midir ve de müdür müdür müdür müdürüm?]

– büyükannem yaşlı olduğu için mi öldü? o zaman benden daha küçük bir bebek neden ölüyor? dün televizyonda gördüm de. [velet haklı.]

– hastalar mı ölür? hasta olmayanlar neden ölüyor o zaman? [ha, neden neden nedennnnn!]

– ölüler bir anlığına mı ölüyorlar, yoksa hep mi ölüyorlar? [ulu manitu! sorunun derinliğine, zekânın rafineliğine, merakın zarafetine de bakınıs.]

manuel en azından onu en çok endişelendiren sorunun cevabını biliyordu:

– kardeşim felipe asla ölmeyecek, çünkü o hep oynamak istiyor. [budur. evet evet, budur.]*

bu kitabı okuyunuz, okutunuz. pek çok kitabı okuyunuz, okutunuz. bazı kitapları okumasanız da olur. bazı kitapları ise okuduktan sonra okutunuz (ikinci anlamda). köşeli parantezlerin bana ait olduğunu anlamayanlar kitabı da okumasınlar, hayata da küssünler, çekilsinler köşelerine, kalabalık etmesinler.

bi de siz siz olun sinüzite yüz vermeyin. sonra astarını istiyor. kolalı yakasını da istiyor. manşetini de istiyor. yedek düğme de istiyor. değilse ben bu mimi fırsat bilip alırdım divan sazımı, curamı, yaylı tamburumu neyim elime ekmekçikız hanım.

alâkalı alâkasız hediye: king crimson. esasında size hediye değil ceza vermek lâzımdı ya neyse. (size diiil ekmekçikız hanım & tavşan hanım, dîger muhterem kariine.)

(*) bu alıntı başka sayfadan. sayfa 55.

Reklamlar

6 Yanıt to “ÖLÜ ÖLDÜ YANGIN YANDI ANASINI SATAYIM”

  1. ekmekcikiz Says:

    Metin Bey,
    Siz az geri durun, ben önce şu sinüzitle konuşayım.
    Bak kardeşim, istenmediğin yerde durma, çek git, hadi naşş!
    Sonra size döneyim ve antibiyotikler ne güne duruyor, öldürün şu acıyı buyurayım.
    Ardından da, bu sıkıntılı halinizde, beni kırmayıp “mim” yazısı yazdığınız için teşekkürlerimi sunayım. Belki, çivi çiviyi sökmüştür. Umarım, yani.

    Köşeli parantezlerle süslenmiş cümleleri aldığınız kitap, okunması arzu edilecek bir kitap çıktı, ne güzel. Benimki gibi tuğla hazretleri değil.

    Son olarak, seçtiğiniz parça için şapka çıkarıyorum ki, gençliğimizin en derin anılarındandır. Ne kadar umutsuz sözler ve ne kadar güzel müzik.

  2. elektra Says:

    aman aman aman… bu size değil, okuduğunuz kitaba ya da cümlenizin kısalığına ya da diğer yazdığınız şeylere. doğrudan sinüzite. çekmişliğim vardır yeni yetme günlerimde kendisinden. sonra bir doktoraa götürdü annem beni. kbb’cidir herhalde, çocuktum, ilgilenmiyordum, her şeyi anama babama bıraktığım güzel günlerdi yani. sonra o doktor, bir burun deliğimden bir sıvı zerkedip, öbüründen de, hala kabuslarıma eşlik eden bir kocaman şırıngayla sanki beynime ulaştığını düşündüğüm bir vakumla bir şeyler temizledi ve şıp bitti o benim kafamı, küçücük kafamı duvara vurmama neden olan sinüzit ağrım. biliyorum iğrenç şeyler yazdım, ama böyle bir mini operasyon teklif ederse doktorunuz, yaptırın diye.

  3. metin Says:

    Ekmekçikız Hanım,

    Efenim ben ilaçlardan uzak duran biriyim. Bu konuda konuşmaya başlarsam bitiremem. Hele de antibiyotikler, ulu manitu!

    Hastayken yatağa saplanıp kalmak kadar beni sıkan, bunaltan birşey yoktur. Onunçün o durumlarda daha fazla kaçmaya çalışırım hasta bedenden ben.

    Galeano ilginç bir yazardır. İleride zatından daha geniş bahsederim belki.

    Ve evet, seçtiğim parça iyidir. King Crimson’ın çok çok severek dinlediğim bir parçası daha vardır emme bendeniz evdeki sette kasetten cd’ye transfer yapmayı becerebildiğim gün dinletebileceğimdir o parçayı sizlere. Tanrıdan ümit kesilmez!

  4. metin Says:

    Ha bu arada belirteyim de tef çalınmasın arkamdan! Yazamam edemem dediğim cümlenin ait olduğu kitap gayet masum bir kitaptır, akla muzır şeyler gelmesin efenim. “Benim Adım Kırmızı”yı tekrar okumaktayım. Nedeni de, “Kar” ve hele de “Masumiyet Müzesi” rezaletlerinden sonra bendenizde azalan Orhan Pamuk saygısını tamir etmektir. Orhan Pamuk mu okuyacaksınız, kesinlikle “Cevdet Bey ve Oğulları”ndan şaşmayınız.

  5. metin Says:

    Elektra Hanım,

    Valla bundan beş altı yıl kadar önce, bir gece kafamı duvarlara vurayazdımdı. Sonra on gün boyunca sabah akşam kıçımdan koca koca iğneler yedim, rahatladım. Geçen yıla kadar pek birşey yoktu, ta ki diş doktorum bir röntgen filmine bakana dek. Geçmişte yarım kalmış bir sinüzit tedavisi gördü falda. Ama ben korkumdan hiçbir şey yapamadım. O dediğiniz operasyon feci bişi. Sizi okurken bile en uçtaki omuruma kadar titredim! Yapamam öyle şeyler ben. N’apayım. Başka da ne halt edebilirim bilmiyorum bu canavara karşı…

  6. ayşe ç Says:

    ya bu parça enfes

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: