PALTO (2)

yağmurun doğumgünü ne zaman, bileniniz var mı? ben onun ama kaç yaşında olduğunu biliyorum: birbuçuk milyar. hem tuzsuz gözyaşına ne denir: yağmur. bi de arap kızının dizleri uyuşmadı mı halâ, yazık değil mi ona? ayrıca yüreğinizi ıslatan yağmur nerede yağıyordur, şu kısacık şarkıda mı? soru yağmuru yağdırsam kızar mısınız, üstelik sırılsıklam ıslanmışken kendimce?

nasıl da saçmasapan konuşuyorum değil mi? öyleyse devam:

bilmez miyim hiç bütün bu sözler ne der ona
bu sözler ve bu sözlerin içinde çırpınan uzaklıklar*

bir şarkı dinliyorum. havanın ıslaklığına dolduruyorum notaları:

kör kuyularda merdivensizlik, denizler ortasında yelkensizlik nitedir, nicedir, biliyorum. benden iyi bilen var mı bilmiyorum.

nicedir unutmuşum saymayı bile günleri
dağılıp gitmişler herbiri bir yana
kuşlar gibi, onlar da
benimse ne gideceğim bir yer
ne de özlediğim bir şey var*

“artık eskisi gibi olamaz hiçbir şey”** –ne kadar bildik bir cümle. “siz, eski siz olamazsınız”** –ne kadar acımasız bir cümle. “inancınız yıkılır, düşünceleriniz değişir, insanlara güveniniz sarsılır; kendinizi tanıyamazsınız. geriye dönemezsiniz, dönüp de aradığınız sizi bulamazsınız. sizden giden sizsinizdir, bundan böyle huylarını, duygularını yadırgadığınız bir yabancı yaşar bedeninizde sizin yerinize. ona kolay kolay alışamazsınız.”**

uzun zaman şu şarkıydı dilimde gezdirdiğim:

“kırılmak budur işte. kırılırken öyle bir parçanız kopmuştur ki asla kaynamaz yerine.”**

sakatlanmak nedir hayatı gören gözünden tam, kimse benim kadar bilemezdi:

“öfke, hınç, keder söner, fakat damarlarınızda, açılan bir kapsülden sızan acı bir zehir dolaşmayı sürdürür sanki.”**

bir vapur daha kalkıyor iskeleden
ve yağmur hızlanıyor biraz
uzanıp yatsam diyorum otların üstünde çırılçıplak*

bir şarkı daha dinliyorum, ruhum çırçıplak, korunmasız, üşümüş, yitik…

çok yorgunum. seyir defteri dipte hangi kayalıkların arasına gömülüdür kimbilir…

(*) edip cansever
(**) http://www.taraf.com.tr/makale/2778.htm

Reklamlar

16 Yanıt to “PALTO (2)”

  1. funda Says:

    nöbetçi yorumcu geldiii 🙂 buralarda yağmur yok ama bu şarkılar çok iyi geldi bana..

  2. metin Says:

    José Feliciano, Timur Selçuk, Tülay German, Teoman, Cem Karaca…

    Yaşayanlara selam, ölmüşlere saygı…

  3. metin Says:

    Ayrıca, teşekkür ederim Funda Hanım, ziyaretiniz için. Seviniyorum sizi de görünce buralarda…

  4. ekmekcikiz Says:

    Yağmurun dünyadaki yaşamın kaynağı, nedeni olduğunu bilirsiniz.
    Ona hüzün nedeni olarak bakan bizleriz.
    Varsın öyle olsun, bugün.
    Yarın yeniden hayat kaynağı olacak.

    *Tülay German’ın bu şarkısını tanıyamadım. Burçak Tarlası’nda kalmışım.:)

  5. metin Says:

    Ekmekçikız Hanım,

    Hüzün de keder de hayata dahil değil midir?

  6. metin Says:

    Ha, unutuyordum: Bu şarkılar da Kalan Müzik’in yayımladığı “’62-’87 Burçak Tarlası” adlı CD’dendir zaten…

    O değil de, kimse Palto’daki müziği merak edip sormadı ya…

  7. ekmekçikız Says:

    Öyledir öyledir de, sadece o değildir, demek istemiştim.

    “Palto’daki müzik” nedir?
    Hiç anlamamışım, bile! 😦

  8. metin Says:

    İki önceki yazıdaki müzik demek istemiştim…

  9. zeynep Says:

    Palto’daki müzik, Dhafer Youssef gibi geldi bana.

    Ben yağmur sesini, tüm sevdiğim şiirlerde duyarım. Önce ürpertir, ısıtır sonra, hatta ıslanabilirim bile şiirle… Hiç bilmediğim bir dilden evrilmiş/çevrilmiş bir şiir olsa bile, eğer kaybetmediyse içsesini/yağmursesini kesin benim şiirimdir. İlle de okumuş olmam şart değil, -zira bir gün mutlaka karşılaşacağızdır bilirim ya- benim şiirimdir işte…Tuhaf ama, hüzünlü bile olsalar, şarkılar hep az veya çok güneşlidir bende.

    Mesela;

    *seni öpüyorum
    ilk kayısıyı koparır gibi dalından sabah serinliğinde
    ürperiyorum
    sonra yeniden öpüyorum
    yeniden ürperiyorum
    ve bakıyorum
    çoktan gelip geçmiş kayısı mevsimi
    uzaklarda yaprak döküyor uzandığım dal

    resmini yapsam diyorum o ürpertinin
    şarkılara döksem diyorum o ürpertiyi
    kış geçsin, çiçeklensin, yeniden kayısıya dursun ağacım
    ak gemilerle dönsün uzaklardan beklediklerim
    sarılara koştukça elim çıldırıyorum
    fırtınalar getiriyor belalı yaşım

    siz yoksunuz artık ey kaçmalarımın sıradağları
    son yavrusunu çoktan doğurdu ardına düştüğüm geyik
    gittigider kulaçlarım hırçın sularında nehirlerin
    kaldım kitaplar mezarlığında

    siz yoksunuz artık ey göçmen bakışlı sabahlarım
    silahlarım can çekişiyor akşam alacasında
    bu uzun yağmurlarda ayvalar şimdi
    büyütüyor geçen yazdan sülün bir aşkı

    korkuyorum sessiz ayrılıklardan
    korkuyorum bu sarı yağmurlardan
    kucaklarında kış meyvalarıyla bu kadınlar
    korkutuyor beni, bu bir ayrılık
    dallarda unutulmuş vişnelerin mor yalnızlığı”*

    *Hasan Hüseyin Korkmazgil

  10. metin Says:

    Zeynep Hanım,

    Yanılmışsınız efendim. Derya Türkan’ın “Minstrel’s Era” albümünden adı da “Minstrel’s Era” olan parçaydı o.

    Ne güzel demişsiniz: “Ben yağmur sesini, tüm sevdiğim şiirlerde duyarım.” Evet, ben de öyle.

    Teşekkürler şiir için. Hasan Hüseyin benim şairlerimden değildir ama bu şiiri farklı.

  11. ekmekçikız Says:

    Aman, neler neler!
    O ses kemençe sesiymiş, böyle bilerek dinleyince çok farklı algıladım.
    Çok güzelmiş.

  12. zeynep Says:

    Metin Bey,

    Ben teşekkür ederim efendim, Derya Türkan’ı ilk kez dinledim ve çok beğendim.

    Hasan Hüseyin’e gelince, “en”lerden olmasa da, şairlerimden biridir.

  13. Hakan Güzhan Says:

    kör kuyularda merdivensizlik, denizler ortasında yelkensizlik nedir ben biliyorum…
    ey “love is loser” sen ne dedin, nerden dedin, bunları nerden okudum bu puslu pazar sabahında…
    bu kadar mı dokunur bir yazının en ücra köşesindeki harfler bile, yıllardır dondurup sakladığım , kimselere kendime bile itiraf edemediğim bu “kör kuyudaki merdivensizlik” halime…
    ancak bu kadar soğuk yağmurlar düşebilirdi yüreğime ve bu kadar ürperebilirdi ruhum…
    selam olsun sana…
    tesadufen buldum sayfanı, artık mudaviminim, bilesin…
    timur selcuk’un bu şarkısını bana e-mail atabilecek biri varsa da çok memnun olurum…

  14. farukahmet Says:

    Hakan bey, istediğiniz şarkı “Kör Kuyular” ise, şuradan indirebilirsiniz. Ama bir not: Şarkı aslen Timur Selçuk’un değil, onun babası Münir Nurettin’indir; sözleri de Ümit Yaşar Oğuzcan’ın. Linkini verdiğim kayıt Münir Nurettin’in bir Istanbul konserinden.

  15. Hakan Güzhan Says:

    faruk bey, cok tesekkur ederim…
    şiirin de, bestenin de kime ait olduğunu biliyordum, ancak münir nurettin den kaydını bulmak benim için hazine bulmak gibi birşey oldu…
    tekrardan teşekkürler…

  16. metin Says:

    Hakan Bey,

    İnsanın duygu evreni çok da geniş değil aslında, örtüşmeler çok mümkün… Sanırım öyle olmuş.

    Hoşgeldiniz diyeyim. Teşekkürler ziyaretiniz ve iltifatınız için.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: