KIYICI[LI]K

kim söylemişse haltetmiş zamanın ilaç olduğunu. zehirdir zaman. zehirmiş.

olmadığını, olmadığımı, olmadığımızı düşünmenin kıyıcılığı, olmayışın kıyıcığı… kıyıcılık işte tam da o küçücük kıyıcıkta ruh daralmasının karasına çıkmıştır. dumanı tüten bir domates çorbasının sarfedilen bir cümleye sığan şefkatli buğusu hatırlanır, zaman geçmiştir. pazardan alınan bir kilo kızılcığı bir oturuşta tüketme bilgisiyle aşkın küçük sırlar hazinesine katılan mücevher, hayatın meydanına yığılan çöplerin arasında kaybolmuştur.

son başlangıcın yanındadır. nihayet ve baştanberi. yok, yanında değil, bağrındadır. ufuk çizgisini elinle tutacak gibisindir. bulutlar yürür. güneş alçalır. uçanlar martı kılığında nedirler? ne tuhaf bir rabarba, ne ölümcül bir vals… kim söylemişse haltetmiş bunun dokunulduğunda kurşun zehirlemesine yolaçacak bir tablo olmadığını.

kelimeler kirlenir. zaman kirlettiğini yine kendisiyle aklayıp paklar. bata çıka ilerler kelimeler zamanın derin denizinde. aşkın öksüz şarkısı kılığına bürünüp iliklerine dek ıslanarak.

“my body is a catboat”, solist: lizeta kalimeri, “lonely land”den. kanun: halil karaduman, gitar: erkan oğur, buzuki: manolis pappos, bayian: iraklis vavacikas, piyano: teodoris kotepanos, ud: hristos ciamulis.

“vücudum aşktan yan yatan / hatıranın getirdiği dalgayla batan bir gemi” (şarkıdan iki dize)

Reklamlar

18 Yanıt to “KIYICI[LI]K”

  1. helen Says:

    bu yazıyı okuduğumda hürev hateminin şu mısraları aklıma geldi:
    Keder bir fener gibi döner geceleri,
    Ve bezgin seher gelir ardından
    Her tanışmayı bir ayrılma say;
    Her doğum bir ölüm habercisi
    Kavuştuğumuzda ayrılmıştık bu kesindi,
    Her güne ayrılığın korkusu sindi
    Gerçeği bilmeyen yüreğimiz,
    Hep yeni tanışmalara gereksindi…
    Her kavuşmayı bir ayrılma say…
    Karanlık umutsuzluktan geçene,
    Tek mum ışığı çırağan görünür,
    Oysa iyi bilinir ki dönüş yolunda Asla çırağan yoktur…

  2. metin Says:

    Yahu ne şahaneymiş “Keder bir fener gibi döner geceleri,” dizesi… Teşekkürler Helen Hanım, paylaştığınız için…

  3. Suat Says:

    Eline sağlık Ağabey, ne güzel yazmışsın..

  4. metin Says:

    Sevgili dostum, hoşgeldiniz. Ama bugünlerde gözüme gözükmeyin. Çünkü tatilcilere kıl oluyorum! (Suat Bey’e söylüyorum, Ekmekçikız Hanım siz anlayın!)

    İltifatınız için de teşekkür ederim. Bazı yazılar elle yazılmıyor. İçinizdeki kapanda kısılı kaplan yazıyor yaralı pençeleriyle…

  5. ekmekçikız Says:

    Metin Bey,
    Siz bir çeşit esir kampında mı çalışıyorsunuz?
    Hani yıllık izin hakkı filan falan, çalışma hayatımızda iyi-kötü var olan bir gelenek artık. Sizi zorba patronunuza karşı isyan etmeye teşvik etsem?

    Yazınız, eşliğindeki müzik ve Helen hanımın eklediği şiir çok güzeller.

  6. metin Says:

    Ekmekçikız Hanım,

    Hoşgeldiniz diyeyim tekrar. Beğendiğiniz için sağolunuz.

    Yok, esir kampında değilim çok şükür! Tatile çıkmasına çıkacağım sanırım da, sağlık sorunlarımı çözmem, bazı koordinasyonları (izin tarihinin ayarlanması, tatil biçimi ve yeri konusunda veletle mutabakat vs) sağlamam ve Minti ile Toto hanımların evde kalış sorununu halletmem, bir de bu yıl nereye gidersem rahat edeceğim hususundaki soru işaretlerimi ortadan kaldırmam lazım. Tabii bir de cepsel durum var!

  7. ekmekçikız Says:

    Oyy, evdeki canlıların durumlarının ayar edilmesi, veletle mutabakat sağlanması brbirinden zor. Anlaşıldı; sizi tatilden alıkoyan hain patron değilmiş!

  8. Suat Says:

    Gecenin bu saatinde Anna Ahmatova…

    “Aynı Bardaktan..”

  9. metin Says:

    Ah sevgili dostum, ne iyi ettiniz… Sağolun, varolun.

  10. elektra Says:

    metin bey, blogumdaki yorumunuza da yazdım, ama buraya da ekleyeyim dedim. ödevimi yaptım. pek de içime sinmedi ama, siz bakın ııh derseniz sonra yine yaparım. daaaa, mail adresiniz ne olaki sizin? benimki komplekssizelektra @ gmail.com ben size mail atayım bir haber edin:)

  11. metin Says:

    Hedefini bulamayan ok, ne kadar gülünç ve zavallı görünür… Okuyucusunu bulamayan yazı mı dedim ben şimdi? Yitirdiği kalbi bulamayan kalp mi dedim yoksa? Asit-zaman, acımadan eritir hepsini… Ötedekileri de, beridekileri de… Zaman, adil bir zalimdir.

    Bir gün bu blogtan geriye sadece bu yazı ve bu şarkı kalacak, kalırsa… Yitik bir kalpten ne kalırsa, ne kalabilirse…

  12. metin Says:

    Olmadı di mi, neş’eli olacak genç kalacaktık, tüh! (İnşallah okumazsınız bu iki yorumu Ekmekçikız Hanım.)

  13. metin Says:

    Bu kısacık aradan sonra neş’emize geri dönelim efendiler hanımlar! Brecht Bey’in kulakları da çınlasın!

  14. metin Says:

    Sizler bana bakmayınız, ben böyle de hıyarım işte. Şimdi bulabilsem de sevdiğim bir eski sesi taşplaktan dinletebilsem size…

  15. ekmekçikız Says:

    Okudum!
    🙂

  16. ekmekçikız Says:

    İçinizden gelmiyorsa, zorla neş’e olmaz, tabii ki. Aslına bakarsanız, doğum günleri neş’eli olmanın daha zor olduğu günlerdir. Ya da, bu benim için böyle. Beklenti katsayısı yükseldiğinden midir, nedir?
    Yine de, hüzünlü olmak o kadar kol kanat kırıcı bir ruh hali ki (benim için) herkese bir neş’e hali uygun görüyorum. Oysa, kimi insan hüzünlüyken daha yaratıcı olabiliyor. Belki, siz de böylesiniz.

  17. metin Says:

    Hay Allah… Ben de şimdi üstünü çizecektim hepsinin…

  18. metin Says:

    Yok yok, içimden neş’eli olmak geliyor. O öyle bir andı, geçti… Size bir kez daha teşekkür ederim. Boşa gitmiş değil neş’e çağrınız. (Valla!)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: