BİR CUMARTESİ ÖĞLESONRASI HİKAYESİ

“mutlu insanların anlatacak hikayeleri yoktur.”

kim demişti bunu, unuttum. anselmo’nun yerinde tekrar karşılaştım bu laforizmayla.

ya kalabalık insanların? kalabalık insan birbaşına insan değil demek değildir. yalnız insan da öyle değildir. hem canım birbaşınalık da tekbaşınalık anlamına gelmez. bunlar hep birbirine karıştırılıyor. dış mihraklar tarafından.

mutsuz insana gelince… hikaye anlatmasını biliyorsa vardır hikayesi. hikayeler toplamını aşan birşeydir onun hikayesi. büyük h ile başlar. büyük i ile bitmez. bitmez bir hikayedir. bitmez tükenmez. ama sıkıcı olmayan. ya da “sıkılmak iyidir” düsturuna bağlı kalan. bilinmez bir hikayedir. anlatılınca değerinden birşeyler yitiren. dili ölü, kendisi canlı.

bu cumartesi sıcağında, evde, ben ve kedim ve tavşanım ve sokak köpeğim ve içimdeki uğultu, uçurum sesi, uzaklardaki düşsel yoldan geçip giden neşeli kamyonetler -içinde bıçkın şoförler ve çok şey görmüş geçirmiş fahişeler-, evet evet sıcak, akacak kanı damardan dışarı, açık havaya davet eden sıcak, eh işte bir mariachi içmek, sahil kasabasındaki tepede aşk acısından geberirken zıkkımlanılan bir mariachi, agavlı, limonlu, çöl kaktüslü, radiohead dinlemek, moody blues dinlemek, beethoven yedinci ve ardından sekizinci ve ardından dokuzuncu senfoni dinlemek, sesi sonuna kadar açmak, biber kızartması yaparak beni kıskançlıktan yamultan mahalle karılarını rahatsız etmek, konforlarını bozmak, bir çakı, bir bilek, kocaman bir silgi, bir hikaye…

Reklamlar

12 Yanıt to “BİR CUMARTESİ ÖĞLESONRASI HİKAYESİ”

  1. Lakırdı » Blog Archive » Das Geschick Says:

    […] Metin abim gibi yazmak isteyip de yazamamanın bi garip şutlanmışlığı var içimdeki kuyunun dibinde. […]

  2. kafcamus Says:

    onu bilmem azizim ama aklıma şunu getirdi: “Happy families are all alike, every unhappy family is unhappy in its own way.” “Mutlu aileler hep birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu ise kendine özgüdür” gibi bir şey işte, Anna Karanina’nın girişi.

  3. metin Says:

    Katkınız yazıyı zenginleştirdi Kafcamus Bey… Çok iyi oldu eklediğiniz… Teşekkür ederim.

  4. metin Says:

    Suat Beyciğim, yok valla, benim iyi yazdığım filan yok, o sizin iyiniyetiniz sadece…

  5. Pınar D. Says:

    Metin Bey, öyle bir yazıyorsunuz ki anlattığınız duyguyu içinde hissetmemek mümkün değil. Uykusuzluğun pençesinde bir kahveyle ayılmayı umarken okuyunca uzaklarda geçen bir filmin sakin bir sahnesinde olmayı ümit ettim. hafif bir meltem eser, salıncaklı bir koltukta yayılırım… içsıkıntısı olsa bile dert değil, orada olayım da…


    yafu orada olup da içsıkıntısı kalır mı?! aşkolsun size Metin Bey!

  6. metin Says:

    Sevgili Pınar Hanım, hoşgeldiniz kulübemize! Siz olursunuz da orada sıkıntı mıkıntı mı kalır! Hay Allah, onca yazı içinde öyle bir yazıya tesadüf etmişsiniz ki!..

  7. Pınar D. Says:

    hepsi böyle değil yani… e güzel, içime soğuk sular serpildi :)))

    her sayfayı yenileyişimde kota diyor, dinlemiyorum, okumaya devam ediyorum 🙂

  8. tavsan Says:

    Mutlu insanlarin mutlulugu elde edis surecleri anlatilacak bir hikaye. Sonrasi hakkinda cok emin degilim; bunu hep merak etmisimdir Buda gibi Nirvana’ya ulasinca ne oluyor diye. Hatta Hani’ye dair Oruc Aruoba’ya da sormustum ama aklimda bir yanit kalmamis. Mutsuz durumlarimda ise ozellikle son donemde cok ketum oldum ben; hic anlatamiyorum, kelime bulamiyorum, bulduklarim cok kalipsal geliyor ya da basbayagi acik etmek istemiyorum duygularimi ve bu duygulari doguran durumlari; dugumlenip kaliyorum oyle. O nedenle ben mutluluk hikayeleri anlatmak istiyorum aslinda.
    Butun bunlar bir yana; bir tavsaniniz mi var?

  9. metin Says:

    Yaw siz demin The Doors’u anmıştınız, şimdi de Oruç Bey’i anmışsınız… Ne hoş!
    Hadi bi tanecik mutluluk hikayesi anlatın bize!

    Ve evet, tavşanım var. Jazzetta’da görebilirsiniz onu (müsait olunca arar, bulunca linkini de veririm). Adı Toto. O bir hanım! Güzel, akıllı bir hanım.

  10. tavsan Says:

    Simdi siz Jazzetta’da tavsanimin fotografi var diyerek bana butun arsivinizi okutmaya niyetlisiniz anladim:)
    Bence de sizin ayni yazi icinde Radiohead ve Beethoven 7. ve ozellikle 9. senfoniyi anmaniz pek hos:)

  11. metin Says:

    Yok valla sadist değilim! Görüntüleri bulduğumda size linkini veririm.

    İkinci cümlenize cevap olarak da şu linki vereyim.

  12. metin Says:

    Ayrıca çok sevindim öyle düşündüğünüze de…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: