LÂM MİM

torkunç bey beni mimlemiş. benim başka mim borçlarım da duruyor olduğu yerde, belki öderim bir ara. neyse, ben kendisine küs idim ya, barışalım bu vesileyle bari.

kara kuru yanıtlar verdim sorulara, kusurum affedile, havamda değilim hiç.

s: blog yazmaya ne zaman başladım?

2006 haziran’ında sanırım. ondan önce de belleğim beni yanıltmıyorsa -ki aramız limoni kendisiyle maalesef- bi sekiz on aylık yorumculuğum var.

s: blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum, yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?

valla jazzetta’da kategorilerim vardı. utopos zaten tematik bi kanal -pardon- blogdu. burası da tematikti başta, aşk belası idi mevzumuz. bir süre sonra değiştirdim karakterini bloğun, kafama göre takılmaya başladım. ancak, jazzetta’da da mesleğime ilişkin yazı yazmamaya özen gösteriyordum, burada da öyle. soğuk yemek’te güncel politikaya da yüz vermiyorum.

s: blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?

blogistana adım atmak da hesapta yoktu; planlı programlı, düzenli intizamlı yazmak çizmek de hesapta yok benim için açıkçası. hangi işlerden hangi işler için feragatte bulunduğumun hesabını da epeydir şaşırmış vaziyetteyim ayrıca.

s: blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?

jazzetta’nın altın döneminde bir tezahürat vardı biraz, ama o dönemde bile beklenti üzerine yazmayı aklımdan geçirmişliğim hiç olmadı. şimdiyse kabile dağıldı gitti, buralara da kimsecikler uğramıyor artık doğru dürüst, hepten kırmışım dümeni serseriliğe. şöyle diyeyim: zorunlu işlerden -bu zorunluluk ister iç ister dış kaynaklı olsun- nefret ederim. zaten bir sürü boktan zorunluluk kuşatmış etrafımızı, bi de böyle zevk vermesi gereken birşeyi zorunluluk çemberine alırsak haltetmiş oluruz.

s: blog yazmayı ne kadar sürdüreceğim?

geberinceye kadar demek isterdim. ama hevesim feci şekilde kırılmış vaziyette. işte sebepleri (önem sırasına göre değil, aklıma geliş sırasıyla):

1. hiç kimsenin bi bok yapamadığı wp sansürü
2. faşist internet yasası
3. muzmin bey’in muzmin anonim’i öldürüşü
4. bu ülkenin derin mutfağında nice nice 2009′ların ocağa konuşu vb nedenlerle “ya sev ya siktirol git” sloganının asla tepemizden inmeyeceği inancının artık geri dönülmez biçimde içimde kök salışının verdiği nihilistçe umutsuzluk şeklinde zincirleme tamlamalı abuk tümcem
5. soğuk yemek bloğunun doğuşuna yolaçan menfur olayın ruhumda açtığı onmaz yara
6. bir önceki maddeyle bağlantılı olarak, insan özünde kötüdür felsefesinin zihnimdeki tahtına iyice kuruluşu
7. özel hayatımın gitgide daha da içinden çıkılmaz hale gelen sorunları
8. hayatın akışı içinde e-dostların çil yavrusu gibi dağılmış ya da kabuklarına çekilmiş/çekilmekte oluşu
9. albert camus amcama yeniden ve gittikçe daha çok hak veriyor oluşum
10. vakitsizlik
11. gitgide yaşlanıyor olmak, ya da kronik yorgunluk sendromu
12. keyifsizce yazmanın anlamsızlığını ve gereksizliğini biliyor olmak
13. facebo[o]k’un ortaya çıkıp mertliğin (blogçuluğun) bozuluşu
falan filan işte…

benim kimsecikleri mimleyecek halim yok. gönüllü biri varsa parmak kaldırsın.

Reklamlar

11 Yanıt to “LÂM MİM”

  1. fatih demir Says:

    Cok Sevgili, Pek Giymetli Metin Agabeyim,
    Su blog dunyasinda tanistigim ve gercek hayatta gorusme imkanini su ana kadar bulamadigim belki ilerde de bulamayacagim amma velakin kendilerini tanidigim sanal dunyada degil nesnelerin elle tutulup gozle goruldugu, bakislarin yaraladigi yada umut verdigi, gulucuklerin iki nokta ustustenin yanina konulmus bir parantezden ibaret olmadigi gercek dunyadaki “VARLIKLARININ” bana kocaman harflerle, en yuksek tondaki bagirislarla “YALNIZ DEGILSIN, sen gibi onlar, yuzler, binler var” dedigi insanlardan biri oldugunu belirtmek isterim. (Acaba bu tumcemin abuklugu iyi bir abukluk mudur? 🙂 )

    Bekir Bey, Bulent Bey, Candan Hanim, Fethi Bey, Muzmin Bey, Demrenlerin Suat’i… ve daha isimlerini saymadigim bir suru insani SIK SIK kaybetmeme ragmen genel olarak buldugum icin mutluyum…

    Not : Feyzbuk’un cikip mertligin bozuldugu olayi dogru degildir cunkum feyzbuk besiktas sahilinde bir cayevi yada kir kahvesi tarzi bir yerdir. Blogculuga etkisi yipratici degil tamamlayici yondedir. Cok tiz zamanda sizi de aramizda gormek isteriz lutfen 🙂
    Bizi oralarda yalniz komayin. Bir de gelin de movie quiz’lerde Fethi beyin skorlarini nasil tarumar ettigime sahit olun… Burada alamadiginiz intikaminizi Candan hanimin kafasina kafasina kartoplarini indirerek alin olmadi yastik savasi yapin, Buyuk besiktaslilar dernegine uye olun (Galatasarayli olsaniz da kapimiz herkeslere aciktir :p)…
    Cok bekletmeyin olma mi?

  2. metin Says:

    Sevgili Konstantin de la Nikaragua und Florida Bey kardeşim,

    Bu “yalnız değilsin” duygusunu yaşatanlar arasındaki müstesna varlığınız için ben de size teşekkür ve şükranlarımı sunarım. Sanırım ve korkarım ki Muzmin Bey’i tümden kaybettik. Üzüntüm büyüktür. Cano Hanım’ı da blog dünyasında kaybettik emme ben değilse bile siz Feyzbok dünyasında yeniden buldunuz. Fethi Bey, Bülent Bey, Suat Bey sağolsunlar deniz feneri konumlarını sürdürüyorlar. Bekir Bey de bencileyin usandı galiba bu işlerden. Sevgili teknik direktörüm başka alemlerde. Velhasıl-ı kelam, e-dostlar dağıldı oraya buraya, kabuklarına çekilir oldular.

    Bendeniz bir garibim. Teknolojiyi severim ve uzak durmam. Emme cep telefonuna çok direndiydim. Şimdi de Feyzbok’a direniyorum. Ne kadar sürer bilmiyom. Cep telefonuna yenildim lakin Feyzbok’tan feyz alma hususunda çok uzun süre mağlup olmayacağım kanı ve sanısındayım.

  3. torkunc Says:

    metin bey, sabah komşu çocukların patır putur merdivenleri tırmanıpşamatayla kapımı dövmeleri ile haybinkuduz’lara gelesiniz deyu kapıyı açtım. “Ne var, ne kudurnuz..” Meğer, sizden haber getirmişler. Kahverengi saçlı olanı atladı hemen nefes nefese: “Me…Metin… Metin Ağabey…” “Eee, zırtapoz.. de ne deyeceksen!” Onun nefesini toplayamacağını anlayan fınfık gözlü verdi muştuyu: “Size küs değilmiş artık… Mim’inizi görmüş, potu artırmış…” Herbirine kurabiye verip gönderdim gerisin geri.

    Efendim, facebook konusunda çok haklsınız. Bakmayın böyle dediğime ben cup diye atladım içine. gel gör ki tetris oynamaktan başka bir anlamı yok benim için… Gelirseniz bir gün kapışırız belki 🙂

    Allah sizi başımızdan eksik etmesin….

  4. metin Says:

    Ahha, Torkunç Bey çalmış kapıyı. Efenim hoşgeldiniz. Sizi kandırdım, ben size küs değildim ki, heh heh! Ama azıcık kızgındım, orası yalan değil; ortadan kaybolanlara (kendim hariç!) kızıyorum ben.

    Amanin, siz de mi Yüzkitapçı oldunuz? (Bir amanin daha: Bendeki jeton da ne kadar paslıymış meğer, şimdi düştü. Konstantin Bey birkaç kez “yüzkitap” yazmıştı da bağlantı kuramamıştım. Bin kunduz!) Yok, ben almiyim onu. Teslim olana kadar direneceğim ben bu feyzboka. Hele de feyzbok milliyetçilerinin fink attığı bir ortamdan tiskinmek kadar doğal bişi olamaz benimçün. (Bkz: Fethi Bey’in malikanesindeki bir kısım Feyzbokçul mahlukat.)

  5. torkunc Says:

    olur mu rica ederim, kızmayınız bana… daha size çaldığım kitapları göndereceğim…

    Şu illet için ben daha çok Rezerve Çehreler diyorum… torkunc is booking faces 🙂

    şu bahsettiğiniz mahlukatı ıskalamışım, bilemedim… (oysa hilkat garibelerine özel bir ilgim vardır.) fakat zaten siz o lafı bana değil başkasına duyuruyor olmalısınız. ben kenara çekileyim azcık 🙂

  6. metin Says:

    Torkunç Bey,

    Siz bu kulübeyi sık sık şereflendirin yeter efenim bu mutluluk bize. (Çaldığınız kitapları yan cebime koyabilirsünüz!)

    O mahlukata gelince… Yüksek yüksek tepelerde, sıradan faşizmin dehlizlerinde ve sokağın başında zaten bol bulamaç arz-ı endam eyliyorlar; bi Feyzbok eksikti, oraya da sıçtılar. Neyse, n’apalım, insanoğlunun insan mertebesine erişmesinde alınacak çok yol, çiğnenecek çok patika olduğu gerçeğini içimize sindirelim, başka çare yok.

    Türk kahvesi seviyorsanız size kahve ikram edebilirim.

    Sevgiler.

  7. fatih demir Says:

    Uc vakte gader!!! Ya siz girersiniz ya da ben ne yapacagimi bilirim!
    (Bu da Nasreddin Hoca usulu bir tehdit oluversin gayri)

  8. ekmekcikiz Says:

    Bakalım kim kazanacak?

    Fasbuk taraftarları mı, karşıtları mı?

    Okuyoruz yazılarınızı Metin Bey, siz hiç merak buyurmayın.
    🙂

  9. Simon Templar Says:

    feysbuk dediğin resimli mezartaşıdır diye yazdığımı görmemişsiniz siz. kısacası, onu fazla ciddiye almayın. ömrü kısadır. bakın, havası geçiyor bile.

    wp sansürü için kanun koyucunun kanununu çalmak dahil elimden geleni yapmak hedefindeyim -uzunca bir zaman alsa da, ama diğerleri için sözveremem.

  10. metin Says:

    Sevgili Simon Bey,

    Son zamanlarda eskisi gibi konu komşu gezemiyorum, o yüzden evet, görmemişim, özür dilerim. Dediğiniz doğru sanırım. Ve de umarım!

    WP sansürü konusundaysa ümidimi kestim ben.

  11. Suat Says:

    Sevgili Ağabey,

    Buraya eklediğin her yazıyı okuyorum ama neden bilmiyorum çok istememe rağmen yorum yazamıyorum. Sebebini biraz düşündüm, sanırım -ben ya da başkaları- yorum yazdıkça bu siteyi açmana sebep olan olayı hiç unutmayacaksın ve bu siteyi yaşatacaksın gibime geliyor.. Oysa ben jazzettayı ve orada yazan metin abimi geri istiyorum. Hoş son zamanlarda onun geri döndüğünü buraya eklenen yazılardan da anlıyorum ama yeterli gelmiyor. Paydos saatini bekliyorum. Ve yeni açılışı. Heyecanla.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: