QUI VIVE?

uzaklarda insanlar vardır. belki bir insan. belki birkaç. yoktur onlar da varmış gibi ışırlar. milyonlarca yıl önce patlayıp süpernova olmuşlardır da ışıkları yeni ulaşıyordur. ya da tersi. onlarla duru göklü gecelerde tek kişilik söyleşiler yaparsınız. tek kişilik söyleşi mi olurmuş demeyin, bal gibi olur. siz isterseniz olur. ikinci kişi içinizde bir temsilci bırakmıştır usulca. size çaktırmadan. siz boşluk gibi görünen evrene bakarak konuşurken o içinizdeki tercüme eder dilinizi ustalıkla. bazı kelimeleri çaktırmadan değiştirdiği de olur ama o kadarcık kusur… neyse, uzaklarda insanlar vardır dedik. belki bir insan.

şarkılar da bunun için vardır, değil mi? uzaklarda insanlar vardır diye. belki bir insan. telgraf direkleri gibidir şarkıların herbir notası. hızla akarken silikleşir mi görüntü, yoksa nedir, işte öyle, ne bileyim…

her şarkıda hayat geriye sarar. her şarkıda yıldızlar sanki daha önce hiç ışımamışlar gibi acemi bir telaşla ışırlar, insanın gözünü alırlar birden. her şarkıyla geceler sabahlara karışır, sokaklar kalabalığa, evler dinginliğin ürkütücü pırıltısına.

şarkılar uzaklardaki insanlardır. uzaklardaki insanlar şarkılardır. her ikisi birdendir. yıldızlar, gece, gökyüzü ve siz, hemhal olursunuz. kaynaşır, karışır, bileşir, ayrışır ve bu büyünün sonsuz döngüsünde, tanrısal bir şiirin içinde erirsiniz.

hadi uzaklardaki insana el sallayın. dönüp kendi içinize ses edin. bir şarkı tutturun. her şarkı o bir şarkıdır. telaşlanmayın. geceye hoşgeldin deyin. sabah pencereyi açın.

Reklamlar

71 Yanıt to “QUI VIVE?”

  1. metin Says:

    (*) Qui vive?: Kim var orada? Kimdir o?

  2. ekmekcikiz Says:

    Hah!
    İşte bu.
    Siz boşverin e-magandalara filan.
    🙂

  3. metin Says:

    Teşekkür ederim.

    Eskiden telefon sapıkları vardı. Çağa onlar da ayak uydurmuşlar anlaşılan! Bu “elden ele” sapığımız da bayağı eğlenceli birine benziyor. Azıcık sevimli olsa tadından yenmezdi, ne yazık ki pek bir meymenetsiz, kerata.

  4. metin Says:

    Fethi Bey’in sevimli sapıklarından niye burda yok? Ühüüüü!

  5. metin Says:

    Ekmekçikız Hanım,

    Gerçi IMF’lik haldeyim ama, yine de sormadan edemiyciim: Sizin ekmek makineniz ne markadır, kaç mecidiyedir ve nereden temin edilebiliyordur? Kullanımı kolay mıdır?

  6. Talisman Says:

    Evet gerçekten bu yazı güzel olmuş. Özellikle şurayı çok sevdim:
    “ikinci kişi içinizde bir temsilci bırakmıştır usulca. size çaktırmadan. siz boşluk gibi görünen evrene bakarak konuşurken o içinizdeki tercüme eder dilinizi ustalıkla.”
    E- sapıklığa gelince, bazen ne yaparsan yap birine birşey anlatamayacağını anlamak insanı yıldırsa da aldırmamak en iyisi..

  7. ekmekcikiz Says:

    Metin Bey,

    Sorularınıza sondan başlayıp cevap vereyim.
    Kullanımı kolay; içinde kitapçıkları var, ne kadar malzemeyi hangi sırayla ekleyeceğiniz ve hangi programı seçeceğiniz anlatılmış. Bir-iki hatalı deneme olsa bile, lezzetli ekmek yapımı kısa sürede beceriliyor.
    Bütün alışveriş merkezlerinde, büyük marketlerde elektrikli ev eşyası bölümlerinde bulabilirsiniz. Ben Carrefour’dan almıştım.
    İlk meşhur marka, yerli Sinbo idi. Çok satar olunca, her markanınki bulunmaya başladı. Üstelik çeşitli marifetler eklendi. Mesela reçel ve yoğurt yapanı bile var. Bence, bu kadar ayrıntı gereksiz. Sadece ekmek yapmak yeterli. Haftasonu Esse’nin yeni bir modelini gördüm, hem küçük hem de sadece temel ekmek yapma, hamur yoğurma özelliği var.
    Benim makine Kenwood marka. Aldığım tarihte, yazın kampanyalı-taksitli bir satıştan 200 ytl civarı bir ödeme ile almıştım. Sinbo’nun ilk makinası 80-90 ytl idi. Sanırım Esse’nin son gördüğüm o basit modeli de benimkinden daha ucuzdu.
    Bir de sanırım internetten satış yapan bir site var, ne var ne yok mu adı, öyle bir şey. Oradan da alınabilir.
    Evde ekmek pişerken çıkan kokunun verdiği garantili mutluluk dikkate alınır ve taksitle satın alma imkanı gözönüne alınırsa, IMF yardımı olmadan da alınabilir diye düşünüyorum.

  8. metin Says:

    Ekmekçikız Hanım,

    Bilgi için teşekkür ederim. Sizin cihaz şimdi kimbilir kaç paradır, ürküttü fiyatı. Ama ucuz alıp da başıma dert açmak da istemem tabii, o da ayrı. Vakit bulur bulmaz bi araştırayım bakayım, niyetim var. Hiçbir şey olmasa canımın sıkıntısını alır biraz. Alır da güzel şeyler yaparsam size de haber veririm.

  9. Bulent Murtezaoglu Says:

    Metin bey, ben 10-15 sene evvel almistim ilk uc bes ay gune iyi baslamami saglamisti. O makinenin ve kahve makinemin saatini ayarliyordum, sabah kalkmak istedigim vakitte evde taze ekmek ve kahve kokusu oluyordu. ‘Yasasin yasasin hemen kalkayim da yiyeyim su ekmegi iceyim su kahveyi’ diye dikiliyordum ayaga. Bir de su bala takmistim, hamm diye yiyordum sicak ekmekle ve ne guzel hayatim var cok sukur bin sukur deyip duruyordum.

    Ekmek makinesi cok iyi bir oyuncak, bir suru deneme de yapilabiliyor. Malzemesi kolay, yalniz kullandiginiz unun glutenine dikkat etmeniz lazim biraz. Netten 10-12 taksitle alabiliyorsunuz, ayda 8-10 milyona gelir herhalde, belki daha aza. Burada henuz almadim ama aklimda, alirsam yazarim.

  10. candan Says:

    biiir şaaarkısıın seeeen nırınım nımmmmm… ay hiç de sevmem bu şarkıyı! du bakiiim ne olabilir, ne olabilir..? ımmm, heh! :

    caddelerde rüzgâr,
    aklımda aşk var
    geceyarısında eski yağmurlar
    şarkı söylüyorlar
    sessiz, usulca
    özlediğim şimdi çok uzaklarda
    nırınım dım tıs!

    niyeyse aklıma bir bu şarkı geliyor böyle durumlarda.. kime söylediğimi bilmeden, bilmediğimi özleyerek, bir gün nasılsa duyacak diye söylüyorum işte, deli kızın türküsü gibi..

    sizi özledik heralde di mi Metin Beyciim! aaa…!!! bi daa görmiiim ortadan kaybolduğunuzu! ohhhh çok şükür allaaaam..!

  11. fatih demir Says:

    Metin abicim,
    Oncelikle bu “uzaklardaki kisi” kavramina ben de suyun ote yanindan biri olarak bakmak isterim… Benim icin uzaklardaki sevdiklerim biliyorsunuz ki sizlersiniz… Mesela Bulent Bey, Candan Hanim, Fethi Bey, Muzmin Bey, Suat Bey velahir…
    Demincenek Muzmin Bey’e ses vermesini umarak gonderdigim eloktronikmektupta da belirttigim gibi bu uzaklara giden kisilerin kendilerine has bir bencilligi oluyor. Geri donduklerinde herseyi yerli yerinde hicbir sekilde degismemis bulamyi istiyorlar ve bunu bir hak olarak goruyorlar.

    Sevgili basip gitmisse geri dondugu zaman tertemiz bir sayfa, kirilmamis bir vazo, yanmamis mektuplar, sigara dumanindan sararmamis resimler, gozyasiyla islanmamis yastiklar, kurumamis cicekler,….. istiyor… Bu cok ilginc bir bencillik turu… Mizikcilik yapip oyunun icine edip basip giden cocuk siniri yatisip veya her ne karinagrisi varsa o karinagrisi olmaktan ciktigi an donup “hadi oynayalim” demeyi normal birseymis gibi nasil goruyorsa, oyunun tekrar baslamasini nasil bir hak olarak edinmisse bu da oyle birsey iste…

    Isin ilginc yani dun aksam tum bu bloglara donme olaylarindan ve bu yaziyi okumadan once Mevlananin :
    ” Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
    Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

    Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
    Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme …” dizelerine rastladim gecenin bir yarisi… Husnu senlendirici , ismail tuncbilek’in essiz muzigi esliginde yilmaz erdoganin hoptirik okuyusunu buldum bir de youtube’da (“mevlana harbiye” diye aratirsaniz cikan ilk link)…

    Demem o ki gidenler kadar kalanlar da uzaklasirlar bazen…

    Yani berbaer bir yere gidersiniz bir sevdiginiz ile sonra o oradan bir yere gitmez… Siz hareket etmek zorundasinizdir o orda kalir… O uzaklarda kalir… Siz yolculuga devam ettiginiz icin “giden” olarak adlandirilirsiniz “uzaklara kacan” kisi olursunuz da , “gitmekten aciz, baglanip kalan, degisemeyen, yolculuga ihanet eden” diye tanimlamazlar “kalan”i…

    Bu arada kendi kendimi tebrik ediyorum kel alaka bir baslangic noktasindan hep o uzaklara gitmeyi basardigim icin kendimi :p Bu konusulan bir konu dahi olsa bu da ayri bir ozellik herhalde… Mesela gecen gun arkadas arasi bir konusmada Besiktas macindan Nijerya’nin ic politikasina ulasmayi oradan da Kurt meselesine getirmeyi basardim muhabbeti:)

    Neyse ne zamandir bloga birsey yazmiyordum bari yukardaki yorumun bir kismini yapistirivereyim… olma mi Metin agabey??

  12. fatih demir Says:

    Candan’anim a be meraba beeee!!!

  13. candan Says:

    a be meraba be şoparım Fatihim de lagaluga beyciim civanım! 😛

    yav Metin Bey bu feyz aldığımız bo(o)k’a şe’ediyo emme orası da olmasa habar alamıycaz tee filoridalardan. :))

    demincek aldığım habar üzerine buraya tekrar damlamış bulunuyorum ve ne görüyorum?! aklıma gelen şarkı sözlerinden esinlenilerek çiziktirilmiş satırların beleş blog yazı türüne indirgendiğini. yazzıklar olsun diyorum da başka bişicikler demiyyorum yooorummm! annadın sen onu! 😛

    ay çok pis türkçe konuşurum da.. pardon! 😛

  14. candan Says:

    ha bi de feyzbuk mesajlaşmalarına bi örnek:

    candan: ba ba ba ba baaa!!! ele mi?! hmm bi bakiim de ne diyeceksem ele diyim bare.. fekat amma velakin sen çok hayırsız çıkmışsen kurban!

    fatih: he biliyem zaten orda hayirsiz oldugum ortaya cikmasin diye kalanlara bok atmisam :p
    sucu uzerimden atmaya calismisam…emme bunnari topluma acih bir yerde sorarsaniz inkar ederim…ben ele bisi dimedim derim :))

    valla sadece bi örnek! emme feyzbuk tasdikli! hahahahahaha :))))))))))))

  15. candan Says:

    ahh nasıl da unutmuşum.. bu konuşmanın elbette bi çıkış noktası var. yani benim neyim eksik florida kadısının kızından. 😛 kel alaka çıkış noktası mı demiş biri..? duyamadııım…!

    fatih: Metin agabeyin oradada mesaj etmisem size… ayriyetten ordaki yorumumu utanmadan bloguma yazi diye yapistirmisim..
    var mi benden tembeli bu dunyada he mi???

    utanma kalmamış bu okuryazar tayfasında mirim! :)))

  16. candan Says:

    Fatih Demir is back to blogging. hehehe :)))))

  17. candan Says:

    fotoğraflar için acele etmeyin kızlar! pek yakında bu sinemada! 😛

  18. fatih demir Says:

    Uzerime duseni yapiyor ve inkar ediyorum…
    Hackerlar yuzkitaptaki sifremi calmis bu sifreden Candan hanima boyle seyler gondermislerdir…
    Ben bi kerem boyle boklu moklu konusmam :p
    tovbe estagfirullah nerde gorulmus :p
    ayriyetten ozel hayatin gizliligi ile ilgili olaraktan da bu kisi ben olmasam bile bu hacker arkadasimiza saygida bi kusur olmasin diyterekten Candan hanima attigi meshajlari kendileri burda yayinladigi icin siddet ilen ve dahi daha da ileri giderekten cok sisset inen kiniyorum…
    Hackerlarin da “ozeline” saygi duyalim 🙂
    gulelim eglenelim dunya kimseciklere kalmaz…he mi?

  19. fatih demir Says:

    Vissshhhhh vay basima gelenler bu Hacker’in duracagi yok…
    hemen gidip kontrolu ele gecireyim…. :p

  20. fatih demir Says:

    Hackeri ikna etmisim mesaji sincik yollar Candan hanim…. Ama benden kusku bile duymaniz beni coh uzmustur habariniz olsun diye seettiriyem yaneeee

  21. candan Says:

    az önce haber merkezimize ulaşan bir notu iletiyoruz sayın seyırcı! :

    Merhabalar Candan hanim bundan onceki 3 yorumu atan ben Hacker Nizamettin olarak sizden ve Fatih bey buyugumden ozur dilerim…

    Hacker Nizamettin

    ”Fatih Bey Büyüğüm” lafına özellikle dikkatinizi şe’ederim sayın seyırcı! 😉

  22. candan Says:

    istanbul 57. noter başkatibesi olarak üzerime düşen görevi şevk ve iştiyâk ile yapmaya devâm ediyorum sayın seyırcı! :

    adam hem hacher hem de fodul ahaha :)))

    ”Ben bi kerem boyle boklu moklu konusmam :p
    tovbe estagfirullah nerde gorulmus :p”

    bütün delilleri böylecene arziderüm sayın büyüğüm! 😀

  23. candan Says:

    yazıya geri dönüş yaptıkça canım kivi istedi. haksız mıyım Metin Beyciim..? 😉

    yatıyorum artık. valla billa. yok, bu floridalılarla uğraşılmaz, asss sooora üstüme şıçrar felan. 😛

  24. metin Says:

    Viva Zapata! Nihayet Konstantin de la Nikaragua und Florida Bey kardeşimiz hayata dönmüş. Geçerken Meksika’ya uğrayıp zapatistalara Fethi Bey’in mahsus selamını da iletmiş.

    Oh be! Neşemiz yerine geldi sayılır. Bi de Muzmin Bey dönerse tamamdır bu iş.

  25. metin Says:

    Cano Hanımcığım,

    Hayatta en sevdiğim işlerin başında fazla kalabalık olmayan semt pazarlarında aylak aylak dolaşmak ve dolaşırken de fileyi -pardon, o bizim zamanımızdaydı di mi- poşetleri doldurmak gelir. Uzun zamandır kivi almıyorum, çünkü kötüler. İşin içine Karadenizli beylerin girdiği hemen hemen her iş sarpa sarıyor nedense.

    Neyse, kiviyi miviyi boşverin, ben size bu soğuklarda portakal öneririm. Vaşington da olabilir, Ruzvelt de. (Diz iz e soğuk espri.)

    Bu arada, o siktiriboktan Feyzbok’tan ne feyz alıyonuz, onu da bi anlayabilsem…

  26. metin Says:

    Bülent Beyciğim,

    “sabah kalkmak istedigim vakitte evde taze ekmek ve kahve kokusu oluyordu.”

    Hah, işte ben de bunu istiyorum. Yalnız kahve yerine çay diyeyim, çünkü kahve artık dokunuyor. Nesi de klasiği de.

    Fatih Bey Florida’dan, Cano Hanım da Feysbok’tan hayata dönüş yaptıklarına göre, keyfim % 66 yerine geldi. Bi de Muzmin Bey dönerse tamamdır. Geriye ekmek makinesini alıp ustalıkta Ekmekçikız Hanım’ı geçmek kalıyor sadece. O zaman size e filan değil, valla billa hakiki, mis gibi ekmekler yollarım, söz.

  27. metin Says:

    Bir düzeltme:

    Bi de sevgili teknik direktörcüğümün kesin dönüş yapması lazım.

  28. ekmekcikiz Says:

    GEÇEMEZSİNİZ METİN BEY, GEÇEMEZSİNİİZZZ!!!

    Ben ustayım, önce onu kabul edin de, size yol göstereyim, sır vereyim.

    İşte bu kadar.
    :))

    Not: Buraların neşesini yerine gelmesine çok sevindim.

  29. metin Says:

    Yahu ustalığınıza toz kondurduk mu Ekmekçikız Hanımcığım. Bilakis, refere ettik! Hele bi alayım makineyi de, meslek sırlarını reca edeceğimdir elbet.

  30. elektra Says:

    ben de iki gündür kendime şarkı söyleyip duruyordum, çağrınızı mı duymuşum ne? ne güzel bir yazı olmuş bu.
    bir de izninizle, kendisine ulaşmak zor da, candancım merhaba:) özlemişim şen şakrak hallerini.

    iyi günlerolsun:)

  31. metin Says:

    Aaaaaa! Bir sürpriz ziyaret daha! Nasıl sevindim anlatamam! Teşekkür ederim. Sizleri özledim. Daha sık uğrasanız ne iyi olur buralara… Benim eskisi kadar enerjim ve hevesim yok, biraz elimi ayağımı kestim, hatta bir aydır kış uykusundaydım.

    Neyse, sevgiler.

  32. Bulent Murtezaoglu Says:

    Metin bey,

    İşin içine Karadenizli beylerin girdiği hemen hemen her iş sarpa sarıyor nedense.

    Keyfiniz biraz daha yerine gelsin, bu dediginiz dediginizi teyid eder sekilde yol su ve elektrik harici sekillerde size geri donebilir. Habuni bi kenara yazun.

  33. Bulent Murtezaoglu Says:

    Metin bey,

    Saatli kahve makinesi zaten kolay ve ucuz bulunan birsey degil burada. Acma kapama dugmasi mekanik olan bir cay makinesi alip, o prize takilan turden zamanlayicilarla kullanmak kabil olsa gerek. Bu dediginiz isi (ekmek+cay) 150-200YTL’ye (ustelik pesin fiyatina 10-12’ye boldurerek) halletmek mumkun olmali. Yalniz yumurtali sutlu filan ekmek yapmaya kalkarsaniz elektrik kesildiginde biraz zarar gorursunuz tabii. (Gerci ne zaman kesildigine bagli olarak mayalanmaya baslamis hamuru pisirememe problemi de olabilir, yumurta sut filan olmasa da.)

  34. candan Says:

    ”İşin içine Karadenizli beylerin girdiği hemen hemen her iş sarpa sarıyor nedense.”

    Metin Beyciim hayırdır? ne alup feremeduğunuz far bizim uşaklarla hı?! batısından matısından eccük kanımıza dokandı yane!

    hem ben hayâta dönüş felan yapmadım. biz hep birlikteydik, ayrılmadık, ayrılmayacağız! hayat eşittir neydi? 😉 ha blogu kastediyorsanız benden bi cacık olmaz söyliyim. hiç de olmadı zâten. siz yazın, biz de zevkle okuyalım, feyz alalım efenim. ah pardon feyzi buktan alıyoduk di mi? 😛

  35. candan Says:

    Elektracım sana da merhaba 🙂
    yav bele konuşup bene meahcup ediyon volla! ulaşmakmış, zormuş felan cık cık cık… 😛 ayrıyetten:

    yüzüm şen, hatıram şen, meclisim şen, mevkiim gülşen
    dilim şen, hemverim şen, hemşerim şen, hemdenim ruşen
    nasıl şen olmasın gönlüm, bu bezm-i iyş-ü işrette
    içen şen, söyleyen şen, dinleyen şen, yâr-ü ağyar şen

    😉

  36. candan Says:

    Metin Beyciim, bi de, teknik traktörümüz arızalanmış.. bana bile gelemedi yalançı! geçenlerde aradı, gelicem dedi, tam kapatırken de everfever kardeşimin selamını söyledi, meğerse yanındaymış ”vayyy özledim keratayı sen de çok selam söyle” deyince sesi mesi bi değişti (hasetten olsa gerek), ”benim telefonuma bile böyle sevinmedin” dedi. görüyosunuz işte ne arıza bi adam olduğunu. ben ne diyim.. 😛

  37. fatih demir Says:

    Bulent Bey,
    O ekmek makinelerinin hangisi en iyisidir? (Siz bu soruyu hangisi en az ugrastiranidir? Temizligi neyin en az yoranidir? Tembel adama en uygunudur? olarak okuyun 🙂 )

    Metin abicim su makinelerden denk getirirsem bi tene de size yollayam olma mi? Ama cay makinelerine hic guvenmeyin derim… ya sallama (earl gray o da twingin olcek) yada demlik olayi yani….

    Candan hanim
    hackerlara guvenmeyin,
    Fatih efendiyi uzmeyin
    gunduzleri demlenmeyin
    Beni de deli etmeyin
    🙂

  38. ekmekcikiz Says:

    Hiç eksik kalmayayım; ben de Candan’a bir merhaba diyeyim. 🙂
    Demek feyzbuk haa?
    Eee, peki sizi orda nasıl buluciiz, Candancıim?

  39. fatih demir Says:

    Ekmekcikiz hanim,
    Pek bi tanismiyoz biz emme bakin Candan hanim yukarda tum yuzkitabi sirlarini ifsa edebilecek guce sahip oldugunu gostermistir. Bundan hec mi hec utanmamistir, gocunmamistir… ve bunnar yitmezmis gibin ustune ustun beni suclamistir…
    ben size aman diim de sonra uyarmadi dimeyin…
    Emme Metin abim baskadir… o melek kimin bi insandir… Ve amca baba yarisidir :p

  40. fatih demir Says:

    Ahan maddesini de bulmusam :
    “TÜRK CEZA KANUNU…
    Maddeler: 132 – 140
    2. Kitap, 2. Kısım, 9. Bölüm: Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar

    DOKUZUNCU BÖLÜM
    Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar

    Haberleşmenin gizliliğini ihlâl

    Madde 132 – (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlâl eden kimse, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlâli haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

    (2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    (3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

    (4) Kişiler arasındaki haberleşmelerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanması hâlinde, ceza yarı oranında artırılır. ”

    6 ay Candan hanim 6 ayyyyy hahahhaha haaaaaaaaaayyyyyyy

  41. Bulent Murtezaoglu Says:

    Fatih bey,

    Temizligi bir problem olmuyor bunlarin. Ekmek yapismaz malzeme kapli bir hazne icinde yogurulup pisiyor. O haznenin icinde yoguran bir kol var, o kol da yapismaz malzemeyle kapli. Ekmegi cikarttiginiz zaman sadece o kolun bagli oldugu saftin etrafina birsey yapismissa yapsiyor, yoksa makine/hazne tertemiz kaliyor. Bulasik makinesine atabilir, yahut bir sudan gecirerek kullanabilirsiniz yine. Yikamasaniz da yikamadiginizi anlayamazsiniz.

    Ben nasil aldigimi hatirladim. O zaman web yoktu ortalikta ama internet ve usenet vardi tabii. Usenet’teki yemek guruplarini okumustum, Hitachi iyi diye ogrenmistim Hitachi almistim. Oradan ayrildigimda calisiyordu, donunce de kullanacagimi tahmin ediyorum (ama bodrumuna koydugum arkadasima istersen kullan dedim, o bozabilir). 1992’de $120 civari bir para vermistim ama bir iki ay ucuz fiyat gozlemisimdir. Iyice nostalji yaptim, neye bakarak almisim diye de aradim simdi.

    Alacaksaniz, ic ice gecmis iki dikdortgen prizma seklinde ekmek saklama kutulari var, onlardan da alin. Taze durmasina yardim ediyor. Soyle mesela.

    Dikkat edin ‘ekmek unu’ diye satilan unlardan alin. Ekmegin kabarmasi icin biraz birbirini tutan molekuller olmasi lazim, bu vezifeyi de gluten denen bir protein goruyor. Kek ununda az var, ekmek icin olan unda cok. Zannediyorum o icinde ne gida var etiketlerinden de belli oluyordu bu, ama net hatirlamiyorum. Misir, kepek filan ekmegi yaparken de biraz glutenli ‘ekmek unu’ karistiriliyor o yuzden. Sevdiginiz bir tarifi tutturursaniz, bir gun oturup 15-20 defa olcup karisimlari fermuarli torbalara doldurabilirsiniz. Boylece olcu kaplari da bir kere kirlenir. (Mayasini da koyarsaniz buzdolabinda saklayin tabii.)

  42. Bulent Murtezaoglu Says:

    Fatih bey, linkli cevap verdim, spam olmus, Metin bey kurtarinca gozukecek.

  43. fatih demir Says:

    Eywallah tesekkur ederim Bulent Bey…

    Bir de su internet suclari hakkinda danisayim size. Candan hanim’i nereye sikayet etmem gerekiyor simdi 🙂
    Bu internet sucu ya ondan soruyorum.
    Bir de cezasini internette mi cekiyor? 🙂

  44. metin Says:

    Cano Hanımcığım,

    Sizin uşaklarla alıp veremediğim mi varmış? Haaa, o lakirdiyu niye etdum, oni mi dert edüğnüz da? İstanbul’da ikamet eylediğinize göre azıcık başınızı sağa sola çevirirseniz anlarsınız efenim.

    Bir de, blogçuluktan istifa edip feyzbokçuluğa yatay geçiş yapmanız affedilmez bir suçtur benim indimde, habarınız ossun. Ben bu Feyzbok’a fena takmış vaziyetteyim de üzerinize afiyet. Derhal titreyin ve malikanenize dönün! Yoksa bu sefer fena kaybolurum ben de buralardan ha!

  45. metin Says:

    Teknik direktörcüğüme gelince… Fena kızgınım ben ona.

  46. metin Says:

    Konstantin Beyciğim,

    Yaw Fethi Bey’in orada da sordum, nedir bu “yüzkitap” olayı allasen?

  47. metin Says:

    Sevgili Konstantin Bey kardeşim,

    Şimdi yolla desem olmaz, öyle pahalı hedaye mi olur gurbet ellerde kan ter içinde kumsallarde keyif ça…-pardon tükanda çalışırkene! Yollama desem de olmaz, zaten cep ve cepken vaziyetleri iyice vahamete bürünmüş, fırsat bu fırsat demek varken…

    Çay konusunda haklısınız, hem ben çay makinesi fikrine sıcak da bakmam, klasik usullerle demlenmiş çayı severim. Derdim ekmek makinesi sadece.

  48. metin Says:

    Bülent Bey,

    O saklama kabı ne güzelmiş öyle! Bi de sanırsam siz bu bilgileri yurtdışında keyif ça…-pardon, yaşayan- insanlar için (Konstantin Bey gibi mesela) veriyorsunuz.

    Araştıracağım ilk fırsatta bu zımbırtıyı. Pratik, ekonomik ve sağlam olanı hangisiymiş bakalım…

  49. ekmekcikiz Says:

    Ekmek Yapma Makinesi ilgisi arkadaşlar için;

    Şu saklama kabı nesnesi iyi gözüküyor da, çok gerekli mi bilemedim.
    Ben, pişirdiğim ekmeğin o gün tüketilecek olandan fazlasını dilimleyip, fermuarlı torbalar içinde buzluğa kaldırıyorum. Gerektikce birkaç dilim çıkarıyorum, çok acil gerekli ise, ekmek kızartma makinesinde ısıtıyorum/kızartıyorum. Taptaze, mis gibi oluyor.
    Hani, işinize yarayabilir dedim de…

  50. metin Says:

    Sağolun Ekmekçikız Hanım bilgi için. Buzlukta tadı kaçmıyor mu o ekmeklerin peki?

  51. thelosthighway Says:

    Sezen Aksu: Denge.

    Şarkı budur üstadım yazını okuyunca aklıma düşen…

  52. ekmekcikiz Says:

    Yoo, hiç bi şey olmuyor.

    Hah, şöyle bir şey var. Sanırım, no-frost denen buzdolaplarında içerde hep aynı hava mı dönüyormuş, neymiş, o nedenle koku oluyormuş. Bilmem, böyle bir koku mu kastınız?

  53. ekmekcikiz Says:

    Eksik yazdım.
    Diyecektim ki, böyle bir koku nedeniyle mi tadı kaçıyor ekmeklerin, diye düşündünüz.

  54. metin Says:

    Evet Ekmekçikız Hanım, onu düşünmüştüm.

  55. metin Says:

    Kayıp Derviş kardeşim, yahu özletmişsiniz kendinizi. Sağolun. (O şarkıyı şu an hatırlayamadım. Bi düşüneyim nasıldı.)

  56. candan Says:

    Fatihcim, gözüm, ciğerim 😛

    hackerlerle yok bi işim
    bileğime güvenirim
    sen daha çok gençsin emme
    gardaş, ben her dem tazeyim

    😉

  57. candan Says:

    Sevgili Ekmekçikızhanımcıım;
    efenim merhaba, merhaba! 🙂
    o kitapta -son duyumlarıma göre- 26 dene candan, bi tane şişe var, ha onun içindeki paluk penumdur! 😉

  58. candan Says:

    Fatihciime bi not daha:
    gözüm, bekarköy’de bi cafenin işletmesini almış bulunuyom. başım belada, tabancamı da unuttum helada. bak güzel kardeşim, zaten diyarbekirlilerle uğraşamıyom (Metin Bey kurban olsun penum karadenizlime), bi de sen iş çıkarma başıma. fururum! bene ceza meza sökmez şu ara. haber ediim dedim. 😉

  59. fatih demir Says:

    hiyirli ugurlu ulsun Candan’animmmmm
    Bol para yapin da bize de yemek nasip olsun :p

  60. fatih demir Says:

    Metin abicim ekmek makinasi konusunda arastirmalarima bir alana bir bedava cinsinden bir kampanya bulmak umudu inen devam etmekteyim….

    feyzbook meselesi ise acayip bir istir… Ben bircok dostumu buldum uzun suredir gorusemedigim…
    kisaca tam adinizi soyadinizi dogum tarihinizi ve okulunuzu felan yazinca bunlardan arastirarak arkideslerinizi buluyorsunuz… sonra boyle cerez niyetine konulan ufak hosluklari da var… mesela bi araba yarisi var… her Allahin gunu Candan hanim uykuda iken onu yenmezsem uyuyamiyorum 🙂

    vesselam sizleride aramizda gormekten kivanc duyariz…. mesela resim neyin de koyabiliyorsunuz… Candan hanimin sisenin icinde balik iken cektirdigi bir resmi var mesela.. cok sulu bir reesim ama onu da oyle kabul etmek lazim iste naapcaniz :p

    Muzmin beyin ufaklik Misket bey de var benim listemde mesela. Fethi bey de elestiriyor ama ne zaman bir film quiz’i gondersek hemen orada aliyor nefesi 🙂 elestirdigine bakmayin tam bir feyzbook kullananidir kendisi yani…

    Baska demrengillerin Suati da oralarda… derindusunceden bircok insan var…sanirsam gruplari neyin de var orada…
    iste beyleyken bele

  61. metin Says:

    Konstantin Bey kardeşim,

    Desenize ben çağdışı kaldım… Yazıklar ossun bana. Ama benim vaktim yok.

  62. metin Says:

    Cano Hanım,

    Öyle kızdım ki şincik size, cevabımı kızgınlık yazımın altında verecem.

  63. metin Says:

    Bülent Bey de Karadeniz yöresindenmiş, hay Allah! Ayıp etmişim! Cano Hanım’a da niye kızmışım anlamadım şimdi… Eski defterlerin sayfalarını karıştırmak hoş oluyor ara sıra.

  64. metin Says:

    Şu anda Kazım Koyuncu türkü çığırıyor tam da sizi anmışken Bülent Bey. Siz neredesiniz kimbilir…

  65. candan Says:

    şey yüzünden işte Metin Beyciim, işletmecilik meselesi yüzünden kızgındınız bana. o yüzden tutmadı demek o iş!
    hem zâten sizin bana kızmanız için özel bi sebebe gerek yok ki, canınız kızmak isteyince bana kızıyonuz. sanki ben de mi öyle ne? 😛

  66. candan Says:

    bu arada, Fatihcim canım kardeşim, araba yarışındaki son durumu açıklamak ister misin? yoksa o zevki de mi bana bırakıyosun? 😉

  67. metin Says:

    Size kızmam için, sizin de bana kızmanız için özel bir sebep olmayışı ne güzel Cano Hanım! Bir dostluğun en önemli nişanelerinden biri de, hesapsız kitapsız kızgınlıklardır der atalarımız. (Atalarımızı da her defasında işin içine karıştırmasam olmaz yane!)

    Araba yarışı da ne ola ki aceba?

  68. candan Says:

    ah Metin Beyciim ah! bu dediğinizi bir de kızıma anlatabilsem.. ona kızınca, gerçekten kızdığımı sanıyor hâlâ. bi taraftan kızarken, bi taraftan da ”dudaklara bak, büzüldü yine, dur şunu bi öpeyim!” diye içimden geçenleri anlayamıyor bir türlü..
    yav iyi ki varsınız! Fatih de öyle.. siz olmasanız ben ne ederdim! 😀

    araba yarışından Fatih bahsetmiş (yukarılarda). yoksa ben öyle olur olmaz yerlerde bi erkeği araba yarışında nasıl yediğimi falan anlatmam. yakışık almaz yâneee!!! 😛

  69. metin Says:

    Veletler böyle hep Cano Hanımcığım…

  70. metin Says:

    Yuh bana, “yüzkitap” konusunda jetonum düşmemiş! Ah bi de çok özlemişim ben bu güzel insanları yav!

  71. metin Says:

    Cano Hanım,
    Fatih Bey,

    Yetti artık canıma, tak etti. Gelin gayrı. Yazıktır keyfime. Ayıptır günahtır bu yaptığınız. Biriniz Florida’larda gönül eğler, ötekinizin nerede olduğunu bile bilmiyom artık.

    Yazıklar olsun, kurbağalar cebinize dolsun. Keşke kulaklarınız çın çın çınlasa da bu meşazımı okuyup utansanız diyom…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: