SERTTUĞRUL KAPTAN’DAN TEKE ZORTLATMASI

burası jazzetta değil. basındaki köşeyazılarını olduğu gibi löpürdetmekten de hiç hazzetmem. jazzetta kapalı olduğu için ve canım da hiç istemediği için uzuuun zamandır da gündelik siyaset yazmıyorum. ama artık dayanamadım serttuğrul bozköşk efendi’nin yavelerine, hele de son günlerdeki manalı manalı heyheylenmelerini okuduğumda tamam dedim, yine işin içinde karıştırdığı boklar var. onunçün kusura bakmasın engin ardıç abim, yazısını buraya lüpletmek zorundayım. nasılsa balık hafızamız muhteşemdir, o yüzden jazzetta’yı açarsam kendim de yazarım bu herif-i naşerif hakkında yine. gerçi ahmet kekeç abimiz de ağzına sıçıyor ya bu alçağın, neyse. buyrun, afiyetle okuyun. (minisküller için kusura bakma ardıç abi, burada böyle kuralımız, hem bak “dolasıyla” diye dizgi hatası olmuş, onu da düzelttim. ayıp olmasın iyice diye link de verdim, daha n’apayım: http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=96160,10,2):

ALA ALA HEY!

girelim mi girmeyelim mi derken, elli kilometre girmişiz yahu… ama kesmiyor.

bize bir genç osman lazım ki atlayıp hendeği geçecek, bağdat’ın kapısın açacak (“kapısını” değil, “kapısın”)…

hoyda bre!

arkandayız paşam, elimizde viski bardağı… teşhis budur.

vatan uğruna gerekirse cabernet sauvignon bile içeriz.

aslına bakarsanız ben askerliğimi yaptım, rüşvet yemem, kedileri köpekleri severim, çay demlerim, erkenden yatarım… deeemir aağlarlaa ördüüük ana yuurdu dört baştaaan…

keşke deniz baykal’ı da iktidara getirebilsem ama olmuyor.

hiç olmazsa bırakın beni bağdat’tan girip basra’dan çıkayım! yiyeeeyyt ulaaaayn!

aksi takdirde tiraj kaybediyoruz ağabey…

neyse, yeni gelen çocuk emin’in yerini tuttu gibi.

bekir’i içeriye kaydırıp onu üçe mi çeksem, ne halt etsem?

bastır oğlum, satışlar bombok.

bastırdım amirim: ulan bir mehmet aurelio kadar olamadınız.

“korkma sönmez” diyor adam, siz korkuyorsunuz. üstelik sünnetliymiş de. koluma dolayayım.

atalarımızın zamanında birleşmiş milletler güvenlik konseyi mi vardı? beyaz saray’ın yerinde inekler otluyordu, condoleezza rice karısının dedesi de alabama’da pamuk topluyordu yahu…

kıırıım’dan geeliiriim geeliiriim, aaatım da aaaarap’tır heey… hazır ol vaktine bağdat beyi!… haaalin de haaraaptır heeey…

atalarımız arasında yavuz selim vardır ama “akl-ı selim” yoktur.

dolayısıyla, akıllı olmayın oğlum, akıllı!

bizler deli ibrahim’lerin torunları değil miyiz?

tırsmayın yahu, biz istersek yelkenleri atlastan, halatları ipekten, kesilen sakal daha gür çıkar, sen ki frança eyaletinin kralı françesko’sun.

pardon, fıkraları karıştırdım galiba.

ne tırsıyorsunuz, biz psv eindhoven’den kendi sahasında bir puan almış bir milletin çocuklarıyız. takımın yarısı yabancı ama zarar yok. havasınaa suyunaaa, taşınaa toprağınaaa…

fakat o kadar uğraştık, bir “yine de şahlanıyor aman kolbaşının kır atı” türküsünü söyletemedik gitti hasan mutlucan’a be kardeşim.

durun bakalım, önce savaş, sonra hayırlısı…

Reklamlar

Bir Yanıt to “SERTTUĞRUL KAPTAN’DAN TEKE ZORTLATMASI”

  1. metin Says:

    Serdar Turgut’un şu yazısını okuyunca biraz nefesim açıldı:

    http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=96170,10,104

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: