KALAMAR VE MÜREKKEBİ…
“seni seviyorum, seni seviyorum!” aşk ilanının, bedenden birdenbire ortaya çıkıvermiş olan, önüne geçilemez olan, yinelenmiş olan bütün bu doruk noktası, bir eksikliği gizlemiyor mu dersiniz? söylenmesindeki aşırılık altında arzunun başarısızlığını, tıpkı kalamarın mürekkebiyle yaptığı gibi karartıp örtmek için olmasaydı, bu sözü söyleme gereği duymazdık.*
(*) roland barthes
Mayıs 13, 2008, 12:50 pm üzerinde
Hımm yok buna katılmıyorum. Tabii aşırı yinelenmesi eksikliğinden korkma olabilir ama insan sevince bazen “seni seviyorum” demese nefes alamayacak gibi hissediyor. Mecburiyet, bir tür survival oluyor seni seviyorum demek.
Ah ulan ah..
Mayıs 13, 2008, 2:30 pm üzerinde
Efenim tabii ki katılmayabilirsiniz. Zaten fikir dervişin, yani Roland Amca’mızın fikri.
Fakirin fikrini sorarsanız, dediklerinizi derim ben de -der gibi yaparım mı desem?
Mayıs 13, 2008, 2:31 pm üzerinde
“Ah ulan ah”ı merak ettim şinci. Fazla merak iyi değildir bilirim.
Mayıs 14, 2008, 3:18 pm üzerinde
Ben “bedenden birdenbire ortaya çıkıvermiş” olmasina takildim. Bence biraz sosyal bir ogrenme bu “seni seviyorum” demek. Bedenden gelen olsa olsa cinsel durtu ve onun tatminidir belki…