ev içi dediğin böyle olmalı arkadaş, ben onu bilir onu söylerim. hani nasıl derleğ, “minimal”. hatta mümkünse boş. şarkı türkü çığırdığında çın çın çınlayacak.
ev -önemlidir önemli.
ev: dönmek için can attığın olmalı. çıkmak istemediğin.
merhabalar efenim. zaman niye “su gibi” akar acaba? akmasa hiç, şişesinde uslu uslu dursa meret, olma mı? oldum olası bu amorf kütleyle kan davam var zaten. yaş ilerledikçe iyice gıcık kapmaya başladım zatından. bakın neredeyse on gün geçti, yazacam gayrı dedimse de tık yok. yok yok, elektrikler filan kesilmedi, misafir de gelmedi, ama başım (ve de cebim) türk hekimleriyle dertte. cebim dediysem cep telefonum değil, “cep delik cepken delik”tekinden. neredeyse her allah’ın günü o doktor senin bu doktor benim hesabı dönüp duruyorum. valla elinde kalacağım diye korkuyorum bir gün içlerinden birinin. buralardan gittik gideli iflah olamadık gitti efenim.
neyse. soğuk yemek’i ocağın altına koyduğumuzda niyetimiz ve derdimiz başkaydı biliyorsunuz; bir nevi acıların çocuğu modunda e-günlük üretimine koyulmuş idik (iyi haltettik). sonra sonra format değiştirerek tabir caizse “jazzetta-light” haline geliverdik. e şimdi jazzetta‘yı diriltmeye kalkışmışken burayı n’apcağız diye birkaç gün kara kara düşündükten sonra, “bir şekilde devam etsin anasını satayım” şeklinde bir karara vardığımı ilanen tebliğ ediyorum sayın yemekseverler.
…de, ne şekilde? yine eskisi gibi e-günlük olarak devam edecekse, elbette cıs mevzuya girecek değiliz, kalan üç kuruşluk aklımızı gravyer ekmekle yemedik daha. zaten köprülerin altından akacak su da kalmadı; öküz içti, dağa kaçtı, dağ yandı bitti kül oldu. gökten de hiçbişi düşmedi, düşecek diye modası geçmiş newton fiziği çalışacak da değiliz müsaadenizle.
o halde? ne bileyim işte, bir şekilde patikalarda yürümeye, böğürtlen, dağçileği, ısırganotu toplamaya devam. hele azıcık daha kendime geleyim. afşar bey’in kulakları çınlasın, kâr maksimizasyonu meselesi başıma iyiden iyiye bela oldu şu son zamanda, o da ayrı bir mesele.
çavınız efenim. sağlığınıza dikkat ediniz, soğuk sular içmeyiniz, kalleş havalara kanmayınız, bana birşey olmaz demeyiniz, arada sırada çekap falan yaptırınız. oldu mu fena oluyor. (benimkiler böyle eften püften, mevsimlik arızalar değil maalesef, onu da söyleyeyim.)