eskiden matbuatta “kısa… kısa…” sütunu olurdu. bugün öyle yapayım dedim.
***
yüzkitap blogçuluğu mu öldürdü yoksa sadece soğuk yemek’i mi, anlamış değilim. neyse, n’apayım, kendim çalıp kendim söylerim ben de. belki böylesi daha iyidir.
***
dilime bir süredir pelesenk olan bir türküyü, az önce engin ardıç’ı okuyunca size de hatırlatayım dedim. güftesini buraya uzun uzun yazmama gerek var mı, yok. http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=107565,10,2
***
bilmece: dünyanın en gizemli, en assas heyvancığı nedir?
yanıtı: istanbul trafiği.
***
istanbul trafiği deyince, istanbul’un bizatihi kendisini anmamak olur mu! tam ben anacaktım ki ahmet kekeç bey anıvermiş. şöyle ki:
“istanbul çok çirkin… istanbul büyük, karmaşık, girift ve hayatın mütemadiyen ‘akıp gittiği’ bir heyula… bir an önce ‘kurtulmamız’ gereken bir heyula. zaten hayatınızı hep bir şeylerden kurtulmak üzerine bina edersiniz ama kurtulamazsınız. böyledir bu işler.”
ah ah, doğru söze ne denir.
***
mars’ta bir kayanın üstüne oturmuş düşünen bi adam keşfettilerdi geçenlerde. şimdi de marslı bir ressamın varlığını keşfetmişler. gidip oraya mı yerleşsem n’apsam?
http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=141082
***
aklımda bazı e-iş fikirleri var. mesleğini seven, işinin inceliklerine vakıf, kişilik ve yüksek ahlak sahibi bir kahraman arıyorum; gerekirse mevcut düzenimizi bir süre daha sürdürerek de olsa, kendisiyle yeni bir iş kurabileceğim bir insan evladı. yok mu artıran?
***
benim iş anlayışım, kendim imal ettiğim, fekat martin luther king’in de söyleyerek aklın yolunun bir olduğu klişesini haklı çıkardığı laforizmaya dayanır: çöpçü mü olacaksın, ol; ama dünyanın en iyi çöpçüsü olmak şartıyla. king bey bunu şöyle ifade buyurmuşlardır: “sizden sokakları süpürmeniz istenirse michelangelo’nun resim, beethoven’ın beste yapışı veya shakespeare’in şiir yazışı gibi süpürün. öylesine güzel süpürün ki, gökteki ve yerdeki herkes durup ‘burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş’ desin.” telifimi istemişimdir kendisinden, ama adresinde bulamamışımdır. sağlık olsun.
***
aradım taradım, acı biberli çikolatayı bir türlü bulamadım. acı biber sevmem, çikolataya bayılırım. ikisi birlikte nasıl bir füzyon oluşturmuşlar, merak ettim. merak sadece kediyi mi öldürür acep?
***
ben türbanlı bir genç kız olsam, ingilizce bir makale yazar ve dünyanın öndegelen sosyal/kültürel antropologlarına filan türkiye’de çok “parlak” ve “şen” porofların yaşadığını bildirirdim. böyle mostralık numuneleri başka nerede bulacaklar, onlar için müthiş bir mesleki keşif olurdu bu.
***
şahane bir kitap okudum geçenlerde. hakkında uzun uzun yazacaktım. vazgeçmek zorunda kaldım. belki sonra yazarım. acayip yiyecekleri ille bi denemek, acayip kitapları bulup buluşturup didiklemek gibi bir huyum vardır, severim bu huyumu. genellikle de düşkırıklığına uğramam.
***
sevgili darmaduman bey! lütfen yorumlara kapatmayın yazılarınızı. o güzelim atmosferi mahvetmişsiniz zaten, bari bu kötülükten vazgeçin.
***
ilhan abim evde miiiiiiii evde mi?